şükela:  tümü | bugün
  • savaşın dili, barışın dili, erkek egemen dil, politik dil ve s. derken kadın dili de girdi lügatimize sayesinde. ama benim anladığım, bu arkadaş kadın dili derken bildiğimiz uzuv olan dilden bahsediyor. kadın dili görünce hiddetleniyor, şamar atası, ucan tekme savurası geliyor. “irrasyonelitenin çılgın dili” tabirine girmedim bile dikkat edersen, sarsıldım okuyunca, kendime gelmeye, hazmetmeye çalışıyorum. bana “blowjob”u kimse bu ulu akademisyenden daha iyi türkçeleştiremez gibi geliyor.
  • 7. ulusal sosyoloji kongresi'nde provokatif tavırlarıyla antipati toplayan tatlı su akademisyeni.

    gezi parkı oturumundaki çirkin tutumundan rahatsız olup, dur bakayım neymiş, neciymiş bu kardeşimiz dedim, sonuç tabii ki de şaşırtmadı sevgili suserlar. iki yıl önce, böyle bir adam nasıl doçent olabilir diye sorulmuş, şimdi bakıyoruz ki arkadaş profesörlüğü de kapızlamış. oğlum sizin yürü ya kulum diyeniniz kim lan? bi gösterin de, bize hiç demeyecek gibiyse boşa uğraşmayalım.

    atıyorum, "kadınlar eldivensiz sokağa çıkmasın, çıplak el görünce kadınlı-erkekli ıslanıyoruz, sertleşiyoruz, yeri geliyor boşalıyoruz" falan desem, beni de prof. yapar mısınız mesela?
  • zehra develioğlu olayı için şu satırları yazmış:

    "...örneğin başbakanın ofisine saldırarak taksim komünü (paris komünü hayalinden ilham alan saftirik solcularımız) rüyalarını gerçekleştirmeye çalışan cuntacılara karşı, başka bir propaganda ile karşılık verildi. 'tekmelenen ve üzerinde çiş yapılan başörtülü ve bebekli genç anne' komplosu… "

    http://yenisafak.com.tr/…siyaset-ve-bir-kadin/50341
  • akademisyenmiş!
  • bu beyefendinin bir yazısını okudum. kendisi bir profesörmüş, yahu bu nasıl profesörlük? bu yazısında yazdıkları ya dalga geçmektir ya tehtid edilmenin bir sonucudur en fazla başka türlü olamaz.

    "erdoğan ve hareketi sadece bir anadolu hareketi değildir bugün. yeni türkiye, yeni türkiye değildir sadece. yeni türkiye, yeni ortadoğu'nun müjdesidir. erdoğan ve hareketi, islami ve insani uyanışın yeni veçhesidir. bundan dolayı, erdoğan ve hareketinin yeni türkiye yürüyüşü bütün bölgenin yeni yürüyüşüdür. bu yürüyüşün başarısı, gazze'de bombaların durması, filistinli çocukların israilli katil askerleri korkutmak için 'recep tayyip erdoğan' diye bağırmaya devam etmeleridir. bm'nin hegemonyasının sorgulanmaya devam edilmesidir. 'islam işbirliği teşkilatı ne yapıyor' diyen birinin demeye devam etmesidir. 'siz çocuk öldürmenin ne olduğunu çok iyi bilirsiniz', 'bu düzen böyle gitmez; one minute' diye uyaranın uyarmaya devam etmesidir. anadolu'nun yeniden açılmasıdır. anadolu'nun yeniden 'büyük gelenek' coğrafyasıyla buluşmasıdır. cumhurbaşkanlığı, bu yürüyüşün bir üst aşamaya geçmesidir. israil'in bomba yağdırma siyasetine dur demenin daha güçlenmesidir."

