şükela:  tümü | bugün
  • yok boyle memleket kardesim. istanbulun en yasanasi yeri desek hiic abartmayiz yani. bu kadar mi sehrin icinde bu kadar mi guzel olur bi yer. apartman isimleri cogunlukla eskiden apartmanin yerinde olan koskun sahibinin adini tasir. sokullu mehmet pasa, kazim karabekir pasa, sakip pasa, tevfik bey di felan booyle gider. taaa sokullusundan kazimina erenkoy'de oturmussa bu adamlar, elbet bi numara vardir diye mantik yuruturum iyi de olur. elbette beton bloklarla doludur ama erenkoyun betonu bile daha guzeldir elalemin beton bloklarindan. elbette caddeleri minibuslerce dolmuslarca karbonmonoksite bogulmustur ama soyle ortasinda oturunca erenkoyun cikip balkona kahvaltini yaptiginda hic de gelmez o ekzost kokulari burnuna. yukaridan bakinca seyrek orman goruntusu verebilir yer yer. manzara ise binalarin ust katlarina mahsustur artik maalesef ama yuksekseniz buyuk adadaki burnunu karistiran adami gorursunuz yani o derece.
  • mirkelam'ın unutulmaz albümünde aşkım aşkımla beraber en iyi şarkısı.

    bir gitar sesi duyduğumda
    hatırlarım ben seni
    senle birlikte
    o boş evde
    anlamlı yuvarlanmalar halının üstünde
    o halı uçururmuş meğer
    gökyüzüne bizi

    önünden geçtim dün o evin
    erenköy'de hani
    büyütmeye çalıştığımız o çiçek solmuş
    dolaştım bütüm odalarını
    aradım boşuna seni
    uzandım yine o halıya
    uçursun diye beni

    çalışmıyor yaşamıyor ki sensizken hiçbirşey
    sanki illede istiyorlar seni
    çalamadım bak o gitarı uçtu o melodi
    ellerimde çiçekler gözlerimde hüzün
  • türk sporunun son yıllarda yetiştirdiği en önemli atleti olan mirkelam'ın müthiş şarkısı. işin şakası bu adam gerçekten iyi müzisyen, bu ayarda şarkılar ne yazık ki en son 90'larda yapıldı. böyle adamların kıymetini bilmek gerek.

    erenköy'de içinde yaşanmış bir ev varsa, sözleri de çok can yakıyor. o güzel hayaller, uçan halılar, yuvarlanmalar vs. hepsi çok fena...
  • ''her dakikasını ayrı hatırlarım, erenköy'de geçen zamanımın'' oktay rifat
  • ethemefendi caddesi çocukluğumdur. erenköy tren istasyonun bulunduğu köprüden hızlı bir şekilde arabayla geçerken göbeğim kıdıklanır içim çekilir. bir bende oluyor anısı var diye sanırdım, başka kişilerede oluyormuş. erenköy anadolu yakasının en güzel semtlerindendir.
  • kısa bir süre ikamet etmiş olmamdan mütevellit bana sanki istanbul'da başka bir semtte yaşanmaz hissi uyandırmıştır hep. erenköy, suadiye, göztepe, feneryolu civarında yaşayanların ortak bir hissiyatıdır bu aslında. cadde, sahil, fener bir yaşam biçimi halini alır bazılarımız için. seksenli yıllarına yetişebildiğim erenköy tabiiki çok yeşildi, her sokakta en az üç tane köşk vardı, bahçelerinde erik, ceviz, çitlembik vardı, sokaklarında tüf tüf savaşları vardı, incir ağaçlarından yerlere taşan incirler vardı. ve eski sakinlerinin "ahh ben buraya ilk geldiğimde bu dairenin fiyatına köşk alıyordum, alsaymışım bu apartmanlardan biri de bize ait olacaktı" serzenişleri. gözlerimizin önünde hepsi gitti ama erenköy hala güzel, hep özel.
  • nazım hikmet'in çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği semt. kendisi ilkokulu taşmektep sokak'ta okumuş, bu sokakta yaşamış sonrasında piraye ile hemen yakınındaki ethem efendi caddesi üzerinde yer alan mehmet ali paşa köşkü' nde yaşamıştır. bugün bu köşkün yerinde dilman towers bulunur. bahçesinde 3 selvi vardır. nazım 1933'te üç selvi şiirini bu selvileri kastederek yazmıştır.

    kapımın önünde üç selvi vardı.
    üç selvi.
    selviler rüzgarda sallanırlardı.
    üç selvi.
    kökleri yerde, başları yıldızlarda
    üç selvi.
    selviler sallanırlardı rüzgarda.
    üç selvi.
    bir gece düşman bastı evi.
    üç selvi.
    yatağımda öldürüldüm ben.
    üç selvi.
    kesildi selviler köklerinden.
    üç selvi.
    artık ne kökleri yerde, başları yıldızlarda
    üç selvi.
    selviler sallanmıyorlar rüzgarda.
    üç selvi.
    mermer bir ocakta parçalanmış yatıyor
    üç selvi.
    kanlı bir baltayı aydınlatıyor
    üç selvi.

    söz konusu üç selviden biri kırılmış ve kurumuş olsa da kalanları görülebilir. ethem efendi'den geçenlerin dikkatine...
  • cocuklugumun hatta omrumun neredeyse tamamının gectiği istanbul'un bana gore en guzel semtidir.son bır bucuk yıldır farklı bır guzel semt'de ikamet ediyorum.*
    eski ve unutulmayan bir sevgili gibi, mütemadiyen hatırladıgım özellikle de yalnız hissettiğim de ozlediğim memleketim.evet erenkoy farklı bır memleket, tüm istanbul farklı bir memlekettir sanki.
    yolları, kaldırımları, agacları, bakkalı çakkalı herbişeyi ayrıdır.
    çam kokardı erenkoy'de kı evımızın arka balkonu, yazın çok sivrisinek olur du bu çam ağaçlarında.olsun.
    şimdi çop bidonu kullanmayan bir semt'de oturdugumdan mutevellit çopler gece yol kenarlarına atılıyor, çöp kamyonları gece gelip çopleri alıyor.çöp arabası geciktiğin de sivri sinek oluyor, allahsızlar tam benım balkonun altına yıgıyorlar çöplerini.
    bu son satırlar amacını aştı konu biraz saptı ama olsun.insan olsunlar çöp konteynırı kullansın butun ıstanbul semtleri.
    velhasıl erenkoy aynı sehır de bir ilçe'den başka bir ilçe'ye sıla hasreti çektirir adama.sankı memleketını terk etmıssın gıbı.özletir.
    acı veren gecmişi bile özletir bazen insana.
  • biraz daha dinlersem eğer bana kredi çektirip erenköy'den ev almama sebep olacak mirkelam şarkısı. hiç aklımda erenköy'de yaşamak gibi bir fikir yoktu ama artık ciddi ciddi gelecek planlarım içerisinde yer alıyor kendisi.
  • benim güzel semtim.. erguvan zamanı başkadır, kar altında başka. tren sesli akşamları, adaları seyreden yüksek apartımanları, alçakgönüllü esnafı, sokak kedileri, yaz geceleri balkonlarında çınlayan kahkahaları ve ifade ettiği daha nice anlamı ile..