şükela:  tümü | bugün
  • yücel paşmakçı'nın derleyip notaya aldığı eğlenceli bir burdur türküsüdür.
  • geçenlerde bir yerde denk geldim şu yazıya: "erik dalı gevrek olur". bu cümle 15 yıldır unuttuğum ve aklıma hiç gelmeyen bir anımı tazeledi. bu zamana kadar hatırladığım şeyler genelde kısa zaman içinde başıma gelenlerdi. uzun zaman önce yaşadığım şeyler ise birçok kez aklıma gelmiş olduğundan hayret edilesi bir yanları kalmamışlardı.

    şimdi sizin için oldukça değersiz olan ve bitirdiğinizde "bu muydu yahu?" diyeceğiniz veyahut demeyeceğiniz(haliyle bunu diyebilmeniz için okumanız gerekir.bu yazıyı yayınlarken bile yazının okunacağına olan inancım street fighter'da 35 tekmeye maruz kalmış zavallı karakterimin can bar'ı kadar.) anımı klavyeye alayım. ( "kaleme alayım" deyimini postmodern olarak uyarladım aklımca)

    o mantık abidesi olarak gördüğüm dedemin, 11 ağustos 1999'daki tam güneş tutulmasında galeyana gelip havaya birkaç el ateş etmesine şaşırdığım zamanlardayız. güneş bile kendini motive etmek için "ha gayret yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik" diyor ya işte öyle bir hava. ne sıcak ne serin tam arası. böyle son model dijital fotoğraf makinelerindeki canlılık var etrafta.

    ancak böyle ölçebiliyoruz artık biliyorsunuz. eskiden sadece gerçek ve taklidi vardı. şimdi her şey aslına pek yakın seçemiyoruz pek. doğaya şekil verip duyularımıza yaklaştırırken kendimiz doğadan oldukça uzaklaştık. ormanlar bizim kaç piksel olduğumuzu söylerken zorlanmıyordur eminim.

    her neyse devam edeyim. kocaman bir bahçesi vardı dedemlerin. gerçekten ama. tropikal meyveler hariç her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği bir bahçeydi. otobüs şoförü olmak isteyen zatım, kardeşimi el arabasına atar koca bahçede kendi isimlendirdiğim dinlenme tesislerinde mola verir hayattan bu şekilde keyif alırdım. bilim çocuk, bilim ve teknik dergilerini yeni yeni biriktirmeye başladığım o zamanlarda bu bahçe ve birtakım el aletleri benim için ihtiyaç duyduğum her şeyi karşılıyordu.

    bir keresinde fasulye sırıklarından çakmaktaş otomobillerini andıran bir araç yapmaya kalkmıştım da projeden pratiğe geçtiğim anda tarih olmuştu her şey. o ara motor denilen şeye yormuştum başarısızlığımı da sebepler kendi yetersizliklerimdi belki de kimbilir. sonrasında bahçenin kendi kendine sulanması için bir bahçede koca bir delik açıp etrafı kanala boğarak tatmin oldum denilebilir. buradan uzun adam'a saygılar. kanal istanbul benim projemdir anlayacağınız.

    insanların ağaca çıkmak dedikleri şey gözümde pek büyürdü benim. ağaca çıkmak özeldi. hele benim gibi üç metre yüksekte bile bilincinizi kaybedecek derecede yüksekten korkuyorsanız. bahçenin mütevazı yükseklikteki ağacı olan erik ağacına tırmanmaya karar verişim benim açımdan bir self meydan okumaydı denilebilir bu manada. bunu da ilk defa itiraf etmiş olayım. hem erik ağacı samimiydi. yanındaki diğer üç elma ağacı gibi soğuk nevale olmaması müsebbibiyle beni kendine çekmişti. ben de durmadım tırmandım. sonra ceviz ağacına, sonra daha yükseğe daha yükseğe derken pilot oldum.

    şaka. ağacın dalı kırıldı ve düştüm. o zaman demişti sanırım dedem, "erik dalı gevrek olur."

    öyle...

    büdüt: yazıya burada denk gelmişsem demek.
  • artık günümüzdeki yorumuyla ankara türküsü olarak da geçmektedir ki en çok ankaralı'ya yakışır bir havası vardır.
  • erik dalı gevrektir
    amanın basmaya gelmez
    elin oğlu naziktir
    amanın küsmeye gelmez

    eller oynasın eller
    diller söylesin diller
    ne derlerse desinler
    o dilleri yesinler

    erik dalı gevrektir
    amanın eğmeyegelmez
    elin oğlu naziktir
    amanın değmeye gelmez

    eller oynasın eller
    diller söylesin diller
    ne derlerse desinler
    o dilleri yesinler
  • 23 nisanda çocukları bu türkü ile oynaticaz, ancak ömer faruk bostan yorumunun orijinal halini bir türlü bulamadık ya remix yapılmış ya da potpori.
  • bu sene çoğu 23 nisan gösterisinde kullanılan oynak burdur türküsü. babam ve oğlum misali kulaktan kulağa meşhur oldu sanırım. bu vesile ile bu bayramı da atlattık, seneye allah kerim.
  • son zamanlarda kına gecelerinin ve düğünlerin vazgecilmez oyun havası.
    dün gece son ses defalarca kına gecesinde beynimi sikti kısmetse yarın da düğünde.
  • erik dalı, tıpkı harmandalı gibi bir tarz oldu. tek farkı var: erik dalı bütün yörelerde oynanıyor. engel tanımıyor. anadolu erik dalı ile kıvırıyor.
  • ulan ne güzel birşey bu. oturdugun yerde, omuzdan omuzdan oynatıyor.