şükela:  tümü | bugün
371 entry daha
  • sınıf farkının kontrast sınırlarla çizildiği, yapay olmayan bir bong joon ho filmi. snowpiercer filmiyle arasındaki en büyük fark da burası aslında. snowpiercer sınıf farkını suni dille anlatırken, parasite tam da olması gerekene odaklanmış haldedir. burjuvazi kavramı tema, sinematografi ve yapısal bakımdan farklılıklar gözetiyor. en büyük başarısı da, sınıf farkının sadece parayla ya da materyalle ilintili olmadığını; koku üzerinden veriyor. sedmikrásky gibi karşıt bir sanat ürünüdür.

    --- spoiler ---

    bir kere ailenin evine nasıl inildiğine bakmakta fayda var. ev, zemin katta ve haşır neşir oldukları böcekler gibi onlar da artık ayrıştırıcı kıvama geçmiş durumdalar. ipte asılı olan çorap hem bir sudra metaforu olurken hem de net bir ayrım. evin dışına asılı değil bu çorap. tam da evin içerisinde, o rutubetle birlikte asla çıkmayan kokunun temsilcisi olarak orada. ayyaş kişinin sürekli bu mekana işemeye gitmesi lağım kokusunun ailenin portresi olmasından kaynaklı. pizza kutuları, wifi araması için gösterilen çaba, her şeyi kameraya alma tutkusu (fakirlerin elindeki değerli telefonlar günümüzdeki sosyoekonomik dengesizlik işareti), evlerine getirilen taş üzerinden zenginlik geleceği hurafesi maalesef ki ailenin içinde olduğu varoşluğun trajedisinden ileri gelir. filmdeki zengin ailenin hayalet görüldüğünde para geleceğine yorumlamasıyla eş değerdir. çocuğun dahi olup, şizofren ve anormal diye yaftalanması da bir eleştiridir.

    burjuva kesim için gelirsizlik, belirli ahlak anlayışının da olduğu yanılgısına vardırır insanları. zevk ve sefa içinde yaşamamanın getirdiği kalıplaşmış günahsız olma fikri aslında günümüzde de insanların yanılgısı. tabii ki geçmişten gelen olgunun parçası. bize ahlaklı tanıtılan, fakir olduğu söylenen her insan tarihte kutsal kişiler olduğu için böylesi bir anlayış yadsınamaz. üniversite için yurtdışına gitmek zorunda kalan gencin, arkadaşına sevdiği kızı emanet etmesi de buradan görülebilir. kızı öpmekte beis görmez ve artık evin üyesi olmuştur. sanattan anlıyormuş gibi yapsa da o entel seviyeye erişemez hiçbir zaman. otoportreye şempanze der, gördüğü her şeyin metafor olduğunu düşünür. ailenin gerçeklikten kopması filmde anlatılan mecaz üslupla yani metaforla ilintilidir. ve sonrasında yavaş yavaş aile buraya tıpkı sülük gibi yerleşecektir.

    dikkat edersek aile, kavrama ve işlevsel olarak son derece yeteneklidir. fakat artık kalıplaşan, aileyi yıldıran yoksulluk durumu buna karşı kör kalmalarına neden olur. ailenin kızı mükemmel şekilde bilgisayar kullanabilirken, düşündükleri tek şey onun harika bir dolandırıcı potansiyelinde olduğudur. yeterince beslenmemek bu aile için artık insanlardan beslenmeyi temel kural haline getirir. ve onlar için kendi eşit düzeylerinde olan insanları alt etmek etik olarak sakıncalı değildir. evin şoförünü, hizmetçisini tek tek alt ederler. ''ezilenin, ezilene yaptığı zulüm hiçbir yerde yoktur'' mottosu vardır. varoş tipte insanlar kendilerinin yükselemeyeceğini belli süre sonra anlayıp, sindirirler. bundan sonra burjuva skalasına çıkamayacakları için (tabii haksız kazançtan değil entellikten söz ediyorum) hemen üstteki insanları altlarına almanın hesabını yaparlar. filmde gördüğümüz de budur. evin hizmetçisinin yıllarca kocasını arkada beslediğini gören aile onları sürekli tehdit eder. bunun hemen sonrasında avantaj elde eden karşı çift hemen kendi kozunu oynar. gücü elde eden alt tabakanın diktatoryal yaklaşımı dikkat çekicidir. kendisinin bir benzeri zayıflığı gördüğünde bu aynaya bakacak cesareti olmayan insanlar asil bir şövalye olmak isteyip kelle avına çıkarlar.

    elde telefonların olması, lüks bir evde yiyip içtikten sonra konaklama, konforlu jakuzide banyo burjuva olmak için yeterli değildir tabii ki. filmde anlatıldığı gibi çıkmayan tek şey kokudur. ortamdaki rutubet, evdeki pislik ve küf, sağlıksız yiyeceklerden dolayı gelen kesif vücut kokusu; ailenin içinde olmak istediği zenginlik furyasının önündeki en büyük engeldir. arabadan, kıyafetten çıkarılabilecek bir koku değildir bu. yedi kat deriye işlemiştir artık. ve evin babası bunu hiçbir zaman kendine yediremez, sürekli üzerini koklar. onun takındığı temizlik rolü her kötü koku hareketinde ya da eleştirisinde (özellikle kızının külodunun koktuğunu duyduğu sahne) daha da perçinlenir. masanın altına saklanıp hamamböcekleri gibi konuşlanır ve evin sakinlerinden kaçarlar. hamamböcekleri de ışık açıldığında ve insan gördüklerinde saklanacak yer ararlar çünkü. yoğun yağışta evlerinin her yeri tam anlamıyla lağıma döner. kızın sigaraya sarılması, hayattan bezmiş fakir kişilerin dumanla hayata sarılma ihtiyacından ileri gelir.

    spor salonundaki sahneye iyi bakmak gerek. babanın gerçekleri söylerken koluyla gözlerini kapatmasına dikkat edin. filmin posterinde de ailenin gözlerinde siyah bant var. gerçeklere karşı üç maymunu oynarlar. görmezden gelinmek, zamanla o kadar yapışır ki görünmez bir parazit olmayı öğretir insana. aile gibi zeminin altında yıllarca yaşamış, hakaretlerle aşağılanmış, ayaklar altına alınmışsanız yıllarca artık bazı şeyleri hiçbir koşulda değiştiremezsiniz. bunun için açılış ve kapanış sekansı mandala asılı çoraptır. hiçbir şey değişmez onlar için. baba yine lüks bir evdedir. fakat evin arka tarafında, merdivenle inilen yerdedir. evin kızı toprak altındadır. erkeğin ise gururu ayaklar altındadır artık. zengin olmak için alt etmeyi düşünmez, hayaliyle babasını kurtarmayı düşünür. alt sınıf, ekonomik düzene baş kaldırmayarak bulundukları durumu görmezden görerek körleşirken; burjuva kesim çevresindeki parazit yerleşimden, gerçeklikten; abartılı yaşamın getirdiği sarhoşluktan dolayı kör durumdadır bu filmde.

    --- spoiler ---

    ayrıca tüketim toplumu, bahçeye kurulan çadır kültüyle kızılderililer üzerinden büyük toplumların yer işgalinin gösterimi gibi ayrı unsurlarla beraber parasite filmi bir anda baş tacı oluyor. izlenmeli ve izletilmeli kategorisindedir kesinlikle.
655 entry daha