şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • erasmusa gidip hayata ve insanlara bakış açışı değişen biri olarak akli başında tum öğrencilere farklı kültürleri görme ve bu kültürlerde yaşamaları için gitmelerini tavsiye ederim.

    bir türk olarak nijeryalıyım diye nasıl kız tavladığımı anlatayım.

    sene 2010, o sıralar erasmus öğrencisi olarak polonyadayım. klasik erasmus öğrencisi olarak haftanın 3-4 günü gece o club senin bu club benim geziyorum. doğal olarak yerli yabancı arkadaş çevremiz artıyordu. klasik pazartesi gecesi gittiğimiz grawitacja diye bi club var. o gece genelde dışarıda denk geldigimiz türk ve suriyeli arkadaşlar da orada, bu ikisi normal öğrenciydiler, ben ise erasmus, yarını olmayan, gecesi sabaha bağlanan, not zamanı kedi gibi öğretmene bakan, klasik öğrenci. uzatmadan hemen konuya gireyim.

    tam hatırlamıyorum ama ben bar tarafında biriyle konuşuyordum. türk, suriyeli ve onların yurdundan bir kaç kız giriş tarafındaydılar, ben biramı yudumlayıp etrafı izlerken, bizim elemanların bir çocukla tartıştığını gördüm. normal şartlar altında hiçbir zaman kavga etmeyecek olan ben, hızla olay yerine intikal edip, çocuğun boynunu koltuk altıma alarak, hemen dışarı tuvaletlerin önüne çıkardım, arkadamdan türk elemanda geldi, ona sen uzaktan izle dedim. çocuğa sorun nedir, hayırdır diye sordum, bana o çocukların yanındaki kız bana gülümsedi ben de onlara gülümseyinde çocuklar üzerime yürüdü falan dedi. yurtdışında öğrencisin arkadaş, yabancı bir kız arkadaşı yabancı bir çocuktan kıskanmak nedir, sevgili olsan anlarım ama sıradan arkadaşsınız ya. içten içe bizim çocuklara da kızıyorum, ama yapacak bir şeyde yok tabi. yabancı çocuğa bak iki seçeneğimiz var, bir içeri girersin eğlenceye devam edersin, iki bu gecenin sonu olaylı biter, çocuk mantıklı hareket etti, uzatmayalım boşver dedi, vedalaştık içeri girdi. ben normal şartlar altında bırak kavgayı bir karıncayı dahi incitmem, o zaman herhalde alkolün verdiği yetkiye dayanarak mı, kızlara artistlik olsun diye midir bilinmez böyle bir hareket yaptım. çok pişmanım, ne zaman aklıma gelse haya duyarım. çocuk içeri girdi, bizim türke baktım, yok. o çoktan girmiş, allahtan çocuk olay çıkarmadı da olay bana patlamadı.

    neyse, o sıra tuvaletin önünde bir tane kız, elinde birası sallanıyor, zil zurna sarhoş. bana bir şey dedi, anlamadım, yaklaştım yanına, efendim dedim. nerelisin dedi, gece gece düşen moralimi düzeltmek için, kızı biraz kafaya alayım istedim. cevap olarak nijerya dedim (suriyeli arkadaşın ailesi nijerya'da konsolos mu öyle bir şeydi, o an aklıma orası geldi). kız geriledi ve yüzüme tekrar baktı, nasıl yani dedi. hayatımda kurduğum en güzel ingilizce doğaçlama cümleydi sanırım. "sakın ırkçı olma , nijerya’nın kuzeyinde 1000 tane beyaz var ben onlardan bir tanesiyim, orada yeterine ırkçılık görüyorum, avrupadayız ve burada ırkçılık görmek istemiyorum" dedim, kız biraz mahçup bir tavırla yok yok yanlış anladın dedi. lütfen öyle düşünme dedi, bir şeyler içelim mi diye beni içeri davet etti. davete icabet ederek, girdik içeride bir şeyler içtik, dans ettik.

    ve ben o kızla sevgili oldum ve 3 ay boyunca nijeryalı olarak bildi, maalesef toparlayamıyordum durumu. ilişkide en çok zorlandığım nokta, o sıralar ben türk arkadaşla evde kalıyordum, kız bize gelince bizim çocuklar hadi nijeryaca bir şey söyle diyordu, nasıl klavyede random atılır (sghsdgajgd) işte bunun ağızdan çıkanı yapıyordum :) ben sonra olayı biraz daha düzeltmek için anne tarafı türk, baba tarafı nijerya, türkiyeye sık sık giderim falan, yalanın bini bir para.

    erasmus biterken kıza ayrılırken gerçeği açıkladım ve çok uzerinde durmayarak boşver dedi ve iyi karşıladı. aradan 10 yıl geçti, hala arkadaşız.