şükela:  tümü | bugün
  • 2009'dan bu yana takvim gazetesi genel yayın yönetmenliği yapan gazeteci. daha önce yeni şafak gazetesi genel yayın koordinatörlüğü de yapmıştı.
  • http://www.takvim.com.tr/…2012/01/07/kozmik-misafir bi acayip yazı yazmış zat. çenem 45 derece okudum durdum.
  • stratfor belgelerinde yer alan rte'nin kanser olduğu ve iki yıllık ömrünün kaldığı haberine istinaden yazdığı yazıda bilginin kaynağının francis riciardone olduğunu ve onun da bu bilgiyi dört gazeteci ile hilton otelinde yaptığı toplantıda elde ettiğini belirtiyor ve soruyor: acaba hilton otelinin sahibi aydın doğan'ın bu görüşmeden haberi var mı?..

    yandaş medya öylesine acayip ve körü körüne bir oluşum ki insanı aydın doğanı bile savunur hale getirebiliyor.

    yahu kardeşim, adam hilton otelinin resepsiyonisti değil ki kim geldi, kiminle geldi...
    adam otelin bulunduğu arazinin ve binanın mülk sahibi. otel ise adı üzerinde hilton oteli, dünyaca ünlü hilton worldwide inc. zincirinin bir halkası olarak bu firmanın türkiye şubesi tarafından işletiliyor. hani conrad hilton kurmus, üçüncü müdür dördüncü müdür artık neyse kuşağı paris hilton var, bildin mi?
  • kendini yeni dönemin memduh bayraktaroğlu'su olmaya mı adadı bilemedim. elinde delili olmadan, kısır analojilerle gazetesinde ve sitesinde haberler yaratmasını başka türlü açıklayamıyorum.

    umarım şamil tayyar'dan esirgenmeyen şefkat bu arkadaşımıza da gösterilir, bari çabası boşa gitmesin.
  • tüm devlet bu adama çalışıyor. her gün minik kuşlar veya deve kuşlar kahverengi ayakabılı ve şapkalı adamlar bu adamla yalılarda buluşuyor. şato nun romancısı.
  • 06.08.2012 tarihli suikast ve metres başlıklı yazısı, tarihe ışık tutuyor:

    --- spoiler ---

    öyle konular vardır ki sadece bir kere yazabilirsiniz. zamanın ruhuna uymayıp ertelediğinizde ya da öne aldığınızda yazdığınızın bir anlamı olmaz. ama doğru zamanda kaleme alındığında da tsunami etkisi gösterir. genelkurmay eski başkanı hilmi özkök, ergenekon mahkemesine gidip ifade verinceye kadar birazdan yazacaklarımı paylaşmayı düşünmüyordum. ancak paşa salonda "abd, wolfowitz aracılığı ile bana 'tezkerenin geçmesi için baskı yap' dedi. ancak ben dinlemedim" diye konuşunca daha fazla bekleyemezdim. işte size sadece filmlerde görebileceğimiz müthiş bir hikaye...

    filmden tek farkı, buradaki her şey gerçek! okuyun siz karar verin... tarih 16 temmuz 2002... türkiye'yi ziyareti daha önce üç kez ertelenen abd savunma bakan yardımcısı paul wolfowitz, resmi temaslarda bulunmak üzere gece geç saatlerde ankara'ya indi.

    kivrikoğlu kendisini kabul etmiyordu

    dönemin cumhurbaşkanı a.necdet sezer, başbakan'ı ecevit, genelkurmay başkanı ise hüseyin kıvrıkoğlu'ydu. gezi basında günler öncesinden köpürtüldü. ziyaretin hayati önem taşıdığı sayfa sayfa anlatıldı. uçaktan inen wolfowitz'in canı sıkkındı. görüşmek istediği tüm isimlerden randevu almış ancak biri kendisini kabul etmemişti. kara kuvvetleri komutanıyken kıbrıs'taki çadırda suikasttan kurtulan kıvrıkoğlu bir türlü kendisini kabul etmiyordu. abd büyükelçiliği ve diğer makamlar araya girdiyse de paşa, "nuh" diyor, "peygamber" demiyordu!

