şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: udemy)
  • internet üzerinde kendi işimi kurmak istiyorum diyorsanız kendisinin etohum kafe toplantılarından birinde, kendi tecrübelerini anlattığı şu konuşmayı dinleyebilir, kıssadan hisse güzel dersler çıkarabilirsiniz.
  • udemy blog'da udemy hikayesinden kısaca bahsetmiş, ardından da türk basınına haber olmuş.

    siz yine de kendisinin ve udemy'nin hikayesini etohum videolarından öğrenin derim:

    10 mart 2011 - http://vimeo.com/20993420
    1 ekim 2011 - http://vimeo.com/30088456
  • kendisi okulumda iki üst dönemde idi. o zamandan başarıları konuşulurdu. ne kadar zeki ve çalışkan olduğu herkesçe bilinirdi. kendisi adına gurur duydum gerçekten. başarıları devam edecektir diye umuyorum.

    ama kendisi bence yeni nesillere şunu göstermiştir. idealist olmak her zaman iyidir. evet bir çok kez başarısız girişimleriniz olabilir. ama girişimcilik biraz zeka biraz çalışkanlık ile başarıya bir gün elbet ulaşacaktır. allah yolunu açık etsin hemşehrimin.

    edit: okul(malatya anadolu lisesi)
  • 23 ağustos 2015 pazar yani yarın tsi 21.00'da @eyigita adlı periscope hesabından türk takipçileriyle bir araya gelerek sorularını cevaplayacak, hikayesinden bahsedecek türk girişimci.
  • 1984 doğumlu olan odtü bilgisayar mühendisliği ve odtü matematik mezunu overachiever.

    kurucusu olduğu udemy çok daha büyüyecek olmakla birlikte 1 milyar dolar ciroya ulaşmış.

    kendisine saygılar.
  • eğitim sektöründen sonra sağlık sektörüne yenilikler getirmeyi planlayan girişimci.

    yeni girişiminin adı carbon. amaç bir app/site üzerinden bütün sağlık verilerinize erişmek, lab/görüntüleme merkezleri/hastaneler/eczaneler/ doktorlar gibi sektörün farklı elemanları hemen hemen her anlamda integre etmek. amerika gibi teknolojini penetrasyonun yüksek olduğu bir yerde tutma ihtimali çok fazla. ama udemy'nin aksine bu türkiye'de de tutabilir, çünkü sağlık sektöründe yatırımlar ve kar oranları bir hayli fazla. rekabet de fena düzeyde değil. kamu hastaneleri çok kötü durumda. özel hastaneler bence böyle bir sisteme sıcak bakabilir gibi.

    detaylara techcrunch'ın bir konferansında verdikleri şu sunumdan ulaşabilirsiniz.

    son olarak link sitelerinin linkini verelim [https://www.carbonhealth.com/ https://www.carbonhealth.com/]
  • verdiği röportajda veri temelli karar verme ve analize önem vermediğini çünkü bunu daha iyi yapan kurumlar olduğunu söylüyor. bununla birlikte, girişim fikrini herkesin beğenmesininde olumlu bir şey olmadığın belirtiyor. son olarak zorlanmanın doğru olduğunu söylüyor.
  • her cümlesinden başka bir şey öğrendiğim, gerçekte tanımıyor olmama ve beni tanımamasına rağmen, abim gibi gördüğüm biri. dinlerken söylediklerinden teknik konularda notlar çıkarmışım, çıkardığım notu şimdi 6 ay sonra okuyup tekrar başka bir şey hatırlıyorum, öğreniyorum.

    buna ek olarak teknik konuların dışında söylediği iki şey gerçekten etkileyiciydi. birincisi matematiğin yanlış öğretildiği. diyor ki kişiye önce sayılar sonra bazı yöntemler üniversitede de calculus vs ağır biçimde öğretiliyor ancak bununla ne yapacağı (bizim türkiyedekilerin tabirimizle söyleyeyim ben: "gerçek hayatta ne işe yarayacağı"ndan bahsediyor) tam olarak öğretilmiyor ve bu kişi yıllar sonra bir mühendislik problemiyle karşılaştığında matematik bilgilerini kullanması gereken bir hesaplama yapması gerektiğinde eskiden ezbere öğretildiği o şeyleri nasıl kullanacağını bilmiyor, eşleştiremiyor çünkü daha önce böyle bir şey yapılmıyor tarzı bir şey dedi.

    ancak diyor ki yazılım yapan biri önce bir app yapıyor sonra eğer çok ilgisi varsa low level'a iniyor bunun arkasındaki data structure'ları öğreniyor, hala ilgisi varsa makinanın nasıl çalıştığını filan öğreniyor fakat matematikte tam tersi bir durum söz konusu ve önce problemleri tam anlamadan, öğreneceğimiz yöntemlerle eşleştirmeden direkt olarak aşağıdan başlıyoruz diyor. bu yüzden de sıkıntı olduğunu söylüyor. (şimdi burada yazılım kısmında (kendisi de mektepli evet, bilg. müh. mekteplisi olmasının yanısıra matematiğin de mekteplisi, fakat) sanırım alaylı yaklaşımdan bahsediyor çünkü türkiyede bilgisayar mühendisliği okumuş biri olarak söyleyebilirim ki biz çok da high level'la başlamadık. yani ilk sene genel müh. derslerinin yanısıra c'de pointer ayıklayarak ve hazır kütüphanelerle iki saniyede yapılabilecek bir çok şeyi mantık öğrenmemiz için ya da belki de sadece çile çekmemiz için kendimiz mantık uydurup yaptırılarak başlamıştık ve console application'dan ya da kastırmalı algoritmaları yazmaktan çözmekten çok da somut anlamda ileri gitmemiştik. 2. yılda elektrik elektronik bir yandan, data structurelar ve java gibi diller bir yandan vardı, 3. yıl elektronik ile assembly bir yandan high level şeyler mesela c# desktop app, veritabanı yönetimi, sql falan anca o zaman gördük ve uygulamaya başladık. en son sene gerçekten high level'a ulaşmış denebilirdi. algoritma analizi, teorik hesaplamalar falan vardı. ama eren bali'nin mezun olduğu odtü'deki eğitim daha farklı olabilir o konu hakında bir bilgim yok. yine de eren bali'nin dediği gibi, bilgisayar bilimleri'ndeki eğitim, matematikteki gibi olmuyor. öğrendiğin parçalar yerine oturabiliyor önce de sonra da high level'a low level'a inip çıksan. hepsi birbirine bağlantılı olduğu için)

