şükela:  tümü | bugün
  • bu yazımı öncelikle eren erdem'in, sonra eren erdem'i seven chp'lilerin, en son olarak da eren erdem'i vatan haini gören akp'lilerin zihinlerinde alternatif bakış açıları oluşturmak adına kaleme alıyorum.

    eren erdem, 4-5 yıl önce tanıdım seni. kitaplarından. abdestli kapitalizm'den, nurjuvazi'den... ulusal kanal'da yaptığın "ezber bozanlar" programından.

    o dönem akp-cemaat ortaklığı devam ediyor hala ve sen korkmadan/yılmadan iki cenaha da sertçe eleştiriler getiriyorsun. üstelik en hassas oldukları noktadan, inançlarından.

    hepsi bu olsa neyse, islam'la ilgili muhammed ikbal'lere dayanan görüşlerinle, yaptığın çıkarımlarla 'geleneksel islam'ı çatırdatıyorsun.

    seviniyorum.

    diyorum ki "türkiye'deki müslümanların ufkunu açacak genç insanlar geliyor. korkusuz. yeni yaşar nuri öztürk'ler geliyor." umut doluyorum.

    küresel sistemi eleştiriyorsun, göbekten. "allah bankalara savaş açmıştır" diyorsun, "kur'an che guevara'yı eleştirmez!" diyorsun.

    sonra bir şeyler oluyor, bir gazete kuruyorsunuz; karşı gazetesi.

    turan ababey gibi bir adama kurduruyorsun bu gazeteyi. kimse tanımaz, etmez.
    bomba manşetlerle, özenle hazırlanmış köşe yazılarıyla okuyucuyla buluşuyorsunuz.

    tartışmalı ve kısa süren bir yayın hayatınız oluyor. sonra turan ababey, birileri tarafından kullanılıyor ve eren erdem ismine fethullahçı yakıştırması yapılmaya başlanıyor.

    sonra bir şeyler oluyor, chp'ye katılıyorsun. y-chp'ye.

    diyorum ki, "herhalde artık daha geniş kitlelere hitap etmek istiyor. söylediklerini daha çok insanlar duysun istiyor." eyvallah.

    1 gün, 5 gün, 3 ay, 5 ay... senden tek duyduğum erdoğan ve hükümet eleştirisi oluyor.

    zaman gösteriyor ki aziz kardeşim, değişiyorsun.

    muhakkak vardır kendine göre haklı olduğun yanlar ama, hiçbir haklılık hakk'tan daha haklı olamaz biliyorsun.

    y-chp'ye girmek, hayatında yaptığın en büyük hataydı. y-eren'e dönüştün. kokuşmuş bir sistemi dışarıdan mücadele ederek değişirsin. devrimci bunu yapar. che guevara da bunu yaptı, muhammed peygamber de. eğer bunun yerine sistemin içerisine girersen, bozulmaya başlarsın. farkına bile varmadan.

    sen sisteme dahil olmayı tercih ettin. iyi niyetinden şüphem yok ancak bu seni köreltti. "bazı doğruları" söylemekten alıkoydu.

    bozuldun.

    kılıçdaroğlu adana'da nazlı ılıcak'lara, ahmet altan'lara özgürlük isterken herkes sussa senin konuşman lazımdı. en yüksek sesle bağırmanı beklerdim senden: "adalet herkese özgürlük değildir, adalet insanlara zulmedenlerle mücadeledir." diye. çünkü senin bu isimlerle ilgili ne düşündüğünü biliyorum.

    kılıçdaroğlu ahmet türk'le kolkola adalet için yürürken, önlerini kesmeni beklerdim. "ne yapıyorsun sayın başkan, bu adamlarla amerika'nın bölgedeki maşası pkk'ya mı özgürlük istiyoruz?" demeliydin. çünkü benim tanıdığım eren erdem böyle yapardı.

    hükümete yönelik söylediklerinde haksız mısın? hayır. ancak bulunduğun camiayla ve hatalarıyla ilgili o kadar susuyorsun ki, bu söylediğin onlarca doğru şeyleri de çöpe atıyor. çünkü biliyorsun, karşında psikolojik savaş görevlileri var; yandaş medya.

    bu yüzden üzülüyorum senin için. halbuki 4-5 yıl önce, türkiye'de müslümanların ufkunu açacağını düşünüyordum. hepsine seni, kitaplarını, programını öneriyordum. şimdi hepsi seni düşman görüyor.

    üzülüyorum.

    yetmiyormuş gibi, fetö'cü diyorlar geçmişlerine bakmadan. vatan haini diyorlar.

    umarım bir kurtuluş planın vardır. çünkü görünen o ki, önümüzdeki süreçte sıra chp'ye gelecek ve o dünya görüşün 180 derece farklı olmasına rağmen "ayıplarını örttüğün" adamları değil, seni yakacaklar genç adam.

    allah yardımcın olsun.