    çıkış yolu bulamayan washington devreye girip başbakan ecevit'ten "aracı olmasını" rica etti. kıvrıkoğlu paşa, ecevit'e de kibarca "hayır" diyerek görüşmeye yanaşmadı. kriz giderek büyüyünce rahmetli ecevit tekrar telefona sarılarak "en azından iki-üç dakika görüşün bari" teklifini iletti. paşa hiç de istemeyerek "peki" cevabını verdi.

    haci lakapli paşa'nin sert çikişi

    randevu baskıyla alınmıştı. paşa sinir küpüydü. görüşme başlamış ama suratlar asıktı. birkaç dakika içinde elektriklenme tüm odaya yayıldı. abd'li konuk irak işgalini masaya getirmişti. peşpeşe akıl almaz istekler sıralıyordu. silah arkadaşlarının "hacı" diye andığı paşa, wolfowitz'in genel vali gibi konuşması üzerine çok sert tepki verdi. "kerkük'ü de içine alan bir kürt devleti kurulması söz konusu olursa, doğrudan ve açıkça oraya, bölgeye gireceğimizi, müdahale edeceğimizi biliniz" diye çıkıştı.

    wolfowitz neye uğradiğini şaşirdi

    ne yapacağını bilemez hale gelen wolfowitz "ben, abd savunma bakan yardımcısıyım, benimle böyle konuşamazsınız" dedi. orgeneral kıvrıkoğlu da "ben de türk ordusunun başıyım ve üstelik de türkmen asıllıyım" diye karşılık verdi.

    şaşkına dönen abd'li sinirli bir şekilde salonu terk etti. görüşmek için can attığı toplantı kabusu olmuştu. irak işgalini ankara'ya en net anlatan abd'li olan wolfowitz ülkesine döndü. kısa bir süre sonra kıvrıkoğlu, çok sevdiği hilmi özkök'e yerini bıraktı.

    birkaç ay sonra da türkiye'nin gündeminde 1 mart tezkeresi vardı. herkes ne olacağını merakla bekliyordu.
    amerikalılar aradaki pürüzlere rağmen karardan emindiler.ancak sonuç öyle olmadı. tezkere, meclis'e takıldı.

    siyasilere gerekli baski yapilmadi tepkisi

    wolfowitz'e göre, "türk ordusu, siyasiler üzerinde gerekli baskıyı yapmamıştı. tezkere'nin geçmemesinin arkasında da kıvrıkoğlu'nun parmağı vardı." ankara'da kovulmaktan beter olan wolfowitz, pentagon'da sık sık "türkler, abd'ye kafa tutmanın ne demek olduğunu anlamalı" diyordu. bunu hiç çekinmeden her yerde dile getiriyordu. kini hiç bitmiyordu. öfkesi hiç dinmiyordu. bu aşağılanmanın faturasını ödetmek için çırpınıyordu. aradığı fırsatı tam bir yıl sonra yakaladı... 4 temmuz 2003 günü, kuzey irak'taki türk birliği basıldı. abd askerleri ve çok sayıda peşmerge karakolun etrafını sardı. silahlarını kullanmayan 11 türk askerinin başına çuval geçirildi. operasyonun emrini wolfowitz vermişti.

    intikamini geç de olsa almişti

    aradan iki hafta geçmişti... abd'deki bir büyükelçilikteki kutlamaya seçkin isimler katılmıştı. dönemin abd genelkurmay başkanı richard myers da bunlardan biriydi. orada olan 4 kişilik türk ekibi harekete geçmek için fırsat kolluyordu. sivil ama önemli türk o anın geldiğini anlayınca arkadaşlarına dönerek "ben şimdi myers'a yaklaşacağım, siz bizi perdeleyin, kimseyi yaklaştırmayın, rahat rahat görüşeyim" dedi. diğer üç türk görevlerini kusursuzca yaptı.

    kimse oraya yaklaşamadi

    o türk, myers'ın yanına giderek derhal çuval olayını açtı ve "bu işin arkasında wolfowitz'in olduğunu biliyoruz" dedi.
    myers şaşkına dönmüştü; "bunu siz nereden biliyorsunuz" diye kısık sesle sordu.

    sivil türk "sayın başkan inanın başka şeyleri de biliyoruz" cevabını verdi ve başladı sırlamaya.
    wolfowitz, küçük özel bir ekiple bir takım örtülü operasyonlar hazırlığındaydı. myers, duyduklarına inanmıyordu, "hayır, bunlar olamaz" diye karşı çıkıyordu. konuyu daha fazla uzatmak istemeyen sivil türk elini ceketinin cebine atarak ilgili belgeleri çıkardı.

    myers'in gözleri büyümüştü

    sivil türk "sayın başkan, ordunuzun içindeki küçük bir klik, iki ülke arasında kriz çıkarmak istiyor, buna müsaade etmeyin" dedi. myers biraz düşündü "size samimiyetimle söylüyorum ki, bunlardan (siyonistleri kastediyor) dışişleri'nde bolca bulunur, ama pentagon'a giremezlerdi. ancak son yıllarda bir kaçı orduya sızmayı başardı. fakat ben gereğini yapacağım" diyerek garanti verdi. sivil türk, teşekkür edip giderken myers öylece kalakalmıştı! kıvrıkoğlu ne kadar canını yakmışsa wolfowitz o günü bir türlü unutamıyordu.