    ancak matematik konusunda çok haklı. mesela bilgisayar mühendisliği derslerinde ağzımızdan burnumuzdan kan getiren calculusları(ben 1. sınıftan bi tanesini 4. senenin başında gittiğim yaz okulunda zor geçmiştim. üniye girmeden önce öss'de fulle yakın yapardım, üni'deki ise gerçekten çileydi ve dersi geçmek dışında ne işe yaradı mesela? şu işe yaradı: hala rüyamda geçemediğim, uyandığım ve rahatladığım oluyor, abartmıyorum. şimdi bu bölümleri okuyan biz böyleysek normal insan naapsın abi nasıl sevsin yani biz seviyoduk matematiği ne hale geldik sonra.) kaçımız calculustan öğrendiklerini gerçekten uygulayabiliyor, kaçımızın gerçekten işine yarıyor? kaç kişi diyebiliyor ki "benim yaptığım sisteme saat kaçta, o saatin kaçıncı dakikaları arasında kaç kişinin geleceğini poisson dağılımı ile teorik olarak hesapladım ve buna göre önlem/aksiyon alıyorum" ya da taylor serisini işime yarayacak şekilde kullanıyorum? bahis şirketinde oran belirleyici olarak çalışmıyosanız şunları yaptığınızı sanmıyorum. şu an taylor serisi denince benim aklıma taylor momsen geliyor bir tek. yüzünü gözünü kömüre boyamasa çok güzel kız da. neyse yani zamanında yaptık hepsini. zorla yaptık. ama öyle işte. yaptık sadece.

    bu konuyla ilgili olarak isa göksu'nun da güzel bir sözü vardı istanbul coders'ta demişti, "zamanında bölümde anlattılar, oturduk saatlerce dinledik ama onlar hep anlatmışlar biz de öyle bakmışız yani, kimse dememiş şu şurada işe yarar, bu burada kullanılır. böyle kullanılır. şimdi lazım oldu mu en baştan öğreniyoruz, öğrenmenin sonu yok" diye. arada yıllarca fark olsa da aynı sıralarda oturmuşuz isa abi'yle. aynı eğitim aşamalarından geçmiş, aynı çileleri çekmiş biri olarak diyorum ki gerçekten o kadar ağır eğitimler aldık ve matematikle ilgili olanlarını o kadar işe yaramayacak şekilde aldık ki, insan düşündükçe boşa giden zamana, ona harcanan emeğe, insan gücüne, kaçırdığı keyfine, çektiği çileye üzülüyor. hayır bari işe yarayacak şekilde verilseydi bunlar.

    eren bali'nin dediği ikinci etkileyici şey ise ise tanem sivar'la olan röportajında "sıfırdan başlayıp aslında hayatınızın sonuna kadar yetecek maddi imkanı sağladınız, bu işlerden çekilebilirsiniz de mesela isteseniz, ama sanırım hayalleriniz var?" sorusu üzerine diyor ki "dünyada hala çözülmesi gereken bir çok sorun var ve bu sorunları çözmenin zevki ayrı bir olay. tabi ki zengin olmak, ünlü olmak gibi motivasyonlar var bunlara asla yok diyemeyiz ama bunların daha kolay yöntemleri mutlaka var(burada benim kişisel görüşüm: maddi varlığı olmayan biri olarak ben katılmıyorum. sıfırsan zengin olmak için yapabileceğin pek bir şey, gidebileceğin pek bir yol, sana açılacak pek bir kapı yoktur. sıfırsan sıfırsındır. ancak şu anda belli bir maddi varlığı olan biri olarak eren bunu diyorsa, maddi varlığının var olduğu da eğer kesin ise, kendisine herhangi sıradan birinden biraz daha fazla olasılıkla güvenebiliriz. tabii yine de kesin diyemeyiz hiçbirşeye de.) "mesela sağlık alanında milyarlarca insanın hayatına etki edebilen şeyler yapılabilir, biz de şu an onu yapmaya çalışıyoruz" diyor. (carbon'dan bahsediyor)

    eren bali girişimcilik ve bilişim konusunda çok bilgili, bu konulara ilgiliyseniz saatlerce konuşsa dinleyebileceğiniz, dinledikçe de mutlaka bir şeyler kapabileceğiniz, ilham verici ve yol gösterici biri. umarım başarılarının ve konuşmalarının devamını duyarız. "türkiye'den bir bok çıkmıyor" diyenlere de gözlerini, kulaklarını, algılarını açmalarını öneririm. neye bakarsan onu görürsün etrafta.