şükela:  tümü | bugün
  • bir imza atışının 30 saniye sürmesi.

    adam imza mı atıyo senfoni orkestrası mı yönetiyo belli değil, yavrum benim beee.
  • bir konferans sırasında yabancı dilde konuşan katılımcının söze başlamasıyla herkes çeviri kulaklığına davranırken, konuşmayı istifini hiç bozmadan dinlemesi.
  • bacak bacak üstüne atıldığında; pantolonun altından giyilen pijama'nın, çorabın içerisine sokulmasından ötürü, çorabın bilek kısmında oluşan bombeli yüzeyi gözler önüne sermesi.
  • spor ayakkabısının cırt cırtlarını çapraz yapıştırmış olması.
  • ortamdaki*** en mülayim, en iddiasız, en sessiz sakin kişinin avukatlığını üstlenmesi.

    bu kişiye durduk yerde laf sokmaya, çaktırmadan ayar vermeye, gereksiz yere akıl öğretmeye kalkan tiplerin ağızlarından çıkan lafları bi taraflarına geri sokması. "sen onun avukatı mısın" lafı da dahil...

    çok karizmatik oluyor bu sahne. film gibi...
  • halay başı olduğunda halayı doğru yönlendirmesi, mendilini düzgün bir ritm ile sallaması.
  • ellerinde saçlarindan tutulmuş bir arnold schwartzeneger kellesi bir adami benim gözümde karizmatik kilar... ya da cebinden örücek adamin maskesini çikarip burnunu silmesi... ya da süpermen peleriniyle ateş söndürmesi, hatta ateş yakmasi...
  • bende olmayan şeyler herhalde ki bu güne kadar kimse gelip demedi bişey.
  • 4 yaşında: cebinde bonibon kutusu taşıması.. çişini tutabilmesi..

    ilkokulda: cebinde yığınla taso taşıması.. bonibon hala geçerli..

    ortaokulda: alfabeyi sayarak geğirmesi*.. jöle kullanması..

    lisede: cebinde sigara paketi taşıması.. jöle kullanması.. kulakta walkman ortalarda gezinmesi..

    üniversitede: jöle kullanmaması.. sigara kullanmaması.. gülümseyebilmesi..

    işte: sigara kullanmaması.. jölenin kelime anlamını bile unutmuş olması.. bitter çikolata tercih etmesi..
  • ne kısık gözlerle uzaklara bakarak karizmatikçe içilen sigara ne de kokusu 500 metreden halay çekerek gelen bir deri ceket, varsa yoksa market poşetini tek seferde açabilmek. o poşete karşı kazanılan zafer. milyon euro'luk projeleri değerlendirirken şu olayda yaşadığım stresin yarısını yaşamıyorum mınıskim. hele bir de sırada benden sonra huysuz bir teyze varsa hele bir de o teyze "haydi evladım yemeğim bekliyor" gibi bir şeyler saldıysa üstüme, poşet kullanmadan aldıklarımı kucağıma yığıp sokaklarda deliler gibi koşmak gırtlağımı yırtarcasına bağırarak küfretmek istiyorum. geçen gece akşam alışverişini yaparken sırada önümde olan, 40 yaşlarındaki göbekli ve doğru saydıysam 27 tane saçı olan gargamel'den hallice dayı poşeti tek eliyle tek seferde açıp aldıklarını seri hareketlerle poşete doldurup iyi akşamlar dedi gitti. tyler durden gibi gitti, anton chigurh gibi william wallace gibi gitti. arkasına bakmadı bile. biz sıradan insanlara aldırış etmeden karanlığın içinde kayboldu.