şükela:  tümü | bugün
  • aktrolllerin dillerinden düşmeyen söz öbeğidir.

    uzun süredir hukuk devleti dışına çıkmış bir otoriter rejim, bir sivil dikta rejimiyle karşı karşıyayız fakat onlar hala "bu ne biçim dikta? her istediğini yapabiliyorsun" diyorlar.yahu bu lafları konuşan herkesin başına bir şey geliyor.gazeteler kapanıyor, yazanlara gözdağı veriliyor, tehdit ediliyor, vergi cezaları kesiliyor, insanlar işsiz kalıyor.
    e buna demokrasi denir mi?

    demokraside sadece hukuk devletinin gerekleri yerine getirilir ve hukuk devletinde kanunlara göre siz bir suç işlemişseniz yargılanabilirsiniz.o zaman biz tamam demokrasi var diyebiliriz.bu böyle bir şey değil ki; ne söylesen cezayı yapıştırıyorlar, herkes sürekli mahkemelerde, patronlar baskı altında.böyle bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün mü?
  • sorun erdoğan'da değil türk toplununun kendisinde, onun için çok şey yapmayın. toplum değişmediği sürece ülkede hiç bir şey değişmeyecek. erdoğan gitse de yerine geçenler aynı düzeni devam ettirecek.

    yeterince paranız varsa ülkenin ve anın tadını çıkarın. paranız yoksa bir an önce batıda bir ülkeye gidip kendinizi ve ailenizi kurtarın.
  • mesele bu değil.
    toplumun bir yansıması.
    türkiyenin çoğunluğu adalet istemiyor.
    adalet istemeyenlerin sağ ya da sol görüşlü olması değil mesele.
    türk insanı kayırılmak ister.
    hak etmediği iş için torpil ister dayı ister.
    mevcut kapasitesinin yetmediği mevkiyi makamı ister.
    türk insanı uçkur derdindedir.
    cebinde 3 kuruş parası varsa sürter önüne gelen ile düşüp kalkar evlenmek istediğinde genç olsun bakire olsun söyleminde bulunur.
    türk insanı az çalışıp çok kazanmak ister.
    türk insanı başkasının malını, karısını ve ailesini kıskanır.
    türk insanı kendisi dipteyse ben neden dipteyim demez herkesi aşağıya çekmek ister.
    türk insanı okumaz. okuyanı da sevmez dinlemez.
    türk insanı ve trafik kavramına girmiyorum bile,
    neyse demem o ki türk insanı hakkında o kadar çok söylenecek söz var ki

    toplum bu kadar bozukken bu olanların olması gayet doğal bir durum
  • bazen erdoğan'a yazarkasa fırlatıldığını hayal ediyorum da fırlatanın akıbetinin, muhtemelen ecevit'e yazarkasa fırlatanın akıbetinden çok daha farklı olacağına kanaat getiriyorum.

    evet diktatör değil ama gerek sosyal medyada gerekse kendi ortamlarında korkulduğu da bir gerçek.

    örneğin elazığ milletvekilinin komiklik olsun diye söylediği "bize korkunç, acayip, allah gibi geliyor" sözlerini buna örnek gösterebiliriz.
  • hepsini bir kenara koyalım da,

    diyebilecek var mı lan aranızda?
  • etki edebilecek, oyunu değiştirebilecek bir mecrada denilemiyor zaten. ya da yeteri kadar etkili bir kişi tarafından.

    evde fısıldayarak deniyor canım sıkıntı yok. bir sonraki adımında ona da karışacaklar herhalde.
  • benim için mesele diktatörlük değil. o diktatörlüğü nasıl kullandığı önemli.

    mesela bir kararnameyi katibine dikte* ederek;
    - şu anda öncelikli gündemin (bkz: beklenen büyük istanbul depremi) olmasını sağlayabilir.
    - aynı kararnameyle istanbul'daki tüm riskli binaların tespiti için emir verebilir,
    - riskli binaların tespiti sonrası o binaların tahliye edilmesini sağlayabilir.
    - en yüksek risk taşıyan binalara öncelik verebilir, bu binalarda yaşayanlara geçici konaklama sağlayabilir. (zor demeyin, deprem olsa çadırkent kurulmayacak mı? olmadan da kurulur o çadırkent)
    - tüm riskli binaların yıkılıp yerine yenilerinin yapılmasını sağlayabilir.
    - tüm bunları çok kısa sürelerde gerçekleştirmek üzere müteahhitleri baskılayabilir.

    bu sayede;
    - en riskli 10 bin bina tespit edilip yıkılmış oluyor,
    - inşaat ekonomisi canlanıyor, istihdam sağlanıyor,
    - depremden sonra katlanılacak zarara deprem öncesi katlanılıyor,
    - ve insanlar ölmüyor.

    böyle büyük ve hayırlı bir iş yapan kişiye ben "diktatörüm kahramanım reisim benim" derim. kimse de böyle hayırlı bir icraata itiraz etmez. ama "kanalistanbul" gibi hiçbir aciliyeti olmayan işlere 75 milyar bütçe ayırılırsa tabii ki insanlar tepki gösterecektir. burada tepki diktatörlüğe değil, kaynakların israfına, yanlış ve zamansız kullanımınadır.

    osmanlı'daki isyanları inceleyin. "padişah diktatörlük yapıyor" diye mi isyan ediyorlar, yoksa yeterince askerini düşünmediği veya halkı ağır vergilere boğduğu için mi? heralde yani kral zaten diktatör demek. önemli olan bu makamın nasıl kullanıldığıdır. kuzey kore'deki gibi delilik yapmadığı sürece makul bir diktatör kabul edilebilir. burada anahtar kelime "makul". türkmenistan'ı ele alalım. önceki yönetici dikatördü. elektrik-su-doğalgaz bedavaydı, herkes memnundu. sonra gelen de diktatör. ama büyük yanlışlar yaptı ve hayat pahalandı.şimdi herkes şikayetçi, ülkeden kaçıyor.

    not: 32 milyar tlye her birinde 70 m2lik 42 daire olan 10 bin adet 1. sınıf konut binası inşa edilebilir. toplam 420.000 daire oluyor, her dairede 3'er kişi desek 1.260.000 kişilik konut ihtiyacı karşılanmış oluyor.
  • dogru tespittir. diktator olsa ekrem orada oturamazdi ayrica. ama kraldan cok kralci var o ayri mesele. diktator degildir. halkin cogunlugunun oyuyla hakkiyla orada oturmaktadir ekrem gibi mansur gibi. siz diktator gormemissiniz.
  • diktator olmasa, ona diktator diyen wikipedia'yı yıllarca yasaklamaz ve ınsanların bılgı alma hakkını kısıtlamazdı.
    dusunce ve ıfade ozgurlugunu kısıtlamak bır dıktatorun yapacagı bır sey degıl mı ?
    aynı zamanda ben ve birçok insan bu tarz dusuncelerını ozgurce dısarda ıfade etmekten korkuyoruz. aksı taktırde kafamıza ılerı demokrası dusebılır.