şükela:  tümü | bugün
  • ''küstahlık, zayıf insanın güçlü olma taklididir.'' gibi cok güzel bi söz söylemiştir kendisi.
  • "düşmanınızın neden korktuğunu anlamak için, sizi ne ile korkuttuğuna bakın."
  • ''insanları isyana kışkırtan, çektikleri acılar değil, daha güzel şeylerin tadını almalarıdır''
  • "dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.”
  • ünlü amerikalı yazar.kitle hareketleri üzerine yazdığı kitap bir harikadır."the true believer" adlı kitap dilimize "kesin inançlılar" ismiyle ve "kitle hareketlerinin anatomisi" alt başlığıyla çevrilmiştir. 1968 yılında ilk baskısı yapılmıştır ülkemizde.kitle hareketleri ve kitle içinde kaybolmuş insana dair enteresan tespitlerde bulunur hoffer.hitler,stalin gibi insanların müritleri üzerine kalemini olanca gücüyle sallar. tespitlerinin bazıları beni sarmasa da dikkate alınacak bir kitaptır.ayrıca bu ilginç adam yazarlığının yanı sıra, akademilere çağrıldığı halde gitmemiş ve new york limanında hamallık yaparak hayatını kazanmıştır.böyle de ilginç bir adamdır.
  • aynı zamanda hamallık yapan filozoftur. hatta meşhur olunca arkadaşlarının kendisine başka gözle bakmayacağını bilse ömür boyu bu mesleği yapmak istediğini belirtmiştir. kesin inançlılar kitabında şöyle müthiş tespitlere imza atmıştır:
    "bir dinin muhafazakarlaşması can suyunun pıhtılaşması gibidir."
    "insanlarda kendi varlığını şekillendiren güçleri genellikle kendi dışında arama eğilimi vardır."
    "işsiz kalan kişilerin kendilerine maddi yardım yapanlar yerine, kendilerine umut aşılayanları takip etmeleri daha güçlü bir ihtimaldir."
    "insanlarda;bir ırkı,ulusu ve ya ayrıcalığı olan bir grubu, onun en kötü üyelerine bakarak değerlendirme eğilimi vardır."
    "eşitlik arzusu, bir bakıma kişiliği gizleme(anonimite) arzusudur."
    "canını feda etme duygusunu yaratan şey, sahip olunanlar değil, sahip olunmayanlardır."
    "kendinden nefret eden bir kişinin aklı, kutsal bir fermanı çok iyi anlayabilir."
    "onlar yalnız günlük yiyecekleri için değil, günlük hayalleri içinde tanrıya dua ederlerdir."
    "bir fanatik akıl yoluyla ikna edilemez, fakat kalben başka yöne çevrilebilir."
    "fanatik milliyetçilik ile vatan hainliği arasında çok kısa bir mesafe vardır."
    "işkence odası anonim bir müessesedir."
    "propaganda hayal kırıklığına uğramış kişiler üzerinde başarılı olur."
    "güçlü bir inanç ihtiyacı, yalnız zorlamaya karşı koyabilmek için değil aynı zamanda zor kullanmayı başarabilmek için de gereklidir."
    "aktif bir kitle hareketi, kişisel arkadaşlık ve kan bağlarını kendi sıkı örgütlü bünyesi için zararlı görür."
    "devrimi yapan kendini beğenmişlikti, özgürlük sadece bir bahaneydi."
    "bir yönetim ehliyetinin sınırlarını aştığı halde iktidarda kalabiliyorsa o yerde ya aydın sınıfı yoktur ya da iktidardakilerle söz ustaları arasında sıkı bir anlaşma vardır."
    "fanatikliğin körlüğü kendisi için bir güç kaynağıdır, çünkü engelleri göremez."
    "bir insan nereye gittiğini bilmediği zamanki kadar yolu hiç bir zaman gidemez."
  • (1902-1983) dehşet bir gözlem yeteneğine sahip, enteresan bir toplum filozofu.
    yedi yaşında bilinmeyen sebeplerle kör olan hoffer’ın gözleri on beş yaşında tekrar açıldı. ve bir daha kör olma korkusuyla, mümkün olduğunca çok kitap okumaya başladı. gözlerini tekrar yitirmediği gibi, edindiği okuma alışkanlığıyla kendi kendini yetiştirdi... özsaygının yokluğunun sonuçlarıyla ilginlendi hep. hoffer’ı okuyunca ‘’aaa, bu benim lan!’’ diyeceğiniz çok yer olacak muhtemelen.
    buyrun '' aklın muhteris çağı '' isimli kitabından da bir kaç örnek verelim. ki bu kitap da diğer kitaplarının, önemli yerlerinin bir araya getirilmesinden oluşturulmuştur:

