şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: karşısında böylesi saldırgan bir güruh durduğuna göre bu aşkın, "en" ile başlayan sıfatlarla taçlandırılması kadar daha doğal ne olabilir ki, sorarım size ?

    şöyle bir şey var ki, ulaşılmaz olan ve ulaşılmaması için de her bir şeylerin yapılıp edildiği her şey gibi aşklar da hep en yüce olmuştur. devlerin aşkı misali..

    bir kadın ile erkek arasındaki aşk toplum yapıcılar ve kural koyucular tarafından zaten önerilen ideal aşk olarak tanımlanmıştır. kolaylıkla yaşanır, yaşatılır.

    erkek erkeğe aşk ile kadın erkek arasındaki aşk bu açıdan elbette farklıdır ve en imkansız olanı en tutkulu ve güçlü olandır, doğal olarak.

    sonuç olarak burada hangi aşk en imkansızdır ? karşıt cinsler arasında olamayacağına göre hemcinsler arasında olandır elbette ve "en" ile tarif edilmesi işte bu nedenle gayet doğaldır.
    ....................................................

    yaşanmış ve hatta yaşanacak aşkların en saf, en masum, en derin, en kırılgan, en ürkek, en dokunaklı, en tutkulu olanlarındandır.

    aşkı öyle bir yaşayıştır ki bu, her an kaybetme korkusunun kenarında sizi bazen savunmasız ve çoğu zaman çaresiz kılar.

    öte yandan aşkın benzersiz ve doyumsuz bir haline de tekabül eder ki, sınırlara hapsedilmemişliği ve özgürlüğü iliklerine işletir, insanın.

    aşkın tanımını yapıp aşkı baskılayan ve iki türe indirgeyen duygusuzluğu yırtıp atar ve rengarenk bir dünyanın kapılarını ardına kadar açar.
  • almasak ayıp olur mu?
    rengarenk bir dünyadan kasıt buysa, dümdüz renksiz bir dünya tercih sebebi olabilir.

    edit: mesaj atıp "sana ne ulan, al mı dedik" vs diyen, küfür - beddua eden fesleğen beyinli rengarenk dızolar, başlık sahibi fikrini açıklamış ve herkes de kendi fikrini açıklıyor. siz erkek erkeğe aşk yaşayıp dünyanızı bu şekilde renklendirmeye niyetli olabilirsiniz ve bundan zevk de alabilirsiniz ama bu herkesin bu ilişkiden / eylemden zevk alması ve onaylaması gerektiği anlamına gelmez. özgürlük diye bağırıyorsunuz ama en küçük karşıt görüşe tahammülünüz yok, en medeni üsluba dahi küfürle karşılık veriyorsunuz. baskılara hayır diyorsunuz ama karşıt görüştekileri sindirmeye çalışıyorsunuz. bu tavırlarınızla itici oluyor ve nefret topluyorsunuz. kimse size cebir uygulamıyor. toplum içinde yaşıyorsanız karşıt görüşlere açık olacaksınız.
  • herhangi iki cinsel kimlik arasındaki aşktan farkı olmayan aşktır. aşkın her türlüsü güzeldir, insanın hayatına renk katar.
  • biriyle çok güçlü bir şekilde yaşadığım durum. ama kısıtlamalar kavuşmamızı güçleştiriyor. güzel şeyler biraz zaman aldığı için bekliyoruz.

    edit: küfürlerinizi ve hakaretlerinizi kendinize saklayın sayın homofobikler, zira gram umurumda değil. aşktan güçlü değilsiniz :)
  • saygı duyduğum desteklediğim aşktır, erkek erkeğe yaşayın aşkınızı kadın neymiş yahu.

    (bkz: rakip eksiltme)
  • saygi duydugum fakat desteklemedigim asktir.

    zira sonunun olmadigini dusunuyorum.
  • eşcinsel arkadaşlardan gelen tepkiler üzerine üst edit: gerçekten bilmiyorum. şimdi ikisi de gayet erkek oğlu erkek görünen çift var. aradaki ilk konuşma, kimin aktif kimin pasif olacağına nasıl karar verildiği yani bunun açık açık oturup konuşulan bir şey mi yoksa hal hareketlerden anlaşılan bir şey mi olduğunu ben nereden bilebilirim? ya da iki kişinin de hem aktif hem pasif olduğu çift hiç mi yok? bu durumda nası oluyo demek istemiştim. bugün benim canım aktif/pasif olmak istiyo mu deniyo mesela. bunun dışında ciddi ciddi eşcinselleri aşağıladığımı falan düşünen var. tuhaf. nesine alındığınızı anlamadım. merak etmek de mi suç kardeşim?

    nası oluyo mesela kim kimi sikiyo? ya da sırayla mı? buna kim karar veriyo falan bunlar hep muamma... adı konması lazım bu tip şeylerin. aralarında konuşuluyor mu acaba yoksa en başta bakışırken hünüz biliyolar mı içten içe.

    edit : derken aklıma yaşadığım bir olay geldi. yıl 2010, 18 yaşındayım izmir'de öğrenciyim. konağa indim bilen bilir saat kulesi dolaylarında banklar var. oturdum bankın birine. çok geçmedi yanıma 45-50'li yaşlarda bi adam geldi oturdu. adam belli muhabbete girmeye çalışıyor. ingiltere veya amerika'da uzun yıllar yaşamış türk aksanı gibi değişik bi konuşması var. işte ben amerika'da doktordum da, kesin dönüş yaptım türkiye'ye de, adım şu da... bi yandan da bana sorular soruyor falan... derken en son ufak ufak niyetini belli etmeye başladı. işte alsancak'ta bilmem ne kafe üstünde şu binada oturuyorum evim çok yakın, istersen gidelim bi kahve içelim. dedim yok ben almayım sağolun arkadaşım gelecek onu bekliyorum. bu sefer diyo işte bu numaram al, ne zaman istersen ara beni ara sıra gel akşamları takılırız beraber. hangi içkiyi seversin birlikte içelim falan... tabi ben anladım bu adam kuvvetle muhtemel beni sikmek istiyo. ben de o zamanlar zayıf uzun boylu, kılsız tüysüz parlak bi çocuğum. neyse efendim ben teşekkür ettim. dedim abi sağol başka zaman. yine de zorla numarasını verdi ille ara görüşelim bilmem ne baktım herif ısrar ediyo hem de pek tekin bi tip değil. arkadaşım geldi deyip oradan uzaklaştım, zaten de gelmişti. lakin hala merak ederim acaba adam beni mi sikmek istedi yoksa kendisini mi bana siktirmek istedi.

    gelen mesajlar üzerine edit: o yaşlarda benzer şeyleri ben de yaşadım diyenler var. adam kesinlikle kendisini siktirmek istemiştir, kimse hetero erkeği sikmeye çalışmaz, o riski alamaz diyenler var. parklar ve banklar geylerin, özellikle de yaşlı olanların açık hava gey barıdır diyenler var. aydınlandım resmen.
  • (bkz: ibnelik)
  • üniversitedeyken oda arkadaşım gaydi. haliyle şahit oldum birçok birlikteliğine. alışık değilim, garip geliyor. bir gün oldu, baktım bunun gözleri yaşlı, tadı tuzu kaçmış. ulan anlattı anlattı anlattı. hayretler içerisinde ufkum genişledi mına koyim. yani rakı masası kursak ne biçim sohbet dönecek. konu, ahmetin mehmete olan aşkı. çok sorgulamadım ondan sonra zaten hayatı.
174 entry daha