şükela:  tümü | bugün
  • en az 1 dönemlik erasmus hayatından sonra başa gelmesi muhtemel olaylar bütünüdür. daha dönüş yapmadan insanlar 'dönünce uyum sorunu yaşıyacaksın olum sen' demeye başlamışlardır.
    (bkz: du bakali nolecak)

    edit: zamanın ötesinden erasmusda olan olmayan gidicek olanlara selam ederim.
  • o şehir senin bu şehir benim diyerek çok yer gezdiyseniz, çok insanla tanışıp senli benli olduysanız ve hiç derse girmediyseniz dönüşünüzde uzun bir depresyon süreci sizi bekler.

    varsa şansın dönme geri.
    he, döndün diyelim; tekrar çıkmak için zaten bütün fırsatları tırmalayacaksın.
  • herhalde en kötüsü üniversitede son dönemde erasmus yapmış olup, temmuz ayını iş görüşmeleriyle geçirdikten sonra, ağustosta işe başlanan hayattır. bonusu da çalışırken sevgilinin de erasmus yapmasıdır
    :( bundan sonra sikseler sesini çıkartmaz insan, gelsin bankada swiftler, eftler, giy takım elbiseni, tak kravatını..

    (bkz: kendimden biliyorum)
  • tek cümleyle, bok gibidir.

    bok gibidir deyip kestirip atmışım. olayı biraz açayım. biraz dediğim de kendimce en çok etki yaratan faktörü söyleyeceğim sadece... neyse. avrupada tamamen normal yaşam alanınızdan çok farklı bir alanda yaşamaya alıştığınızı ve orayı kendi eviniz gibi benimsediğinizi düşünün. öyle ki sikindirik yurt odasından bile "yuvam" diye bahsettiğinizi ve bunu aslında herkesin normal karşıladığını düşünün. bu ikisi hayalde canlanıyorsa bundan sonra söyleyeceklerim daha çok anlam ifade edecek. dönüş tarihinizi milat kabul ederseniz; milattan önce yurdun mutfak masasına açılmış bir avrupa haritası, hemen yanında tren biletlerini almak için hazırda bekleyen laptop ve bu hafta sonu hangi ülkeye gitsek planları... milattan sonra ise, gerçek eviniz ve iki durak sonraki bara veya bir alışveriş merkezine gidebilmek için arkadaşlarınızı 10 saat ikna etmeye çalışmanız... işte bu milattan sonraki hayat bok gibidir! diyorsanız ki, ben arkadaşlarımı iknaya uğraşmıyorum, ben geldiğimde beni havaalanından aldılar o günden beri bir dakika ayrılmadık daha, siz şanslısınız...

    şimdi söyleyin bana yabancı hatunlarla ilişkiye girmek ve facebook'ta fotoğraf paylaşmak diye küçümsediğiniz olayın aslında insanların hayatlarında ne kadar büyük bir değişime yol açabileceğini görmüyor musunuz? görmüyorsanız veya en ufak bir empatiyle yaklaşamıyorsanız, kusura bakmayın ama ne insan ilişkilerinden anlıyorsunuz ne de insan psikolojisinden...

    erasmus sonrası hayat için ufak bir yol haritası arayanlar için ise buyrun buradan:

    http://www.facebook.com/…php?gid=88632033379&v=info
  • erasmus'tan dönen bir avrupalı için pek bir fark yaratmayacaktır.

    bir de döndüğünde havaş'ta bitkin düşmüş uyurken, bir anda yanında sümüklü çocuğuyla beliren "kadın anam" figürü tarafından sert bir şekilde dürtülerek uyandırılıp, "yer vercen mi" sorusuyla "hassiktir noluyo lan nerdeyim ben" demek var.

    işte o an gözün önünden geçen ibiza, las palmas, valencia, madrid, barcelona artık çok uzakta olacak. *

    edit: hassiktir lan! ikinci dönem itibariyle düzmece de olsa buradan biriyle evlilik çalışmalarına başlıyorum.
  • erasmusa gidememis arkadasların anlayamayacagı bir hayattır.
    erasmusun "ne var ki turist sikmek icin oraya gitmeye gerek yok fethiye'ye gidelim" zihniyetinde olan insanların anlamasını beklemedigimiz birsey evet bu hayat.
  • erasmus'a gitmişlerin anladığı hayattır. tamamen yabancı karşı cinslerle değişik olaylara girmek için yapıldığı gözlemlenmiştir. en azından %90'ı böyle. geriye kalan %10'da facebook'ta avrupa fotoğrafları paylaşmaya gider. (kaldı mı dohuz?)
  • donus sonrasi kendi okulunuzda doneminizle alamadiginiz zorunlu bolum dersleriniz varsa, sadece belli donemde acilan bu dersleri tanimadiginiz alt donemlerle almak bunyede sinifta kalmis ogrenci psikolojisi yasatabiliyor. bircogu birbirini uzun suredir taniyan, yeri geldiginde "ehere kekere..." diye grupca gulen insanlardan bahsediyoruz... bir de uzerine ortamin yaslisi gibi hissetmek cabasi oluyor.
  • üstünden 2 sene geçtikten sonra dahi hatırladıkça insanın içi cız eder. yani şimdi diyeceksin ki, yok karı kız, içtik falan filan. onlarla gerçekten alakası yok. ilk defa hayatımda rahattım. zaten türkiye'de de şehir dışında bir üniversitede okuduğum için, özlem, yemek, temizlik gibi belli başlı durumlara alışıktım, orda da problemim olmadı. harbiden ibaresi kullanılır ya, harbiden mutluydum, ondan öte rahattım. sabah 7 de başlayan gün, akşam 6 gibi yurda gelmemin akabinde yemek ve 7 gibi dışarı çıkmamla devam ediyordu. daha sonra o günkü organizasyonlara göre dönüş 4-5'i buluyordu. sabah yine 7'de uyanıyordum haliyle. işte bunların olmadığı, olamadığı hayattır bu. döndük, ne oldu? yine aynı lise gibi okula gitmeler, akşama dönmeler. akşam işte arkadaşlarla takılmalar, ama bi bar ya da parti tarzı olay yok zaten doğru düzgün, monotonlaşıyor herşey zamanla. tamam, belki orda da bir süre sonra aynı şeyler oluyormuş gibi geliyor denebilir, ama seçenekler bol, o seni taze tutuyor işte, fark orda.

    bir de yine ve yeniden gidişteki kağıt işlerinin devam etmesidir ve aslında orada çok ihtiyacınız olan %20'lik hibenin alınmasını da kapsar.