şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • bir zamanlar bursa'nın en merkez bölgesinde, heykelin hemen arkasında bir yerdeydi binası. kapıda bir görevli durur ve öğrencilerin uzun tenefüslerde veya yemek saatlerinde dışarı çıkmasını engellerdi. ancak öğlen tenefüsü kartınız varsa çıkabilirdiniz. kantininde dönerli sandöviç satılırdı, o sandöviçler de setbaşı köprüsünde doğru giderken mavi köşe denen yerin yakınlarındaki bir büfeciden gelirdi. talihsiz bir şekilde aynı ilkokuldan gelenleri aynı sınıflara koydukları için okmuaya devam edebileceğim halde nefret etmemi sağlayan okul olmuştur, bir yıl sonra ayrıldım zaten. gittiğim dönemdeki hocaları aslında gayet sağlamdı. özellikle halime wong'u unutamadım. bir şekilde ailelerimiz dost olunca, evlerini ziyarete gider olmuştuk. ilk lazerle çalışan videoyu (video cd) - o zamanlar plak büyüklüğündeydiler, dvd ve vcd daha çıkmamıştı - sorrund sound sistemini, soya sosunu - kocası uzak doğuluydu - onların evinde görmüştüm. birçoğu daha türkiye'de daha yoktu. okulda ayrıca hastası olduğumuz bir beden hocası vardı, yıllar sonra uludağa giderken minibüste denk gelmiştim, şöyle bir süzmüştü ve sormuştu: sen namık sözeride okudun mu? aa evet? ağır ağır başını salladı yarım ağız kaçmaz dedi... zaten hastasıydık, kölem ol dese o an olacaktım. ingilizcemin yıllarca ayakta kalmasını o bir yıllık dönemine borçlu olduğum site. bir de sınıfımı değiştirseymişim çok daha farklı olacakmış herşey diye düşündüm şimdi...
6 entry daha