şükela:  tümü | bugün
  • konuşmamız gereken bir konu. kalfalık ve ustalık dönemi sonrasında, diktatörlük döneminde ülkenin ne hale geleceğini anlatalım. bu bir komplo teorisi değildir. olayların analizidir. bu ülke artık bu ekonomik buhrandan nasıl çıkar diye konuşmamız gerekiyor. ben kendimce bunları şurada biraz yazdım. daha da geliştirilebilir tabi ki.ama sonuç olarak şu an içinde bulunduğumuz durumun sorumlusu halktır. çözümü de halkın elinden olacaktır.

    1 : ekonomik bağımsızlığımız zaten 2002 öncesinde de doğru düzgün yoktu. hatta 1950'lerde adnan menderes zamanından itibaren darbe yemeye başladı. ithal ikameci ekonomi ile 60 sonrasında bunu elde etmeye çalıştılar ama farklı sebeplerin de etkisi ile beceremediler. ve artık şu saatten sonra ekonomik özgürlük yapısal reformlar yapılmadıkça hiç bir zaman elde edilemeyecek. akp'nin ve tayyip erdoğan'ın liyakata dayalı olmayan seçimleri sebebiyle iyice rezil rüsva oldu. dolayısı ile bu hükümetin yapısal reform namına yapabileceği hiç bir şey yok. kafası öyle çalışmıyor çünkü.

    sıcak para ile yaratılan ithalata bağımlı ihracat dönemi artık sona erdi. tl dolar karşısında eridi. erimeye de devam edecek. merkez bankası'nın "bağımsızlık" iddiasına çocuklar bile güler hale geldi. "dolar 10 tl olacak, batıcaz!!!1!1" isyanı değil bu. ülkede üretim yapan herkes ceza görüyor resmen. çiftçisinden, sanayicisine, hatta hizmet sektörünün tamamına bakıldığında bu durumu görebilirsiniz. çiftçi kan ağlıyor. bankaların önünde ürününü heba etmesinden de anlaşılıyor. onlarca farklı olay duyduk yakın zamanda. bilişim sektöründekiler yurt dışına kaçmaya çalışıyor. patronlar senelerdir kredilerini döndürmeye çalışıyor. geçen senelerde çıkan kgf kredilerini faize yatıran ve yatırım yapmayan onlarca patron gördüm kendi gözlerimle. o kadar ki, hükümete yakın kaymak tabaka iş adamları bile borç yapılandırmasına gidiyor, malını mülkünü de ya yurtdışına aktarıyor ya da satıyor.

    cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın erken seçim açıklamasında değindiği makroekonomik önlemlerden kastını hiç kimse açıklayamıyor. açıklamak istemiyor da. hem ingiltere'deki farklı tv programlarında, hem de yatırımcılar ile görüşmelerinde aslında buna dair söylemleri var. "merkez bankası karar verirken bana sormalı, vatandaş bizden hesap soruyor!" diyerek aslında şunu söylüyor.

    --- spoiler ---
    merkez bankası'nı külliye'ye bağlayacak.
    --- spoiler ---

    bakın bu çok önemli. şu saatten sonra hukuki olarak merkez bankasının bağımsızlığı ekonominin ve memleketin bağımsızlığıdır. bunu ayrı bir zaman içerisinde uzun uzun konuşabiliriz.

    faiz artarsa enflasyon artar teoremi tayyipyen ekonomi'nin temeli. yeni dönemde de bu uydurma iktisat teorisini baz alarak devam edecekler. iktisat biliminden biraz anlayan insanlar mantığın temelinin yanlış olduğunu zaten biliyor. daha fazla araştırma ile bulamayacağınız bir şey değil bu.

    2: akp işsizliği hiç bir zaman umursamamıştır. hatta genişleteyim. muhafazakar siyasi partiler işsizliği hiç bir zaman umursamaz. varsa yoksa patron varsa yoksa büyüme.

    kısaca teoriden bahsedeyim size. işsizlik ve enflasyon ilişkilidir. ters korelasyon vardır aralarında.bkz. ve doğal işsizlik oranı diye bir şeyden bahsedilir. belli bir seviyede işsizlik muhakkak olacaktır ekonomide. tüm piyasa mükemmel olsa da belli bir oranda işsiz vardır. buna doğal işsizlik denir. bu doğal işsizlik oranı gittikçe artıyor. çünkü işsizlik oranı arttıkça, doğal işsizlik oranı da artar. yani enflasyon %1 olsa türkiyede yine de %7-%8 işsizlik olacaktır. bu bundan 10 sene önce daha düşüktü. bu normal bir şey değil. kabul edilebilir de değil. yapısal reform olmadıkça da doğal işsizlik oranını düşüremezsiniz.

    ayrıca enflasyona ihtiyacınız var büyüme için. şu anki durumda işsizlik %11-12 iken %7.4(?) büyüme sağlıyorsunuz. eğer işsizliği düşürürseniz enflasyon artacaktır. peki akp bunu ne şekilde kullandı. tam tersi şekilde. işsizliği arttırdı ki enflasyon düşsün. sonuçta işsiz ordusunun nüfusu giderek arttı. ancak sonuçta ne oldu? şu an işsizliği arttırsa da enflasyona çok fazla etki edemiyor. çünkü enflasyonun esas sebeplerini etkileyemiyor. iki çeşit enflasyon tipi vardır. maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu biz senelerdir maliyet enflasyonu yaşıyoruz. başlıca sebeplerinden biri dolar kurundaki artış. maliyetleri etkileyebilmek için ise bu reformlara ihtiyaç var. ülkede üretim yaptıramıyorsunuz. bunlar yapılmadığı sürece de enflasyona canavar dersiniz, sanki sizden bağımsızmış gibi.

    bakın bunlar sadece iki sebebi bu yakın gelecekteki açık iflasın. bunun daha konut piyasası var. sermaye piyasası var. dış politikası var. maliye politikası var. bütçesi var. cari açığı var. var oğlu var. dış mihraklara ihtiyacı yok bu memleketin kendini yok etmesi ya da batırması için. iç mihraklar zaten yerli yerinde duruyor. fetösü, pkk'sı zaten ayrı. yetkin olmayan insanlar tek başına birer iç mihrak!

    siyasi istikrar söylemi ile istikrarsızlık ve diktatörlük yaratan bir hükümet varken, sıcak paraya da ihtiyacınız varken sürdürülebilir değildir bu ekonomik düzen. ve bu düzeni değiştirecek kadrolar da akp'de ve recep tayyip erdoğan'ın çevresinde yok. eğer olsaydı 16 senede güllük gülistanlık bir memlekette yaşıyor olurduk. huzursuzluk ve mutsuzluk içinde değil.
  • ingiltere'den döndükten sonra nedense "faiz haramdır!" lafını hiç kullanmadı. ben görmediysem, hala meydanlarda söylüyorsa lütfen yeşillendirin mesaj kutumu.