şükela:  tümü | bugün
90 entry daha
  • üç yüz yıldan daha yaşlı olan bu müze, içinde 8 milyondan fazla objeyi barındırmaktaymış. yaklaşık 10 sene önceki ilk ziyaretimde güneş batmayan imparatorluğun büyüklüğüne bir kez daha şahit olmuştum bu müze vasıtasıyla, keza içinde 2-3 katlı apartman büyüklüğündeki tapınakları görmem hayretimi daha da artırmıştı. özellikle mısır ve antik yunan bölümlerinde barındırdığı eserler, mısır'ın kendi müzesinde barındırdığından daha fazla olsa gerek. bu müze, içinde barındırdığı eserler nedeniyle oldukça sık aralıklarla orijin ülkeye geri dönüş talepleri de alıyormuş, nitekim bu taleplerin hepsini "biz onlara çok iyi bakıyoruz" gerekçesiyle geri çeviriyormuş. yıllık ortalama 6,5 milyon ziyaretçi ile ingiltere'nin en uğrak yeriymiş aynı zamanda.

    british museum'u kendi sınıfındaki diğer müzelerden ayıran en keskin faktörlerden birisi müzeye girişin ücretsiz olması. o kadar toplama eser sergileyen bir müzenin de ücretli ziyaretçi girişi kabul etmesi zaten kabul edilemezdi düşüncesi beliriyor insanın aklında; fakat muadiline (bkz: louvre) bakınca insan ister istemez hakkını veriyor bu müzenin.

    bu müze düyanın en eski milli müzesi. 1759'dan beri servis hayatını sürdürüyor. abd'den bile daha eski olan bu müzeye girişler müzenin ilk açıldığından beri ücretsiz. 1933 yılında kapanana dek kendine ait metro durağı bile varmış bu müzenin. bu müzenin kurulma fikri, sir hans sloane 1753 yılında sahip olduğu koleksiyonları ülkeye bağışlamak istediğinde ortaya çıkıyor. müzenin açılması için elbette bir mekana ihtiyaç var. müzeye ev sahipliği yapacak mekan olarak başlarda buckingham house(daha sonra buckhingam palace olacaktır) düşünüldeyse de sonradan montague house'da karar kılınmış, yani müzenin günümüzde konumlandığı mekanda.

    bu müze, elektrikle aydınlatılan ilk binalardan da biriymiş. 19. yy sonlarına kadar müze, doğal güneş ışığı ile aydınlatılmaktaymış. yangın korkusu nedeniyle gaz lambaları ve mumlar kullanılmıyormuş, bu nedenle kış aylarında erkenden kararan hava ve londra sislerindeki zayıf ışıktan dolayı müze erken saatlerde ziyaretçi girişine mecburi olarak kapatılıyormuş. bu nedenden ötürü müze, elektrikle aydınlatma sistemiyle donatılmış. 1879 yılında deneme olarak giriş salonu aydınlatılmış. ıllustrated london news'ın şubat 1890 baskısında bu olay şu şekilde resmedilmiş.

    bu kadar değerli bir müzeyi korumak da oldukça zahmetli bir iş. ikinci dünya savaşı sırasında müzedeki eserlerin çoğu tahliye edilmiş. tahliye işlemleri ilginç bir şekilde ilk olarak 1933 yılında, hitler'in, iktidara geldikten 6-7 yıl sonra başlatacağı savaşın etkilerini erkenden tahmin eden birkaç ileri görüşlü kişi tarafından başlatılmış. 1938 yılında müze, galler milli kütüphanesi ile birlikte bombadan etkilenmeyen tünel yapma çalışmalarına başlamış. tahliye yolculuğuna çıkamayan büyük ve ağır heykeller aldwych tube tünelinde saklanmış.

