şükela:  tümü | bugün
  • radikal futbol'daki kosesinde leziz mizahi yazilara imza atan zat.
  • bu ismin erman toroğluyla olan şiddetli benzerliği birtakım spekülasyonlara yol açtıysa da "kendisi" olduğunda ısrar etmiş spor -ve aslında mizah- -ve televizyon yorumcusu yorumcusu- yazarı. gerçek kimliği halen belirsiz, erkan goloğlu ismiyse kesinlikle inandırıcılıktan uzak. köşesinin (sayfasının) adı yakından kumandayken, bu ismi başka birinin bi köşede bişeyde kullandığını öğrenince yakından kumandan olarak değiştirmiştir.
  • 14 nisan 2002 tarihinde liberoda canli yayina cikti kendisi.
  • kendisi tüpçüdür. istek üzerine fitbol yazar. hem en iyi şairler tüpçüdür ekolündendir.
  • can kozanoğlu' nun radikal futbol ekinde yazdığı yazılarda kullandığı takma isimdir.
    özellikle sosyolok ecevit kitabını okuyanlar yazım tarzından kimliğini teşhis edebilirler.
    gelen mesajlar üzerine edit: sanıyorum yanılmışım.
  • radikal futbol'un bugunku sayisinda "ancak bir benzerin oldurebilir beni" baslikli yazisiyla gulmekten koparmis abi. fuat saka ve hasmet babaoglunun bereli kelle fotolarini alt alta ust uste yayinlayip, altina da soyle dosenmistir zira:
    "fuat saka ve hasmet babaoglu resimlerini yanyana koyun, ikisinin de kafasinda ayni jamaica'da kingston camisi'nin imamının takkesi, sakallar desen, ağaran her teline bir kız asmislar, bakıslarda ayni 'tatlim neyin var' ifadesi. gazetelerin bulmaca ekine iki resim arasindaki yedi farki bulun diye resimlerini koysalar, millet pöstaki sayar!.."

    yazarin notu: hemen en yakin bayiye gidile, bir adet radikal alina ve okuna ki, eleniye dua edile...
    gercek adinin ne oldugu degil, ne yazdigi'yla ilgilenen bir suser olarak alkislar kendisine... "haftanin yazici"si sectim zira...
  • nedense israrla can kozanoglu oldugu savunulan kisi.ister inanin ister inanmayin ama degil,bizzat kanli canli gordum kendisini.
  • radikal gazetesi adına euro 2004'te letonya milli takımı kampını takip eden yazar. verpakovskis'in cırcır olduğunu türk basınına ileten kişi de kendisidir.
  • bir zaman hararetle radikal futbol'un radkal'in internet sitesinde yayinlanmasi gerektigini savunurdu erkan bey. simdi kendisinden ricamiz radikal'in spor sayfasina yazdigi yazilarin altina -gazetenin duzenli yazarlarinda oldugu gibi- bir "erkan gologlu arsivi" linki konmasi ve o linkin calismasi icin baski yapmasi. maksat okur rahat etsin, gonuller senlensin, erkan bey sevildigini bilsin. (bkz: akif olan anlar)
  • roma seruveni ile koltuktan dusurten "koca adam"

    *********

    roma, açık şehir
    28 09 2004

    kaç yıldır "erkan" diyordu, bizim hanım "ucuz turlar var, gider geliriz." emel fakülteden arkadaşıdır, kocasını hiç sevmem, ayarlamışlar. "peki gidelim" dedim: "beş altı gün de italya özeti çıkartırız" şartlarımı kabul ettiler. 1- bir şemsiyenin arkasında sağa sola koşturan japon olmak bana uymaz. hiçbir yere gelmem. kamera, fotoğraf makinesi taşımam. çekmem, çektirmek için poz vermem. 2- alışverişe sadece roma forması almak için çıkarım. 3- cumartesi akşamı bologna-roma maçı var, televizyondan seyrederim.
    işte o cumartesi günü akşamüstü sırtımda roma formasıyla otelin lobisine indim. resepsiyondaki dallamanın bakışlarından, lazio'lu olma ihtimali büyüktü. sık seyahatlerimden, 40-50 kelime seviyesine getirdiğim ingilizcemle romalı taraftarın maçı seyredeceği bir yer sordum. saat 18.30 gibi, taksi beni testaccio'da emporio meydanı'ndaki cafe emporio'ya bıraktı.
    kasabaya ik kez gelen kovboy gibi meraklı bakışları üzerimde bir nişan gibi taşıyarak, kalabalığın arasında kendime bir yer buldum. 20 ile 50 yaş dilimi arasına dağılmış taraftar arasında, bulduğum bir dörtlü defans bloğuna kendimi tanıttım. bana, bir tek 'yumruk havaya' yapmadıkları kaldı. güncel konu dinamo kiev maşında hakem frisk'in başına atılan taşın ürküttüğü kurbağalardı. kafedeki taraftar uefa'nın skoru 3-0 tescil etmesinden çok, iki maç seyircisiz oynatmaya ayar olmuştu.
    bolonga'nın 10 kişi kalmasına ve totti'yle adam adama oynayan 'tutti' zagorakis'in sarı kart görmesine rağmen, ilk yarıyı 3-0 önde kapatması bile, taraftarı bu kadar çileden çıkarmamıştı. topçular soyunma odasına girerken gruba, "söyleyin totti'ye" dedim, "topu alınca başka bir şey yapmasın, zagorakis'in üstüne gitsin. ikinci sarıdan attırır." zagorakis, bülent korkmaz mimikleriyle sahayı terk ederken önümde bulduğum dört şişe birayı nereme dökeceğimi bilemiyordum.
    roma, uzun adamlardan kurulu bologna defansının üzerine kanatlardan çullanmaya başlamıştı. "hoca yanlış yapıyor" dedim. "yerden ayağa oynatmalı, defansı göbekten delmeli" diye de ekledim. on dakika sonra totti, tam dediğim gibi golü buldu. önümdeki bira sayısı da sekizi... "bu maç böyle biter, totti atılır." bu gerçekle hepsi yüzleşmek zorundaydı. kanaatimi taraftarla paylaştım. kafeden çıkarken yanımdaki marcello, içeriden "völler istifa" seslerinin geldiğini söylüyordu. "atla arkaya" dedi, motorsikletini çalıştırırken. kapıya kadar gelen sekiz-on taraftarın 'il turco' tezahüratına mazhar oldum. biri, motorun sepetine on şişe bira ekledi. roma 3-1 kaybetmiş, totti atılmıştı. iki maç seyircisiz oynama cezası, bana koymayacaktı. ben nasıl olsa bu seyirciyi görmüştüm.
    marmorata caddesi'nden marcello'nun motosikletiyle akarken, metro istasyonu önünde kızıl bayraklarıyla birikmiş kalabalık bir grup hükümeti protesto mitinginden dönüyordu. marcello ile otelin önünde vedalaştık. resepsiyondaki aynı adamın bana pis pis sırıttığını görünce bu laziolu'ya bir şeyler yapmak zorunda hissettim kendimi.
    türkçe pop söylenen barlara düşmüş olabilirdi. eski kaşarlar çocuklarının düğününde bu şarkıyı söylüyor olabilirlerdi. ama bu laziolu'nun karşısındaki mana ve ehemmiyeti çok büyük ve çok farklı olacaktı. odanın anahtarını istedim ve birden "eğer ölürsem ben partizanca" diye o şarkıya başladım. gerisini hatırlamıyorum.