şükela:  tümü | bugün
  • eminim sözlük okuyucularının tamamına yakınının fark ettiği bir gerçektir.

    kendisi zaten belediyecilik üzerinden ünlenmiş bir insan. yaşım çok yetmiyor ama onun ibb dönemini oldukça başarılı bulan çok insanla tanıştım. bir kısmı 2010 referandumuna kadar akp'ye oy vermeye devam etti.

    erdoğan başbakan olduktan sonra türkiye'yi büyük bir belediye gibi yönetmeye başladı. yaptığı ilk iş deprem vergileriyle duble yolların yapılması oldu. defalarca eskişehir-istanbul yolculuğunu yapan şahsım açıkçası bilecik'te poyra yokuşu'nda 20 km ile giden yüklü kamyonların arkasında kalmaktan bıkmıştı. bilecik çevre yolu düzenlemesi bu durumu kökten çözdü.

    burayı yanlış anlamayın, önceki iktidarlar yol yapmıyordu diye bir şey yok. sadece kgm'nin işlerine çok detaylı karışmıyorlardı. bir de bütçe disiplini daha sağlamdı. kaynaklar sorgusuz sualsiz bir yerden başka bir yere aktarılmıyordu.

    duble yollardan sonra sıra toki'ye geldi. erdoğan bayraktar, o zamanki toki başkanı, erdoğan'ın kendisi ile konuştuğunu, eskiden yaptığına göre beş kat, on kat daha fazla ev yapmaları gerektiğini söylediğini belirtmişti. toki eskiden devlete ait olup şehir içinde kalmış arazilere bina yaparak piyasa değerinden belki azıcık düşük rakamlara satan bir kurum olmaktan çıktı, şahlanarak gelen kentsel dönüşümün esas aktörü oldu. erdoğan tıpkı bir belediye başkanı gibi yaklaşarak ülkenin konut dikilmeye uygun her yerini belirleyip ev yapma görevini üstlendi.

    bundan bir sonraki aşama mega projeler oldu. üçüncü köprü, üçüncü havaalanı, anadolu'nun çeşitli illerine havaalanları, avrasya tüneli, osmangazi köprüsü bu mega projelerden bir kaçı. normalde belediye başkanları, mega bir proje için ödenek istediklerinde onun maliyet fayda analizini detaylı yaparak niye sınırlı kaynakların kendi belediyesine aktarılması gerektiğini savunur. fakat erdoğan'ın üstünde kimse olmadığı için bu projelerin her biri maliyet fayda analizi düzgünce yapılmadan tamamlandı. kendi kişisel görüşüme göre avrasya tüneli, istanbul ve ankara metrolarının yeni hatları ve anadolu'daki bazı havaalanları dışındaki hiçbir yatırım harcanan devasa kaynaklara değmez. hatta bunun bir kısmını iktidar yanlısı yazarlar da söylüyor: #79333424.

    ülkenin duble yollar gibi acil ihtiyaçları, konut sorunu gibi başka yöntemlerle çözülmesi gereken sorunları ve devasa yatırımlara karşılık kimseye pek faydası dokunmayacak projeleri bittiğinden dolayı sırada uzun vadede bile almanya kadar zengin olsak dahi ihtiyacımız olmayan çanakkale köprüsü ve kanal istanbul gibi projeler var.

    arada bir de gezi olayları oldu. hangi ülkenin başbakanı bir yere cami, müze ya da rezidans dikilmesi için doğrudan uğraşır ya da yeni yapılacak opera binasının barok tarzda olacağını söyler? hangi ülkenin başbakanı ışıklandırmalı kavşak açılışına gider? evet, bildiniz: ülkeyi belediye başkanı gibi yöneten başbakan gider.

    buraya belediyeler üzerinden yapılan sosyal yardımları da eklemek istiyorum. sadaka kültürümüzde var lafı bizzat erdoğan'a ait. belediyelerin yaptıkları sosyal yardımların kapsamlarının geliştirilmesi ve daha çok insana erişilmesi elbette güzel şeyler. her iktidarın yapması gereken bir icraat. ama akp'nin sosyal devlet denilince aklına sadece bunun gelmesi erdoğan'ın ne kadar belediye başkanı zihniyetli bir yönetici olduğunu gösteriyor.

    erdoğan'ın cumhurbaşkanı oluşu ve aldığı devasa yetkiler de bunu etkilemedi. hâlâ halk kütüphanesi kılıklı millet kıraathanesi adındaki yerel yönetimlerin üstlenmesi gereken görevlerden bahsediyor.

    eğer maliyet-fayda açısından bakmazsanız akp iktidarda olduğu süre boyunca inşaat alanında oldukça başarılı oldu. sonuç olarak belediye başkanı oy aldığı topluma karşı sorumludur. mümkün olduğu kadar çok kaynağın merkezden kendi bölgesine aktarılmasını ister. maliyet fayda analizi, merkezi ikna edebildiği sürece onun umrunda değildir. ülkenin genelinin ihtiyaçları onun ilgisinin dışındadır.

    akp'nin inşaat alanındaki başarısını eğitim gibi, sağlık gibi, yargı gibi, gelir dağılımı gibi bina yaparak çözemeyecekleri ama hükümetin doğrudan uğraşması gereken alanlarda gösterememesi de bu konuların belediyenin yetkileri içinde olmamasındandır.

    kısaca, erdoğan başarılı bir belediye başkanı olabilir. ama ne yazık ki devlet belediye gibi yönetilmiyor.