    fakat malesef ki bu çabalar, müzedeki bütün eserleri, london blitz -nazi uçaklarının günaşırı olarak londra'yı bombaladığı zamanlar- döneminde korumaya yetmemiş. nazi uçaklarının yaptığı atakların birinde 250 bin adet kitap kül olmuş, kurtarılanların çoğu da yangını söndürmek için sıkılan sular sonucunda işe yaramaz hale gelmiş.

    müze, kendi içinde "secretum" isimli, insan ahlaksızlığını ortaya koyan eserleri rafa koyan bir odayı barındırıyormuş. bu özel bölümde gezinmek isteyenlerin özel bir izin alması gerekliymiş. beklenilen şartlar arasında ziyaretçinin erkek olması, belirli olgunluğa erişmiş olması gerekliymiş. secretum odası günümüzde artık yok, fakat bu odanın içinde barındırdığı eserler günümüzde müzenin çeşitli bölümlerine dağıtılmış durumda. bahsedilen odadaki eserlerden birkaç örnek:

    cinsel münasebette bulunan pan ve keçi heykeli
    hindu tapınağının frizlerinde bulunan heykeller
    timsahın kuyruğuna doğru oturan kadın figürü

    müzenin internet sitesinde en çok aranılan şeyler ise "egypt" (yıllık 53 bin arama) ve "shunga" imiş (yıllık 40 bin arama). yani mısır ve japon erotik sanatı. (sanırım bu durum ayrı bir başlık olmayı hakediyor.) shunga'nın detayını merak edenler için de içeriği şuraya bırakayım.

    müzenin giriş kapısındaki tavan süslerine de değinmemek olmaz. sütunların tepesindeki 1850 yılının dizaynına ait bu heykeller insanoğlunun gelişmini sekiz ayrı bölümde göstermiş. soldan sağa doğru ilk bölümde insanoğlu bir kaya üzerinden, cahil bir yaratık olarak ortaya çıkıyor. ikinci bölümde, elinde bilgeliğin lambasını tutan aydınlanma meleği ile karşılaşıyor. lamba vasıtasıyla tarımı ve hayvanları evcilleştirmeyi öğreniyor insanoğlu. bir sonraki bölümde elindeki bilgiyi uygulama ve genişletmek için gerekli olan uygarlık yolu betimleniyor. uygarlık yolu şu temalardaki 8 ayrı heykel ile betimlenmiş: mimari, heykel, bilim, geometri, drama, müzik ve şiir. en sağdaki insan figürü ise eğitilmiş insanı temsil ediyor; bilgisini iletletip dünyayı domine edebilecek hale gelmiş insanoğlunu bir başka deyimle.

    müzenin repertuarının genişliğinden daha önce de bahsetmiştik; fakat şu örnek bu müzenin içinde barındırdığı eserlerin çeşitliliğini daha iyi anlamamıza yardımcı olacak: bu müzede kuzey kore'ye ait 80 adet eser mevcut. detaylar için şu link ziyaret edilebilir.

    mozart, londra'da kaldığı 1764 ve 1765 yılları arasında ailesiyle birlikte müzeyi ziyaret etmiş. "god is our refuge" isimle bestesini de bu müzeye adamış mozart. mozart'ın el yazısıyla yazılmış olan beste kağıdı british library koleksiyonlarında tutuluyormuş. merak edenler için ilgili eser burada.

    bu müzenin en ünlü sergisi 1972 yılında yapılmış. tutankhamun'un mezarının keşfedilişinin 50. yılına özel açılan bu sergiyi yaklaşık olarak 16 milyon kişi ziyaret etmiş. açılışta 50 adet eser (50. yıl olduğu için her yıla bir eser) gösterime koyulmuş.

    müzenin girişindeki saydam tavan 3312 adet cam panelin birleşmesinden oluşuyormuş. bu boyuttaki bir çatıyı temizlemek iki hafta sürüyormuş. bu müze 260 yıl boyunca 350 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmiş. içinde barındırdığı eserler 2 milyon yıllık tarih çizelgesini kapsamaktaymış.

    her bireyin ölmeden önce gidip görmesi gereken bir yerdir bu müze.
25 entry daha