şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • türkiye'nin 2020 yılı büyüme hedefi %5; saygın kurumların tahmini ise %3 bilindiği gibi %4'ün altında bir büyüme türkiye için yeterli olamıyor. son zamanlarda açıklanan bir sürü veri %3 civarı büyüme senaryosu ile uyumlu fakat tüketici güveni ise çok geriden geliyor. son açıklanan veride tüketici güveni 59.9 idi; normal şartlar altında tüketici güveninin 100'ün altında olması kötümserliği ve dolaylı olarak ekonominin kötü gideceğini ifade eder ama standart endekste tasarruf eğiliminin 1/4 civarında ağırlığı olması ve milletimizin iyi- kötü zaman ayrımı yapmadan tasarruf yapamaması/ yapmaması sebebiyle 100 eşiği bizim için çok geçerli olamıyor. normal zamanlarda türkiye'de tüketici güveni 70'li değerler alır iken iyi zamanlarda 80'li değerlerin üstü görünüyor(+90 istisna) ekonominin kötü gittiği zamanlarda ise 70'in altı değerler görülüyor.(60'ın altı istisnai dönemleri işaret eder.) yani özetle tüketicinin harcama eğilimi ve kapasitesi kötü durumda ve bu iyileşmeden de %5 civarı büyümenin gerçekleşmesi zor.

    tüketicinin harcama eğilimi ve kapasitesini artırmak için de en uygun yol gelirlerini artırmaktır ve asgari ücret görüşmeleri bu noktada önemli; oecd ülkeleri arasında ortalama gelir ile asgari ücret arasındaki korelasyonun en güçlü olduğu ikinci ülkeyiz ve ortalama gelir ile asgari ücret arasında son 15 yıldır en az %70 civarı bir korelasyon mevcut; kısacası türkiye'de asgari ücrete zam yapmak ortalama geliri artırmaktır denebilir.

    şu an enflasyon %11 civarında açıklandı; bütün saygın kurumlar da 2020 yılı ortalama enflasyon için %12-13 civarı tahminlerde bulunuyorlar yani özetle şu an 250 civarı bir zam asgari ücretlinin(ücretli kesimin +%40'ı !) alım gücünü koruması için gereklidir diyebiliriz ama yine açıklanan enflasyon verilerinde asgari ücretlinin sepetinde olması beklenebilecek ürünlerdeki enflasyon ile üst gelir grubundakilerin sepetinde olması tahmin edilebilecek ürünler arasında ciddi ayrışma var özetle asgari ücretlinin enflasyonu açıklanan enflasyondan en az birkaç puan yüksektir diye düşünüyorum yani asgari ücretlinin alım gücünü koruyabilmesi için en az 300 lira civarında bir zammın isabetli olur ve %5 civarı bir büyüme hedefleniyorsa bunun üstünde bir asgari ücret zammının faydası zararından fazla olabilir.

    2400 lira civarında bir asgari ücret ekonomimiz için optimum seviye olabilir. asgari ücrete yapılan çok güçlü zamların asgari ücretlinin alım gücünü uzun süre artıramaz ki geçmiş örnekler bize bu tür kararların asgari ücretlinin toplam pastadaki payını düşürdüğünü gösteriyor. 2016'a girer iken tek haneli enflasyon ortamın asgari ücrete %40 civarında zam yapılmıştı ama yıl sonunda toplam servette alt gelir grubunun payı azalmış; gini katsayısı kötüleşmiş; alt gelir grubunun geliri, üst gelir grubunun gelirine göre daha az artmış(p80/p20); gelirler içinde ücretlerin payı düşmüş özetle para üst gelir grubuna giderken ekonominin göstergeleri bozulmuş daha sonra zaten aradaki fark da enflasyon ile erimiş. asgari ücret ile alt gelir grubuna yapılabilecek gelir transferi sınırlıdır, bu sebeple 2400 civarı bir rakamın optimum seviye olduğun düşünüyorum.

    asgari ücret bir de işveren/istihdam açısından önemli ''maaşına zam, işine son'' klişesi yaşanmaması için işverenler de düşünülmelidir ama asgari ücrete işverenler açısından sadece gider olarak bakılması ayrıca saçma bir durum; toplumun en az %40'nın yeterli gelir elde edememesi de işverenleri gelir yönünden tehdit eder. şu an türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri özel sektörün bilanço sorunudur ve doğal olarak kağıt üzerinde asgari ücretlinin enflasyona ezdirilmesi daha iyi senaryo olarak görülebilir ama gerçekte ise asgari ücretlinin hak ettiği gelir artışına ulaşmaması işverenler için de daha olumsuz bir gelişme olabilir. aslında bu noktada kamunun devreye girmesi de son derece mantıklı olabilir.

    asgari ücretliye yapılacak enflasyon üstü 100-200 liralık zammın bir kısmını kamu karşılar ise ekonomide daha iyi senaryolar yaşanabilecek iken bu durumun işverenlere külfeti ise sınırlı olacaktır; 2020'de kamu harcamaları zaten ciddi şekilde artacak ve bunun önemli sebeplerinden biri ekonominin toparlanması için kamunun belirgin şekilde rol alacak olmasıdır ve ekonomiyi desteklemek için kullanılacak en verimli kanallardan biri bahsettiğim bu yol olabilir üstelik bunun maliyeti de yoruma açık kamunun böyle bir yükün altına girmesi gider açısından ek bir yük fakat 2020'de beklenen iyimserlik yakalanmazsa(%5 büyüme) kamu bütçesi bu defa da gelir yönünden baskı altında kalacak çünkü 2020 bütçesi %5 civarı bir büyüme beklentisine göre hesaplandı.bu sadece benim görüşüm değil, dünya bankasının da tavsiyesi... dünya bankası son raporunda türkiye'de alt gelir grubunun zayıfladığını ve kamunun var olan harcama kapasitesini alt gelir grubunu desteklemek için kullanmasını tavsiye etmişti.
479 entry daha