    '' tutkuların çoğunda bir kendinden uzaklaşma hissi gizlidir. tutku peşinde koşan kişiler bir kaçağın tüm özelliklerini taşırlar. tutkular, genellikle, içimizdeki kusurlu, sakat eksik ve güvenilmez şeylerde kök salarlar. tutkulu tavırlar, dışardan yöneltilmiş bir etkiye tepki olmaktan çok, içsel bir tatminsizliğin tezahürüdürler. ''

    '' dünya üzerindeki gücümüz hayal ettiğimizden daha fazladır. dokunduğumuz her şeyi kendi suretimize büründürürüz. ''

    '' bir toplumsal düzen yeteneklere ve gençlere fırsat sağladığı sürece istikrarlıdır. gençliğin kendisi de bir yetenek, kolayca elden gidebilen bir yetenektir. ''

    '' başkalarına yönelik tutumumuz ne kadar haksız ve akıldışı olursa olsun, bu tutumumuzu haklı çıkaran otomatik bir süreç devreye girer. ne kadar haksız olursak olalım, kendilerine nefretimizi sergilediğimiz kişilerin gösterdikleri tepkiler kendilerinden nefret edilmesini haklı çıkaracak nitelikte olur.önyargılarımızın, kuşkularımızın ve yalanlarımızın gücü, ruhları, önyargılarımıza, kuşkularımıza ve yalanlarımıza uygun bir kalıba girmeye zorlar. dünya, bizim akıldışı tutumlarımıza adeta kendiliğinden gerekçeler oluşturur. ''

    '' şuna veya buna sahip olsak mutlu olurduk, diye inanmak, mutsuzluğumuzun nedeninin benliğimizin eksikliğinde ve sakatlığında yattığının kavranmasını engellemeye çalışmaktır. aşırı arzu, değersizliğimizi hissetmemizi önlemeye yarar. ''

    '' taklit, çoğunlukla, güvensiz ve mütereddit benliğimizden bir ayrılma eylemidir. taklit olmadan hiçbir dindarlık, hiçbir coşku ve hiçbir kahramanlık söz konusu olamaz. ''

    '' taklit ettiğimiz şeye, kendi ürettiğimiz şeyden daha çok inanırız. kökleri içimizde olan bir şeyden mutlak bir kesinlik duygusu elde edemeyiz. en şiddetli güvensizlik duygusunu yalnızlık oluşturur; taklit ederken yalnız olmayız. ''
  • kesinlikle normal biri değildir. hayata bakışı, paraya giyime kuşama önem vermeyişi ile aykırıdır. akademisyenlerin ona benzeyenleri makbuldur. abartım mı? hayır!
    kesin inançlılar kitabını; kitle hareketlerini, lider psikolojisini araştıranlar muhakkak okumalıdır.
  • büyük kafa. cefakâr dev zihin, dev zeka. kendi kendini yetiştirmiş bir sosyal psikolog.

    "insanları isyana sevk eden şey çekilen eziyet değil, daha iyi şeylere erişme umududur." (değişim sancısı başlıklı kitabından).
  • diğer yazar ya da filozofların aksine söylemek istediklerini gayet basit bir şekilde, çok fazla yabancı kelime kullanmadan aktarabilmektedir.sanırım bunda en büyük etken, akedemik çevre ile kısıtlamamıştır kendisini ki zaten çok fazla da o çevrenin içine girmemiştir. halka ve kimilerine göre alt sınıfa daha yakın kalmayı yeğlemiştir.bu sayede çok fazla kitap okumayan kişiler bile yazılarını karın ağrısı yaşamadan okuyabilmektedirler.