şükela:  tümü | bugün soru sor
  • hem giysiler hem de yiyecekler için bozulmak, eskimek, yıpranmak anlamında kullanılan sözcük.
  • yemişlerin dura dura olgunlaşması anlamında da kullanılır halk ağzında. bir de "burundan ya da genizden konuşmak" der büyük türk sözlüğü. tüm anlamları yanyana düşününce ne kadar alakasız gelir. alakasız mıdır sahiden?
  • dokumalarda ipliklerin aşınarak deseni bozması, elastik yapının sünmesi anlamındadır.
    (bkz: sünmek)
  • arketip bir düş(ün)me şekli. gençlerin kollarını içlerine saklama dürtüsünün bir sebebidir.
  • giysilerin, kumaşların, ve benzeri nesnelerin eskimesi, aşınması, yıpranması sonucu yer yer incelmesi, saydamlaşması, tiftik tiftik olması, erimesi. eprime konusuna en güzel örnek topuk ve parmak uçları incelmiş, hatta delinmiş çoraplardır. gözlem yeri olarak (bkz: misafirliğe delik çorapla gitmek)
  • (bkz: e prime)
  • ahh
    her bir yerde karşımıza çıkar bu delik çorap, sökük kazak, yırtık ayakkabı...
    bir memleket ki başı-kıçı ayrı oynuyor...
    bir memleket ki kimi çok yemekten ölüyor, kimi açlıktan...
    tamam, bu dünyada sınavdayız, amenna her birimizin şartları ayrı...
    tamam, ölüm kader...
    tamam, amerikada da oldu, pakistanda da...
    tamam, kuran kurslarında hatimler okunuyor, cuma hutbesi hazırlıyor diyanet...
    allahım aklımıza mukayyet olsun.
  • yıpranmak - bozulmak anlamlarına gelen ve günümüzde pek kullanılmayan kelime.
    gelgelelim eprimek, bende bir aydınlanma noktası oldu. adete bir folklorik gelenekteki bade içme motifi..

    bu sabah 7'de kalkana kadar bu kelimenin varlığından habersizdim. en azından bilinç düzeyimde. bir insan rüyasında kelime görür mü? evet, ben görüyorum. herhangi bir kelimenin bile benim için ne kadar önemli olduğunu varın burdan hesap edin. herkesin hayatta ben bunun için doğmuşum dediği bir şey illaki vardır, keşfedebilse de keşfedemese de. benimki de bu işte: kelimeleri, konuşmayı, anlatmayı öğrendiğimden beri hayatımın en önemli parçası bunlar. güzel ülkemin saçma sapan sınav sistemine göre farklı şeyler tercih edebilme imkanım varken ve de etmem gerektiği dayatılırken, bütün eğitim hayatımı yalnızca bu önceliklere göre şekillendirdim. açıkçası: neyi seviyorsam, nereyi seviyorsam, nerde buna uygun kadro-ortam varsa; etiketi zayıf, ismi yok vs aldırmadan devam ettim. insan kesinlikle sevdiği işi yapmalı, sevdiği insanlarla, sevdiği ortamlarda olmalı. bu o kadar önemli ki. ben bunun zaten farkındaydım ama rüyamda görecek kadar kendimi verince iyice idrak etmiş oldum.

    rüyamda, bir makale içerisindeki cümlede kaftanın eprimesi söz konusu. allah allah dedim uyanınca, böyle bir kelime var mı yoksa kendi kendime salakça kelimeler mi türetiyorum? uyku sersemi kelimeyi aradım ve anlamıyla da birebir eşleşince boş boş baktım etrafa. çünkü bilinç düzeyimde böyle bir kelime bilmiyorum. muhtemelen etimoloji okurken denk gelmiş, onu öylece fotoğraflayıp bilinçaltıma yollamışım. tamam bazen kelimeyle yatıyordum da kelimeyle kalktığım hiç olmamıştı, bu ilk.*
  • edebi metinlerde sıklıkla kullanılan ancak kulak tirmalayan bir kelime. bir de kösnül var bunun gibi çirkin gelen. gerçi eprimek sözlüğe bakmadan da anlaşılabilen bir sözcükken kösnül, anlamıyla bir zıtlık taşıyan bir sözcük.