şükela:  tümü | bugün
113 entry daha
  • bir süre önce necati sönmez, filmlerin aldığı ödüllerin her zaman değerli olmadığı hatta kimisinin boş olduğu üzerine bir yazı yazdı.

    https://ozgurdenizli.com/…dul-avcisi-necati-sonmez/

    bozkır kuşlara bak kuşlara filmi 70'ten fazla ödül aldı. fakat bu ödüller incelendiğinde bu ödülleri veren festivallerin, filmlerin hanesine sadece sayı olarak yazılacak ödüller verdiği ortaya çıkıyor. bu sahte festivaller para karşılığı saçma sapan ödüller veriyor. bazı filmler de bu ödülleri kazandığını söyleyip filmlerin pazarlamasını yapıyorlar. ve filmin tanıtımı esnasında şu kadar festivalden bu kadar ödül aldı diye bir tanıtım yazısını gören kitle de bu filmleri bir halt sanıyorlar. üstelik bu ödülleri veren festivaller adlarına berlin, paris, tokyo gibi büyük şehirlerin adlarını veriyorlar; sanatsal isimler de ekleyerek havalı oluyorlar. ama boş işte.

    bu örneğe benzemeyen ama konuya dair başka bir örnek de esaretin bedeli filmi. bu film kötü bir film değil ama kendi en iyi 50 film ya da 100 film listemin içine girmez. insanların bir çırpıda sayacağı en iyi 10 film listelerine de girmez. hatta garip bir şekilde çoğu kişinin aklına bile gelmez. o yüzden imdb'de yıllardır birinci sırada olması garip gelmiştir. tüm zamanların en iyi filmi olmaktan ziyade o dönemin popüler filmi olduktan sonra, internetin yayılmaya başlaması ve film oylama sitelerinin de açılmaya başlaması peşi sıra gelince, bu film imdb listesinin 1. sırasına yerleşti, sonra da "1. sıra iyidir" algısına kapılan ve zevkini başkalarının listelerine göre belirleyen kitle de bu filmi izleyip, ortalama üstü olduğunu da görünce verdiler 9-10 puanları, bir türlü inmiyor listenin başından.

    filmin yönetmeni frank darabont da öyle düşünmüş olmalı ki şöyle bir açıklama yapıyor;

    "bu listeye baktığımda tabii ki baba ve yurttaş kane gibi filmleri görüyorum ve esaretin bedeli gerçekten bunlardan daha mı iyi diye düşünmeden edemiyorum. buna inanmak biraz güç ancak bu oylamaya karar veren sinema izleyicileri."

    listelerdeki filmlere, özellikle listelerin başındaki filmlere bir tapınma hali söz konusu. bu durum imdb, guardian listeleri gibi evrensel listeler olunca iyice abartılıyor. o filmler iyi filmler değil demeyi bırak, abartmayın bu kadar da güzel değil deyince bile şaşkın bakışlarla karşılaşılıyor. birilerinin iyi olduğunu söylemesi, özellikle bu kişi o konuda sözü geçen biriyse, başkalarında da o film iyidir algısı oluşuyor. beğenmiyorsa bile beğendiğini söylüyor, beğenmediğini söylemeye çekiniyor ya da başkalarının zevkini kendi zevkinden üstün tuttuğu için de kendinden şüphe ediyor. bu film kalitelidir, bu kitap kötüdür, bu yazar işe yaramaz tarzındaki söylemler, kendi zevkini oturtamamış kitlenin algısını da o yöne yönlendiriyor. ardından çok fazla kişinin söylemesi o sözün doğru olacağı anlamına gelirmiş gibi, iyi olarak pazarlanan o eserler iyi kabul edilip, sorgulanamayan eserlere dönüşüyorlar.

    fakat diğer yandan bozkır kuşlara bak kuşlara filminin yönetmeni mehmet tanrısever'in yaptığı şey çok garip. garip değil aslında çok tanıdık. bu adam sahte ödüller alarak kötü olan filminin iyi bir film olduğu algısını yaratmaya çalışıyor. çok kötü bir film ama birkaç sahte ışıltı ve bu sahte ışıltıya kapılan insanlar da, körleşerek onu savunmaya geçiyorlar. onu izleyen aklıbaşında insanların beğenisi değil, sayıca fazla kişinin beğenmesi önemli olduğu için de, bu algıyı yaratmaya çalışan kişi de bu duruma tav oluyor tabii ki.

    aslında bu algı yaratma durumu sadece eserini pazarlayanlarda değil, olmak istediği karakterde olmayan ama o karaktere bürünmek için çaba sarf etmeyip bunu illüzyonla göstermeye çalışan herkes için geçerli. varoş ruhu taşıyan kişi, yarattığı üst düzey karakterle piyasaya çıkıyor, çevresindeki birkaç kişinin övgüsüyle diğer kişilere de bakın ben böyle biriyim imajı yaratıyor. sonra da millet sanıyor ki gerçekten de o karakterde. garip.

    en ilginci ise çoğu kişinin, dışarıya imaj olarak gösterdiği karaktere bir süre sonra kendisinin de inanması. iyi filmler çekemeyenin yönetmenin kendini iyi yönetmen sanması, aforizma kasmaktan kendini komik duruma düşürmüş yazarların türk edebiyatını sırtlandım tavırları ya da bunu en iyi ben bilirim diyerek kasılarak bilgi ürettiğini sanan yurdum insanı... hepsi aynı.
5 entry daha