şükela:  tümü | bugün
  • bazi sosyalist veya sosyalist egilimli arkadaslarda gorulen bir mantik hatasi

    recep tayyip erdoğan'i (hakli olarak) sevmeyen adam iki entry sonra vladimir putin'i, nicolas maduro'yu falan ovuyor.

    iyi de bu adamlarin politikalari ve retorikleri cok buyuk oranda benziyor. bu ne perhiz bu ne lahana tursusu
  • sadece siyasi alanda olmayan; kişisel gelişimle kendini zehirlemiş, niteliği arkaplana atıp liderliği kutsayan, hitabın en önemli özellik olduğunu savunan, takım çalışmasının ne olduğunu bilmeyen tiplerin de yaptığı eylem.
  • erdoğan'ı sevmeyip erdoğan vari adamları sevmek tutarsızlıktır.

    erdoğan ile maduro'yu politik açıdan birbirine benzetmekse liberal sığlıktır.

    iktidara geldiği günden bu yana kamu karşıtı neoliberal politikalar yürüten akp ve erdoğan en çok liberallerin çok sevdiği avrupa liderlerine benzer. sermayenin 68 sonrası işçi, memur haklarına, iş güvencesine saldıran politikalarını akp de 15 yıldır türkiye'de uyguluyor. şu anda tayyip-maduro benzetmesi yapan liberaller, tekel işçilerinin eylemlerine saldırılırken, 2010 referandumunda kamu yararını gözeten devlet içi mekanizmalar parçalanırken tayyip'ten çok tayyip'çiydi mesela.

    siyasetçilerin benzerliklerini otoriterlikte arayan liberal sığlık kendi içinde bile tutarlı değildir bu arada. hayran oldukları amerika-avrupa bu neoliberal sistemi tüm dünyada askeri üslerle, savaş gemileriyle, iş savaşlarla koruyor. bunlar gelip burda maduro-tayyip kıyaslıyor.
  • ister kamucu olsun, ister piyasacı; sen yasama, yürütme, yargıyı tek elde toplar, muhalefeti yok eder, muhalefet yapma imkanını ortadan kaldırırsan bu diktatörlüktür. kamucu çin de diktatörlüktü, xiaopingci çin de diktatörlüktür.

    abuk subuk, irrasyonel popülist bir ekonomi politikası izliyor diye maduro, erdoğan'la paralel politikalarından azade olmuyor.
  • sosyalist arkadaslarin devreleri yakmasina sebebp olan hadise. yani kamu karsiti gormesek yiyecegiz

    her siyasi mitinginde o ile ne kadar kamu harcamasi yapildigi ile ovenen akp mi kamu-karsiti neoliberal?
    akp mi piyasa dinamiklerine karismiyor? merkez bankasi niye resmen faizi artiramiyor? kamu ihaleleri ve devletin denetim gucu olmasaydi akp kendi medyasini bu kadar kolay yaratabilir miydi?
    (bkz: allahçı komünist parti)
  • bunun bir de erdogan'i sevmeyip, kendi dunyasinda erdogan gibi olan versiyonlari vardir. sadece kendi bildigi dogrudur. elestirenler onun icin sadece bir engeldir. esi veya evladi bile olsa. evinde, isyerinde karsi gelinmeye, inatlasilmaya, challenge edilmeye gelemez. neyse gerisini biliyorsunuz.
  • yıllar önce babamla futbol üzerine konuşurken bana "oğlum akp'ye erdoğan yüzünden kızarken nasıl oluyor da söz konusu fenerbahçe olunca aziz yıldırım'ı savunabiliyorsun?" demişti. insan o an yaptığı salaklığı fark edemiyor tabi, canım babam.
  • aziz yıldırım'a neredeyse tapacak kadar meftun olan renktaşlarım da bu gruba girer. erdoğan'a "diktatör" diye söylenir, sayın aziz bey'in iki dudağı arasından çıkanı kulübün değişmez kanunu bellerler. birincil savunmaları da "ama tesis yaptı bu adam" şeklindedir. oysa erdoğan'ı da tam bu noktada "yol yapmakla olmuyo bu işler" diyerek eleştirir aynı haspam.
    (bkz: bu ne perhiz bu ne aziz sevgisi)
  • bunun bir başka ironik tarafı da x ülkesindeki muhaliflerin "(küçük) burjuva" olmasından yola çıkarak itirazlarını gayrimeşru ilan etmektir.

    argümanın absürtlüğü bir tarafa (madem üniversite mezunu beyaz yakalısın o zaman özgürlük isteyemezsin!) benzer durum türkiye için de geçerli.

    16 nisan referandumundan sonra yapılan anketlerde gelir ve eğitim durumu arttıkça hayır oyları artıyordu. zaten akpliler hep demiyor mu "erdoğan'a itiraz edenler beyaz türklerdir" diye..