    "filistinli çocukların israilli katil askerleri korkutmak için 'recep tayyip erdoğan' diye bağırmaya devam etmeleridir."
    "filistinli çocukların israilli katil askerleri korkutmak için 'recep tayyip erdoğan' diye bağırmaya devam etmeleridir."

    rte cumhurbaşkanı olsun israil'i durduracaz yeni türkiye falan derken israile müdahale edicez diyor. allah size akıl fikir versin abi ne diyim.

    o yazı
  • varlığını erdoğan'a borçlu köylü akademisyen. ne gözlükleri, ne de entel fuları köylülüğünü örtebiliyor. son yılların modası ilahiyatçı sosyolog. tüm felsefe, sosyoloji bölümleri bunun gibi ilahiyat mezunlarıyla doldu. erdoğan olmasa sittin sene iş bulamayacağını bildiğinden yandaşlığın ölçüsünü kaçırmak zorunda, napsın çapı o kadar.
  • son zamanlarda televizyona cikip buyuk yuzukleriyle dikkat ceken akp yanlisi konusan insanlardan. tanimiyorken sosyolog oldugunu ogrendim ki bunun sosyoloji bilimi icin buyuk bir talihsizlik oldugunu dusunmek de mumkun tabii. ah canim, bir seyler soylemek, akp'yi savunmak istiyor ama alti bos oldugu icin ne dedigi de anlasilmiyor. ancak, evet bir eklektik kelimesini ogrenmis, surekli onu soyleyip duruyor. gel gor ki bunlar bos; gunun sonunda devlet universitesinde sosyoloji profesoru olmus, yesil pasaport sahibi, devlet memuru insandir kendisi. o halde yeni turkiye'nin acik, degil mi?

    yuzuk kardesligine de geri donersek, bir baska devasa ve cirkin yuzuklu insan kemal ozturk ile yarisirlar.
  • hasbelkader dersine girmiştim. geç kalmıştım, atarlanmıştı. tabi ben de yapıştırdım cevabı, sınıfta soğuk yeller esmeye başladı. sonrasında yumuşadı falan, toparlamaya başladı. derken adamın ders tarzını sevmiştim. dersi olması gerektiğinden çok farklı anlatarak daha da zevkli hale getirmişti. hâlâ ytü'de hoca ise dersleri kaçırılmamalı derim.
  • marmara iletişim'in atanamayan dekanı. erdoğan'a yakın pozisyon alayım, belki iş çıkarcılardan. zira erdoğan olmasa bu zihniyet ile muhtemelen asistan bile olamazdı. devletin legal şiddet kullanabileceğini savunmuş kendileri. evet, legal şiddet. öyle bir şey varmış. şiddetin yararlısı ve zararlısı falan var. kendilerinin branşı sosyoloji bu arada. tez konusu falan da toplumsal şiddet, şiddet kültürü falandır.
  • yeni şafak yazarı.

    (...imiş, yeni öğrendim. zaten aktaran internet sitesinin başlığında jivago'yu görmesem öğreneceğim de yoktu ya.)

    bugün şöyle yazmış.

    "kürt milliyetçi hareketindeki özne politik kadınlar, birer dişi doktor jivago'ya dönüyor: soğuk, hissiz, militan, devrimci ve erkeksi."

    kürt hareketindeki kadınlar hakkında bir şey söyleyemem ama...

    çok sevdiğim doktor jivago romanını beş farklı çeviriden okumuş biriyim. en sevdiğim nobelden bir yıl sonra çevrilendir. eksiksiz (şiirleri dahil) son çeviri de iyidir.

    mesele şu: doktor jivago romanındaki karakter, "soğuk, hissiz, militan, devrimci ve erkeksi" değildir.

    soğuk değildir: aksine heyecanlı, sıcakkanlı biridir. sevecendir de.

    hissiz değildir: aksine çok sevdiği iki kadın arasında kalakalmış biridir. biri yüksek ateşli bir anında rüyasına girdiğinde, uyanırken ona bakan öbürüdür.

    militan değildir: aksine, ezilenlerin tarafında gibidir, insancıldır ama ne bir ara zorunlu olarak aralarında bulunduğu kızıllardan yanadır (kaçacaktır fırsatını bulduğunda) ne de beyazların arasına girecektir.

    erkeksi değildir: aksine yazdığı şiirleri de okursak, romantik biridir. (maçoluksa kastedilen, asla öyle değildir de.)

    bir de şu var: böyle bir iddiada bulunmak hem yazar boris pasternak'a hakarettir (ki roman büyük otobiyografik özellikler taşımaktadır) hem de romanı okumadığını yeni şafak okurlarına göstermektir.