şükela:  tümü | bugün soru sor
  • lat. ğrunus domestica
  • bir bertolt brecht siiri.

    avludaki erik agaci bir kücük bir kücük,
    benzemiyor doğru dürüst bir agaca bile.
    ama gene de parmaklikla çevrili dört yani,
    korunsun diye güvenlik icinde.

    büyüyemiyor, zavallicik,
    büyümeyi isterdi tabii.
    cok az görüyor günesi,
    yapacak bir sey yok artık.

    erik agacı erik vermiyor hic.
    gel de erik agaci olduguna inan.
    ama gene de bir erik agaci o,
    belli yapraklarindan.
  • agaçlarin en süperlisi, en söz dinlemezi, en asisi, en kural tanimazi, en haylazidir. bahar tam gelmeden, mart ayinin sonlarina dogru, birazcik günesi gördü mü, kendinden geçer. sarkilar türküler söyleye söyleye pat diye çiçek açar. bütün agaç bembeyaz çiçeklerle dolar. seftali, kayisi, kiraz, elma gibi ögretmeninin çaliskan ögrencisi, tabiat annesinin bir tanesi, bütün kurallara uyan, her seyin bir zamani olduguna inanan, risk almayan, aman da aman agaçlar, bahçelerde domuz gibi, kupkuru sekilde baharin tam olarak gelmesini beklerken, ona azicik günes yeter. herkesten önce baharin gelisini kutlar, iki üç günlük günesin keyfini sürer. ama pislik mart, kapidan baktiran ve kazma kürek yakma eylemine sicak baktiran bir ay oldugu için birkaç gün sonra firtina çikar, hava sogur. kis yeniden gelir. erik agacinin beyaz çiçeklerine, beyaz karlar yagmaya baslar. kafam kadar dolular, bütün çiçekleri yerlere döker. erik agaci da diger agaç arkadaslarinin kinayan bakislari arasinda, baharin gelisini bekler. bahar gelince kurallara uymadigi için ceza alir ve dökülen çiçeklerinin erik olmasina izin verilmez. zamaninda açtigi çiçekleri kadar erigi olur. bu sebeple her yil, verebileceginden daha az erik verir... ne güzeldir. aferindir.

    (bkz: her seyin bir zamani var)
    (bkz: hadi be)
  • her bahar yeniden gelin olan agaç.
  • kendisini yazdığı bir entry dolayısıyla sorguya çekmek istediğim en son entrysini 1 yıl önce yazmış 6. nesil yazar.
  • diğer ağaçlardan bir farkı da, yaraladığı yerde izini yıllarca, dallarca bırakmasıdır.

    erik ağacı, sol kolumda kalmış, çocukluğumdan bana miras bir çizgidir.
    bu izi bulmakta her geçen yıl biraz daha zorlanıyorum. onu seçebildikçe hatırlıyorum o sıcak yazı. dünya kupası italya'da yapılmıştı. çok güzel bir yazdı. kamerun ne de iyiydi. ve maradona hâlâ güzel oynuyordu. istanbul'u özlemiştim, bunu hatırlıyorum.
    ki özlemekteyim, mütemadiyen.
    (bkz: yaşlandığının farkına varmak)
  • her yıl bazen şubat bazen mart ayının yalancı baharında çiçekler açar, zamanı gelmişçesine.
    ağaçlar içerisinde en saf olanıdır, o yüzden ayrıca bir sempati beslemekteyim kendisine.
  • aldandık erik ağacım, aldandık..
    sen zamansız çiçek açtın,
    ben birini sevdim..
  • "sen bana boş ver, erik ağacı
    çiçeğini açmaya bak. "

    bedri rahmi eyüboğlu
  • babanızın cenazesi bahçedeki eriğin meyve zamanına denk gelmişse ve başsağlığına gelenler "şeytana uyup" önce alt dallardakileri ardından biraz daha yukarıdakileri toplayıp yerler. uzanamayacakları dallardaki erikler için sırasıyla sandalyeye, masaya, masanın üzerine koyulan sandalyeye çıkarak ağaçtaki tüm erikleri yerler. bakarsınız. allah belanızı versin diyemeyecek kadar acılı ve bir o kadar da kendi çapınızda terbiyelisinizdir.

    erik ağacı, artık, zamanla kuruyup gitmesine ses çıkarmadığınız yine de suladığınız ve meyvesine bir daha asla dönüp bakmadığınız masum bir düşmandır.