şükela:  tümü | bugün
  • misal;
    çift olarak arkadaslarla yemektesiniz içeri dikkat çekici bir kadın girdi masanızdaki tüm herifler dönüp bakıyor eşleri komada, siz o sırada kızarkadasınıza karınıza eğilip ulan ne karılar var be diye bahsedin. o kadına bakmaya tenezzül etmeyin. işte o an siz bir numarasınız.
    bana dua edeceksiniz. hadi bakiim
  • bir yemekte içeri giren dikkat çekici kadının ''dikkat çekici ve bakılabilir'' olduğuna saniyenin milyonda biri ile karar verip, dönüp eşine bir şeyler söylemesi ''samimiyetsizliği'' değildir..
  • gerginlik ya da kriz anında öfke kontrolünü kaybetmeden sakinliği koruyarak akılcı davranabilme becerisi.

    kadınlar da, aynı gerginlik ve kriz anında duygusala bağlayıp ağlayıp sızlanarak pes etmediklerinde, davranış kontrolünü kaybetmediklerinde gözümde yüceliyorlar.
  • hayatımın tartışmasız en kötü gününü geçiriyorum, bir bankta oturmuş neye üzüleceğimi şaşırmış bir şekilde ağlıyorum. detaya girmemin lüzumu yok ama şöyle izah edeyim;o gün öldüm. yaşamış olduğum hiçbir acıyla kıyaslanamayacak kadar çok canım yandı, muhtemelen diyorum ölümdü o gün yaşadığım. neyse bankta ağlıyorum işte- ha bir de güzel giyinmişim hem moralimi yüksek tutmaya çalışıyorum hem de keriz gibi hala güçlü falan görünme peşindeyim. herneyse işte bir devlet dairesinin bahçesindeki bankta elimden kayıp giden telefonum yerde, kusursuz makyajımın içine eder şekilde ağlıyorum. çaresizlik, hayalkırıklığı, yalnızlık yani her şey var o an adeta bir hüzün kokteyliyim. uzaktan halk arasında keko diye tabir edilen, facebook profili uluyan kurtlardan geçilmeyen, telefonu sibel canın adını dağlara yazdııım yariiim şarkısıyla çalan bir memur göründü. üç sene kadar önce bir evrak götürmüştüm, işlemlerini yaparken bilgisayarı bozulmuştu, bana da otur düzelene kadar demek zorunda kalmıştı. çay da söylemişti yanılmıyorsam. orda tanışmıştık ama selamlaşmak haricinde bir diyoloğumuz olmamıştı bir daha. gözgöze geldik. ben toparlanmaya çalıştım gözümü filan sildim ama nafile tabi. burnum kızarır ben ağlarken genelde. geldi yanıma oturdu noldu dedi hemen ama ben sesi duydum şıp şıp damlıyor gözlerden lanet damlalar durduramıyorum. shvdjsdhjdhdjs lan yazarken yine damlamaya başladı djdbdjdhd. neyse işte ben avcumun içini filan çimdikliyorum ki acıdan dikkatim dağılsın ağlamayayım. neyin var noldu dedi tekrar. ne dedim tam hatırlamıyorum da galiba çok üzülüyorum falan demişimdir. sonra kafayı kaldırdım da yüzüne baktım. abi adamın yüzünde üzüntüyü gördüm ya. yani nasıl anlatayım. ben de hiç beceremem böyle şeyleri de dedi. konuşmayı falan hiç beceremem ama istersen oturalım böyle dedi. kimse yalnız üzülmemeli dedi. ulan allahın yedi kat yabancısı adam. geldi benimle orda yarım saat oturdu. ben ağladım o da yanımda oturdu. sonra ben sustum artık. ne yaşadın bilmiyorum ama geçecek dedi. bi tane peçete verdi. sonra arkadaşlarımdan biri geldi falan o da gitti.
    merhamet, şefkat. muhtemelen normal bir günde otursak konuşacak hiçbir ortak konu bulamayız. bambaşka hayatlardan, sosyal çevrelerden geliyoruz. ama o adam hiç tanımadığı birini, sırf ağlarken gördü diye yanına gelip, yarım saat oturup, teselli etmeye çalışacak kadar iyi yürekli biriymiş. biraz ahmet kaya introsu tadında olacak ama ben orada yaşadığım o zor günde, bir dakikacık bile olsa yüzünü görmeye ihtiyaç duyduğum, ama o bir dakikayı benden esirgeyen hatta sırtını dönen insan yerine beni hiç tanımayan birinin tesellisiyle kendime geldim. erkek kadın fark etmiyor bence. bir insanı yücelten onun yüreğinin güzelliği oluyor.
  • parkta kızla kucağa oturtmalı sevişirken polis baskınında kızı sik gibi arkada bırakıp kaçmak.
  • bir gün sevgili adayımın eski sevgilisi beni aradı bir şeyler söyledi bla bla bla...
    ben sadece dinledim ok dedim kapattım konuyu. o ara kızı da aramış. (kız yazmaya korkuyom amk. kadın olmuyo işte böyle cümlelerde, yapacağınız hassasiyeti sikiyim) tabii sonra benimki öğrenmiş beni de aradığını falan. bu durumdan hiç bahsetmemem beni nasıl yücelttiyse 'alex sen tanıdığım en süper insansın' demişti baa.

