şükela:  tümü | bugün
  • her evde internet ve bilgisayar olmadığı, malum cd ve oynatıcılarının şanslı bir azınlığın tekelinde olduğu zamanlarda vuku bulması kaçınılmaz hadisedir. tabi bu işin imkanlar ile ilgili olan kısmı. günümüzde de zevk için tercih edilmesi muhtemeldir.
  • canım benim. bu azgınlıkla yanında bir dişi olsa masturbasyon yapmazsın zaten. az mantık lütfen.
  • ikibinli yılların başındaki bekar evlerinde dönen fena çılgınlık.

    bir zamanlar en alt katta boş bir evin sahibiydik. gel zaman git zaman bizimkiler bu evi bizim komşu köyden eczacı kalfası bir herife kiraya verdiler. yamulmuyorsam yirmialtı yaşlarında filandı. sonra bu adam iki arkadaşını da alıp eve yerleşti. ancak üçünün de birbirinden saykodelik tipler olduğunu anlamam ergenliğimin başına denk geldiğinden saçma salak bir dönem atlatmama vesile oldu.

    esas oğlan kalfa dediğim gibi. diğeri işsiz, sonuncu da demir doğrama işleri yapıyor. neyse bir zaman hafta sonları filan kahvaltıya çağırırdı bu kalfayı babam. adam çok güzel parfümler sıkardı, eczane promosyanlarından filan getirirdi devamlı bana. epey iyi davrandığını söyleyebilirim. yok lan yok, iş taciz maciz olayına gelmeyecek, adam sahiden iyi bir adamdı. sadece ben hayatın ne olduğunu kavrayamayacak kadar ergendim.

    bi akşam ben bunların yanına gideyim diye aşağı indim, camdan ışık görünüyor ama kapıyı açmıyorlar. gidip camın perde aralığından bakayım diye düşündüm ki düşünmez olaydım, bak manzara şu; tv açık, karşısında üçlü koltuk, koltukta üç tane adam, donlar inik, full konsantrasyon televizyona bakarak senkronize şekilde otuzbir çekiyorlar.

    delirdim, aklımı yitirdim amk. bi kaç gün sonra bu herif bize geldi gene bi akşam. ben de amına koyim sanki üçü birden bana gangbang yapmışlar gibi triplerdeyim, sanki aynı şeyi günde üç posta ben yapmıyormuşum gibi... tabi tek başıma, öhöm.

    sonra benim gevşek babam bi tane vcd aldı eve. o zamanlar pornonun sadece varlığından haberdarım. yani bir defa evin arka bahçesinde gördüğüm yırtık bir porno dergisi sayfasındaki göt deliğinden kelli tecrübelerim, meme uçları belli olan arka sayfa güzelleri kadar. bi yerden bir porno cd edinmek istiyorum ama yaştan dolayı pek mümkün değil, mahalledeki arkadaşlar zaten daha bi sığır, evde sabun delip sikmekten filan bahsediyorlar.

    ben bir gün bu kalfa abiden porno sidisi istedim. orospu çocuğu seçerek mi verdi ne yaptıysa, takar takmaz bi adam çıktı ekrana, bak adamda bir yarak var, yemin ederim o zamanlarki kolum kadar. insan bir saniyede ergenlik bunalımına girer mi aga? size soruyorum koca sikli ekşiciler, bir saniyede? ekrana konsantre oldum, adamınkine baktım, kendikime baktım, daha dikkatli baktım, daha dikkatli.

    o zamana kadar tek derdim birleşik kaşlarım ve çapraz dişlerimken, o andan sonraki en büyük sorunum en küçük sike sahip olmam oldu. bak bunalıma girdim, hatırlamaya çalıştığım tek şey senkronize şekilde otuzbir çeken kiracılarımızın siklerinin boyutu. kendimi de şöyle telkin ediyorum; kompüterle büyütmüşlerdir onu.

    böyle bir kavram vardı benim hayatımda. ne zaman televizyonda olmadık bişe görsem babam; “kompüterle yapıyorlar olum onu” derdi. zihniyetini sikeyim baba, dinazor gösterip “bu ne” diyorum, “kompüter” diyor. fantastik yaratıkların hepsinin genel adı kompüterdi.

    gel zaman git zaman ben bu kiracılarla kafayı bozdum, bu heriflerin yanından ayrılmıyorum. bir gün yanlarına gittim, alüminyum tencerede aşırı salçalı makarna yapmış yiyolardı. billur tuzu tuzluğa koymadan paketin ucundan akıtıyorlardı makarnaya. bak kör olursun aga, yani yemeyi bırak, izlerken kör olursun.

    yemek sonrası sigaralar içilirken kalfa abi vcd’ye bir tane cd taktı. allahın midesizleri paso garip filmler izliyorlardı, gangbang, zenci, asyalı bir kadına yirmi beş erkek falan filan. gerçi adamlarda haklı, nasıl seçicen?

    film bi açıldı, bak çift kişilik yatak kadar götü olan zenci bir kadın, yetmiş yaşlarındaki buruk bir ihtiyar tarafından sikiliyor. ya bu olay bu noktaya nasıl geldi yani? yok mu bu işin öpüşmesi filan...
    ben bunlarla beraber izliyorum filmi, üçünün de suratı pancar gibi olmuş. işsiz olanın şakağından belediye çeşmesi gibi ter akıyor. bak çenesinden yere damlıyor demiyorum, ince bir musluk gibi akıyor diyorum. oda nasıl biliyonuz mu, testosteron akıyor kapı eşiğinin altından.

    hani tek başıma izlediğim filmdeki büyük sikli adam var ya, hah bu dayınınki de çok küçük. yani aşırı küçük. izlemeye şöyle devam ediyoruz; içerisi kırksekiz derece ve katalitik sonuna kadar yanıyor, ışık kapalı, tv sesi sonuna kadar kısık, bütün pencereler ve perdeler kapalı, sıfır ses, üst katta yere düşüp yuvarlanan bilye sesi, makarna kokusuna karışmış steroid ve daha bir sürü erkeksi, daha doğrusu abazamsı şey. yani ekranı görmeden biri yüzümüzü izlese dışardan, der ki bunlar 120 days of sodom yada serbian gibi bişe izliyorlar herhalde. gerçi ortam tam o filmleri çekmelik zaten.

    meraklı bekleyişim son bulmadı, çünkü herifler ben varken osbir çekmedi amk. yıllarca sikim küçük diye duvar diplerinde ağladım ben. neyseki iki sene sonra eve internet geldi de, bulabildiğim tüm porno filmlerdeki adamların sik boylarının ortalamasını alarak biraz özgüvenimi yerine getirdim.

    bu meseleleri paratoner gibi üzerime çekiyorum yemin ederim. geçen gün biri alakasız bir entry’me istinaden şöyle bi mesaj atmış; “seninle karşılıklı otuzbir çekmek isterdim”. biri senin babana böyle bişe dese hoşuna gider mi lan?

    göt!