şükela:  tümü | bugün
  • yeditepe üniversitesi eczacılık fakültesi farmakognazi ve fitoterapi anabilim dalı başkanı olan prof. dr. 1949 doğumlu olan yeşilada, hacettepe üniversitesi mezunudur. bitkilerle tedavi konusunda uzmandır.
  • internette,
    "sihirli iksir hastalıkların düşmanı", "akdeniz insanının uzun yaşama sırrı zeytin yaprağı çayı", "h3n2 virüsüne karşı bitki çayı", "diyabete çare tarçın ve zencefilde", "eklem hastalıklarının çaresi doğada gizli", "soğuk algınlığına karşı: ekinezya'', ''narın faydaları saymakla bitmiyor" , "kanser tedavisinde karaciğer hasarına ‘mübarek diken’ özütü", "zeytin ve incir karışımı ile eklem romatizmasına son" benzeri bütün başlıkların altında adını bulabileceğiniz, aslen eczacı olmasına karşın star'daki yazılarında kişisel bilgilerinde sadece "prof.dr." ünvanını yazarak tıp doktoru olduğu izlenimi yaratmakta olan ve şu yazıda olduğu üzere tamamen mesnetsiz bilgiler de verebilmekte olan bir şahıs.
  • otun çerin çöpün hastalık iyileştireceğine inanan bir toplumun beklentisini karşılayan kişi. ne eksik ne fazla.
  • web of science'ta 42 h-index' ile türkiye'nin en önde gelen fen bilimcilerinden olan, yine web of science verilerine göre an itibarı ile 289 orijinal bilimsel yayını ve bu yayınlara 5900 atıfı olan bir bilim insanı için yukarıda yazılanlara bakınca gerçekten araştırmadan konuşmanın ne kadar da kolay olduğu görülüyor. zaten biraz bilimsel okuma yapma yeterliliği olan ve bunu uygulayan biri fitoterapi'nin ot çer çöp ile tedavi olmadığını, son derece bilimsel bir disiplin olduğunu, erdem yeşilada'nın bu işin şarlatanlarının en büyük düşmanlarından olduğunu ve bu bilimin dünyadaki öncülerinden olduğunu anlayabilirdi
  • entry’i girdiğim şu an itibariyle 7583 bilimsel atıf alarak dünya’da (evet yanlış okumadınız dünya diyorum) en çok atıf almış 100 bilim insanından biri olan değerli türk profesördür kendisi.
    burada yukarıdaki entrylerden birine cevap vermek mecburiyetini hissediyorum; prof. dr. ünvanı tıp doktoru olduğunu göstermez doktorasını başarıyla tamamlamış önce doktor sonra yard. doç. daha sonra doçent ve en sonunda profesör olmayı başarmış bir insan olduğunu gösterir.
    hakkındaki entryleri gördüğümde güzel ülkemizde bilmeden konuşmanın ne kadar kolay ve alışılagelmiş bir şey olduğunu tekrar anladım.
    an itibariyle yeditepe üniversitesi eczacılk fakültesi öğrencisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki ben de dahil olmak üzere kendisinden ders almış her öğrenciyi hayattan soğutacak kadar zorlamakla birlikte fitoterapi ve farmakognozi alanında dünyanın en donanımlı insanlarından biridir kendisi. baytop hocalarla birlikte türkiye’de farmakognozi ana bilim dalını kurmuş bilim insanlarından biridir ki azıcık akademiyle uğraşan insanlar takdir edecektir ki bir ana bilim dalını kurabilmek inanılmaz bir iştir. insanların farmakognoziyi ahmet marankinin yaptığı şarlatanlıkla karıştırıyor olması gerçekten üzücü çünkü aslında medikal olarak kullanılan ajanların %70’ine yakını direkt olarak doğal kaynaklardan elde edilmektedir( kalan %30’luk sentetik molekülün de neredeyse tamamı biyolojik kökenli moleküllerin laboratuvar ortamında modifikasyonu ile elde edilir. ) ve farmakognozi bitkilerin kimyasal,biyolojik ve biyokimyasal etkilerini inceleyerek eczacılık ve tıp bilimlerine ciddi katkısı olan bilimsel bir disiplindir. bir bitkinin ( daha doğru bir ifadeyle herhangi bir biyolojik ajanın ) doz, endikasyon ve kontraendikasyon araştırmak inanılmaz kritik bir iştir çünkü hata yaptığın anda milyonlarca insanın hayatını sonlandırabilirsin. kendisi haklı olarak biraz ego sahibi olmakla birlikte saygısını hiç kaybetmeyen ve tüm enerjisini bilime harcayan bir insan olarak da ayrıca saygımı kazanmıştır.
    yıllarca özel olarak davet edilip dünya’nın pek çok ülkesinde bizzat hükümetler tarafından ağırlanarak araştırma yapabilmiş bir bilim insanını böyle kolay küçümseyebiliyor oluşumuz toplumumuzun bilimsel olarak neden bu kadar geride kaldığının en güzel açıklamalarından biridir aslında çünkü bizim toplumumuzda başarı takdir edilmez başaran yerilir ki eleştirenin kendi vasıfsızlığı ortaya çıkmasın.