şükela:  tümü | bugün
13 entry daha
  • "kadın, enkidu'ya, 'sana baktığımda, seni tanrılaşmış görüyorum' dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: 'niçin yabanıl hayvanlarla yabanlaşıp yine dağların yolunu tutmak için yanıp tutuşuyorsun? kalk yerden. orası bir çobanın yatağıdır.' enkidu kadının sözlerini dikkatle dinledi. doğrusu, verdiği öğüt iyiydi. sonra, kadın, kendi giysisini yırtarak ikiye ayırdı. yarısıyla enkidu'yu giydirdi, geri kalan yarısını da kendisine kullandı. enkidu'yu çocuk gibi elinden tutarak çobanların çadırına götürdü. orada bütün çobanlar, onu görmek için çevresini sardılar. önüne de ekmek koydular. ne var ki, enkidu yalnızca yabanıl hayvanların sütünü emebiliyordu. ne yapacağını ya da ekmeği nasıl yiyeceğini, sert şarabı* da nasıl içeceğini şaşırdığından kekeleyip durdu ve ağzı bir karış açık kaldı. sonra kadın 'enkidu ekmeği ye' dedi. 'ekmek hayatın maddesidir. şarabı iç. şarap ülkenin geleneğindendir.' böylece doyana kadar yedi, sert şaraptan da yedi kase içti. bu ona neşe verdi. yüreği sevinçle çarpmaya koyuldu. yüzü de ışıldamağa başladı. bedenini kaplayan kıvır kıvır tüyleri iyice ovaladı ve güzel kokulu yağlar süründü. insanlaşıverdi enkidu."
    gılgamış destanı, n.k. sandars
4 entry daha