    edit: sonra bir daha gördün mü abi o kızı diye soran arkadaşlar var; bu anlattığım olay lise yıllarımda olmuştu, lise ve üniversite bitene kadar görüşmeye devam ettik. ikimiz de aynı şehirde okuduk, o doktora için yurt dışına gitti ben kalıp işe güce atıldım. birazdan işten çıkıp eve gideceğim, o kız da muhtemelen işten çıkmış ufaklığı okuldan alıp eve geçmiştir. akşam da birlikte çay içip tv izleyeceğiz demek isterdim ama diyemem. bizim iş olmadıydı başka bi sebepten, ama hala arada görüşürüz kendisiyle iyidir, hoştur. sevgilisi de var yakında evlenirler kesin. hala eskisi kadar da güzel. güzel oluyomuş sonunu böyle bağlamak. yediniz di mi?
  • misal,
    çift olarak arkadaslarla yemektesiniz içeri dikkat çekici bir kadın girdi masanızdaki tüm herifler dönüp bakıyor eşleri komada, siz o sırada kızarkadasınıza karınıza eğilip kim sikiyor lan bunları deyin. o kadına bakmaya tenezzül etmeyin. işte o an siz bir numarasınız.
    bana dua edeceksiniz. hadi bakiim
  • sinirlidir gergindir, hatta size bile kızmış olabilir. zoru sizle bile olsa, "tartışmanın en ateşli noktasında" size yönelttiği kelimelerinin hakaret ve küfür içermemesi. bu anlarda bile yapmıyorsa hep artılıdır gözümde. kızgınlık anında ki kontrol önemlidir...*
  • misal;
    çift olarak arkadaslarla yemektesiniz içeri dikkat çekici bir kadın girdi masanızdaki tüm herifler dönüp bakıyor eşleri komada, siz o sırada kızarkadasınıza karınıza eğilip başka bir şeyden bahsedin. o kadına bakmaya tenezzül etmeyin. işte o an siz bir numarasınız.
    bana dua edeceksiniz. hadi bakiim

    mesaj üzerine edit : ben söyledim. yapmazsanız da bana ne. yanındaki kadına saygıdır bu. içinden gelmiyorsa da yapman samimiyetsizlik değil zarafettir. milisaniyede 2km ötedeki kadının götünden bahsetme kabiliyetine sahip olabilen zarafete gelince de becersin.

    edit 2: zerafet yazmışım düzelttim. pes bana.
  • sanırım pantolonunun içine patlıcan sokmak değildir.