şükela:  tümü | bugün
  • sürekli hakkında bir gibson les paul değil benzerinde açıklamalar yapılan elektro gitar marka-modeli.

    evet, elbette bu gitarlar gibson'larla bir değildir. ama burun kıvrılacak gitarlar da hiç değillerdir. üzerlerine aynı manyetikleri taktığınızda bir gibson ile epiphhone les paul arasındaki farkı bu burun kıvıranların %90'ı anlayamaz bile. epiphone'ların üzerindeki humbucker'lar da kötü değildir, değiştirmeseniz de gayet memnun kalınabilir niteliktedirler. ağaç konusunda da muhtemelen fiyatına göre bulabileceğiniz en iyi gitardır. maun gövdeleri gibson kadar olmasa da iyi sustain sağlar, ağırlardır (gibson'lar kadar olmasa da) ve akustik sesleri de sizi amfiye bağlamaktan uzaklaştıracak kadar güzeldir.

    sadece knob, pick-up switch, akort burguları gibi parçaları biraz kalitesizdir (aslına gayet iyiler, gibson'lara kıyasla konuşuyorum). kısacası gitarın ağacını bırakıp $200-$300 lık bir modifiye ile binlerce dolarlık bir gibson'a oldukça yaklaşabilirsiniz.

    -iş bu entry'deki bahsedilen durumlar epiphone les paul 100 için geçersizdir.-
  • yıllardır kullandığım emektar gitarım. parçaları nashville tenessee de üretilip kore de birleştirilir. bunun sebebi ise koreli işçilerin, amerikalı işçilere nazaran saat başı olarak dolar bazında daha az ücrete çalışmalarıdır. ancak epiphone les paul serisi yıllar içinde ucuz fiyat kötü performans mantığından birazda olsa sıyrılıp çok daha iyi tonlara sahip gitarlar üretmeye başlamıştır. örneğin; iyi bir analog pedal* ile alınan performans hayret verici derecede başarılıdır. ayrıca kendi içinde on farklı modele ve dolayısıylada kaliteye ayrıldığından bir les paul 100 ile bir les paul custom plus ı karşılaştırmak doğal olarak son derece saçma bir girişimdir. sonuç olarak uygun fiyata* les paul çalmak istiyorsanız kaçınılmaz tercihiniz bir epiphone olacaktır.

    (bkz: gibson)
    (bkz: epiphone)
    (bkz: les paul)
  • tamamiyle doyumsuzluk meselesi marka gitara sahip olmak. şöyle ki; müzikle hobi olarak fakat bağımlılık derecesinde uğraşan biriyim. bir adet gibson les paul, bir adet de fender strat*' ım var. bunlardan önce de ilk aldığım bir tane de epi' m var ve şunu açıkça söyleyebilirim, epi' nin tonu ve tuşesi kalite olarak iki gitardan kesinlikle aşağı kalır değil.

    her şeyde olduğu gibi eblek eblek popülizmin peşinde koşuyoruz.
  • son zamanlarda ne zaman tünel'den kadıköy pasajındaki gitar dükkanlarının önünden geçsem, honey burst standard'a gözüm takıldığında içimin cız etmesine sebep olan, üstüne ibanez ya da başka bir firmanın damgasını vursanız fiyatı 2'ye katlanacak gitar modeli. bakmanın bile insana haz verdiği bu les paul'lere sahip olmanın vereceği keyfi düşünemiyorum.

    ayrıca bilgisayarın mikrofon çıkışına ufaltıcı ile girildiğinde `amplitube` tarzı programlarla çok iyi bir ses kartına sahip olmadan harika tonlar alıyorsunuz onu da belirtmekte fayda var.

    yıllar sonra gelen edit: standart modellerinden tobacco sunburst renginde bir tanesine sahip olmanın haklı gururunu yaşadığım, aşığı olduğum ensturman.
  • epiphone ilk kez 1873 yılında osmanlı imparatorluğunun son döneminde izmir'de çalışma hayatına başlamıştır.

    kurucusu yunan asıllı osmanlı vatandaşı olan anastasios stathopoulo' dur.
    ilk üretimleri ve asıl ürünleri olan mandolindir ve bu enstrümanda çok başarılı bir marka olmakla beraber 1903'te amerika birleşik devletlerine, newyork' ta long island' a bağlı queens' e taşınmıştır.
    kurucusu olan anastasios 1915'te öldükten sonra oğlu epaminondas devraldı.
    iki yıl sonra da "the house of stathopoulo" ismiyle tanınır oldu.
    1. dünya savaşından sonra 1924 ten itibaren banjo üretmeye başladı ve "epiphone banjo company" ismini aldı.

    ilk gitarlarını 1928 de ürettiler. epi stathopoulo 1943 te öldükten sonra kontrol erkek kardeşleri orphie ve
    frixo' ya geçti. 1951' de firma dört aylık süreçte zorla philedelphia' ya taşınmak zorunda bırakıldı ve 1957' de rakibi gibson tarafından satın alındı.
  • görünüşünden ve eskiyi yansıttığından traditional pro olarak aldığım, bir ton araştırmayla yarattığım manyetik kombinasyonuyla elime geçtiği an sesinde kaybolduğum biricik gitarım. bir de yanına akustik gitar alırsam kendisine çektiğim onca akustik gitar numarası bir anlam kazanacak sanırım.
  • coldplay, kings of leon, arctic monkeys, the killers tarzı grupların soundlarına daha yatkın bir gitardır.
  • alternatifi için (bkz: jack and danny)
  • san fransisco'dan aldığım sunburst rengi ve gigantour san fransisco konseri öncesi dave mustaine ve in flames'ten bjorn,jesper ve peter'a imzalattığım koleksiyon gitarımı isteyen varsa 1500 dolardan satabilirim. gitar sıfır bir şekilde guitar center'dan aldığım gibi hard case kutusunda duruyor. 1 kere bile çalmadım zaten gitarı konserden 2 saat önce satın almıştım imzalatmak için. resmini bir ara çekip koyucam.