    kivrikoğlu'nu ortadan kaldirin

    evinde erhan göksel ve cengiz çandar gibi isimleri ağırlayacak kadar türkler'le arası iyi olan amerikalı'nın acısı büyüktü. elindeki gücü kullanarak son kararını verdi: kıvrıkoğlu'nu ortadan kaldırın! wolfowitz'in verdiği emir türkiye'ye kadar gelmişti. hazırlıklar başlamıştı. sinsi plan alttan alta işlerken çılgın amerikalı'nın o dönem ki metresi çok sevdiği bir arkadaşıyla italyanlar'ın işlettiği bir lokantaya gitti. masaya gelen garson italyanca selam verip isteklerini almaya başladı.

    garson ankara'ya mesaj gönderdi

    hanımefendi italyan garsonu tehlike görmemiş olacak ki yanındaki okul arkadaşına şifreli olarak planı anlatıyordu. odtü'den mezun olan genç hiç bozuntuya vermeden siparişleri alıp italyanca selam verip uzaklaştı! birkaç dakika sonra masaya siparişler geliyor ancak garson görünmüyordu! lokantayı terk eden genç ankara'ya mesaj geçiyordu: "sanırım hüseyin kıvrıkoğlu ile ilgili kötü bir gelişme olacak. koruma altına alırsanız iyi olur!" wolfowitz'in ekibi ankara'daki dostlarına "düğmeye basın" talimatı verdi. ancak kıbrıs'ta kurşunun sıyırdığı kıvrıkoğlu'na kimse yanaşamıyordu. etten duvar örülmüştü. kimse nerede ne yapacağını kestiremiyordu. bir süre sonra oluşturulan güvenlik halkası tehlikeyi fark etti. iki şüpheli sınırdışı edildi. yakalanan yerli işbirlikçilere ne olduğu ise hiç bilinmedi.

    --- spoiler ---
  • hani okunabilir bi' adam, ilginç şeyler yazıyor. ama bilindik şeyleri sanki hazine bulmuş gibi vermiyor mu, o zaman "sen çok geride kalmışsın kardeş" demek geçiyor içimden.

    şurada değişen dünya düzeninden ve türkiye'nin üstleneceği misyondan bahsetmiş. avrupalı arkadaşı anlatmış, o da ağzı açık dinlemiş. bir de bunları okuyucuya şok etkisiyle vermiyor mu, neyse...

    ergün kardeş, senin söylediklerini mahir kaynak beş yıldır yazıyor zaten. erdoğan operasyonu diye bi' kitabı var, bildin mi?
    belli ki bilmemişsin, onu al bi' oku güzel kardeşim. küresel sermaye ve ulus-devlet çekişmesini, abd'yi, rusya'yı filan, hepsini oku.

    yani senin okuyucuna aktardıklarının tazeliği değil de, resmi ideoloji ve yeni osmanlıcılık ikilemini tartışıyor bugün türkiye'deki farklı kutuplar. bir kısmı senin yazdıklarını savunup bunun bi' sıçrama tahtası olacağını düşünürken, diğer kitle bunun çöküş olduğundan bahsediyor. yani öyle kolay bi' lokma yok ortada canım kardeşim.

    hangi metodik yaklaşım türkiye'yi ileri götürür peki dersen, bak işte onu kimse bilmiyor. sadece farklı kutupların ellerindeki gücü kullanması, diğer bir taraftan da retorik kasarak bunu geniş kitlelere aktarması söz konusu. yaşayıp göreceğiz, hep birlikte tabi.

    ama ilk başta dediğim gibi, ilginç şeyler yazıyorsun. söylediklerime alınıp da yazmayı filan bırakma olur mu?

    canım benim.
  • çok ilginç yazar. yazılarını takip etmekte fayda var. inanırsanız da inanmasanız da ilginç yazıyor.
  • tam anlamıyla kurtlar vadisine senaryo yazabilecek bir donanıma sahip. her yazısında '' bir dostundan '' bahseder. doğru mu gerçek mi bilmezsiniz ama yazılarını okunurken gerilme-şaşırma-sevinme-ümitlenme zincirinde bir duygular silsilesine bağlanırsınız.
  • gezi parkı eylemlerinin dış güçler tarafından çıkarıldığını öne sürecek kadar uçmuş insandır.aynı zamanda gerek gazetesiyle olsun gerekde yazılarıyla yandaşlığın kitabını yazmıştır..