şükela:  tümü | bugün
56 entry daha
  • 2001 yılında sezer'in anayasa kitapçığı fırlatması neydiyse, bunun 2018 versiyonunun da epic fail niteliğiyle bu toplantı olduğu kanaatindeyim. anayasa kitapçığından bahsedildiği gibi, gelecek yıllarda da bu londra sunumundan bir milat olarak söz edilecektir.

    kapitalizm günümüzde dünyanın hemen tamamının benimsediği bir dindir. ve ona inananlardan olan beklentileri yönünden son derece basit ve kompakttır. sizden oruç tutup aç kalmanızı istemez, sabahın köründe namaz kılmanız için ayağa dikilmenizi istemez, hatta en önemlisi sizden ahlaki yönden de hiçbir beklentisi yoktur. dürüst, iyi bir insan olmanızı beklemez. doğrudan en ilkel içgüdülerinize hitap eder; “ihtiyaçların sonsuz, kaynaklar kıt, para kazan, nasıl kazanırsan kazan, paranı değerlendir, paranı harca, tüket, ihtiyacını gör, harca, bu fırsatı kaçırma, o fırsatı da kaçırma, bitmek tükenmek bilmez açlığını doyurmaya bak”. insanların totemlere tapındığı tarih öncesi devirlerden beri en insan dostu dindir bu yönüyle. kısıtlama yok, teknik taktik yok, bam bam bam. kendisine inananlardan bireysel anlamda beklentisi şudur; “ya göründüğün gibi yarak gibi bir adam ol, ya da yarak gibi bir adam olduğun gibi görün”. memo tembelçizer’in bir karikatüründe geçiyordu yanlış hatırlamıyorsam bu ifade. ama kapitalizmin ahlaki tutumunu çok iyi özetlediğini düşünüyorum.

    kapitalizmi din olarak tanımladıktan sonra metaforumuzu genişletelim.

    londra, global finansın başkenti; yani kapitalizmin kabesi, kudusü, kutsal toprakları.
    yatırım fonu yöneticileri; havariler, psikoposlar, ulema sınıfı.
    faiz, enflasyon gibi temel kavramlar, bu kavramlar arasındaki ilişkisellik; kapitalizme inancın temel şartları.
    sermaye, fon, menkul kıymetler; kutsal emanetler.
    serbest piyasa; en temel şart, bir nevi kelime-i şehadet.
    reisin sunumu; kutsal topraklarda, hem de ulema kesimin gözünün içine baka baka allaha-dine şirk koşulması.

    bu oyunun bir parçasıysan, oyunun kurallarına uyacaksın. içerde tüm kurumlara (askeriye, yargı, parlemento, medya) kendi doğrularını dikte edebilirsin. ama kapitalizm gibi bir dinin kurallarını etine kemiğine bakmadan güncellemeye kalkarsan, havariler cezanı keserler. sonuçta onlar da kutsal emanetlerini sokakta bulmadılar.