1. bi döneme damgasını vurmuş efsanevî rüşvet kahramanı;
    yeni karısını, eski karısını, hapisanede elini tuttuğu kadını bile tanıdığımız ailemizin memuru
  2. fatsa'nın hangi ile bağlı olduğunu bilemeyecek kadar sol siyasetten bihaber bir kişilik. ("samsun" demiş)

    burada, "fatsa'nın hangi ile bağlı olduğunu bilmeyen herkes embesildir, morondur" demek istemiyorum. böyle bir iddia da ayrı bir debillik örneği olur.

    ancaaak, bu muhteremin bilmemesi gerçekten hayret ettirdi bendenizi. "yahu sol bir partinin yönetiminde olan bir belediyede üst düzey bürokratlık yapmışsın. nasıl bilemezsin o soruyu?" tepkisini vermeme sebep olmuştur.

    o fatsa ki, 80 öncesi döneminin solcularının kalesi. "güneş fatsa'dan doğacak" sloganı da mı hiçbirşey hatırlatmaz? (fatsa, karadenizde çıkartma yapmaya müsait tek liman)

    hadi onu geçtik, hangi solcu bilmez terzi fikriyi? gerçek bir halk yönetimi uygulaması sergilemiştir fatsada. öyle bir halk desteği sağlamış ki dönemin msp (refah, fazilet, saadet partilerinin öncülü) yetkilisi (ilçe başkanı olabilir) bile ankara'ya haber salmış, " kimse huzurumuzu bozmasın; huzur içinde yaşıyoruz" diye. ama malum faşist provokasyonlarla huzurun içine edilmiş. başbakan demirel.

    kısacası, fatsa ordu iline bağlı şirin bir ilçemizdir. ha bir de kadir inanır'ın memleketidir.
  3. bu adamin icine karistigi, o zamanlar buyuk ve heryani biribirine katan yolsuzluk tam tamina 10 milyar liraydi.
  4. yolsuzluk yapmakla kalmamış aynı zamanda da istanbul'u susuz bırakmıştır. hadi paraları götürdün suları niye kestin kardeşim demek istemişimdir hep bu adama. herhalde dünya tarihindeki en kötü kamu yönetimi uygulaması olarak tarihe geçmiştir bu durum: sıfır hizmet, sonsuz yolsuzluk.
    ayrıca bu adam chp'nin istanbul'da bir daha yerel seçim kazanamamasının da -nurettin sözen ile birlikte- en büyük sebebidir ve bu durum o dönemi (1989-94) hatırlayan nesil yok oluncaya kadar böyle gidecek gibi duruyor.
    recep tayyip erdoğan belediye başkanı olduğu günden beri ciddi bir su kesintisi yaşanmaması ise bir muamma, herhalde yağmurlar hep bu adamlara denk geldi. tabii ki bu iş direkt yağmura bağlı değil adam gibi planlama, yatırım ve rasyonel yönetim meselesi. ama yine de bu adamlar bence duayla falan idare ediyorlardır, böyle şeylerden anlamazlar.
  5. başına bu rüşvet olayları musallat olduğunda ben daha okuldan yeni mezun olmuş, işe henüz başlamıştım. feriköy'de mutfaksız bir oda + banyo tuvalet zemin kat daireyi zar zor kiralayabilmek için uğraşırken bürodan çağırdılar bizi. önemli bir konu var dediler. toplanıp yeşilköy'de tripleks bir eve gittik.

    kapıyı 50 yaşlarında bir adam açtı. ergün göknel imiş. yanında da zayıf 30 yaşlarında bir kadın, feray göknel. feray hanım bize eşlik etti, hanım meslektaşlarla odaları gezerken de bilgi verdi: "evde 14 oda, ikisi ebeveyn banyolu olmak üzere üç banyo tuvalet var" dedi. a öyle mi dedik cevaben. uzatmayayım ikinci katta her odada bir şeyler var. dolu heryer. sonra bir odanın kapısını açtık. benim kiralamaya çalışıp da henüz başarılı olamadığım daire ile aynı boyutlardaki bu odanın ortasında sadece bir ütü masası, üzerinde de bir ütü var. feray göknel'e dönüp sordum, "bu oda niye boş" diye. "oda boş değil, ütü odası" dedi ki üç kuruşa geçinmeye, bırak geçinmeyi hayatını idame ettirmeye çalışan kişiler olarak uzun bir süre öyle bakıp kalmıştık. hımm. ütü odası. sonra benim tutacağım ev geldi aklıma, dalmışım...

    o feriköy'deki dandik evi de, 2 aylık kira bedelini annem, 500 alman markını da babannemin göndermesi sonucu güç bela tutabildim. bu ara bana bu evi tavsiye eden emlakçı ev deniz manzaralı deyip gülmüştü. len hakikaten çekyatın yan kısmına basıp da mazgal görünümlü camın üst köşesinden bakabilirseniz eğer, haliç görünüyordu harbiden.
  6. önceki akşam metroda gördüğüm efsane insan!

    çantasında sayısal loto kuponları vardı...

    ulan bir insan bu kadar mı parayla yatıp kalkar be.