şükela:  tümü | bugün
  • tuvaletini bile ayakta yapabilen insanların yaşadığı en büyük zorluğun "fermuar açmak" olduğuna inanıyorum.
  • mühendislik fakültelerinde sıradan birisi olmak, o arada okumaya devam ederken başka bir fakültede sıradan birisi olmama ihtimalini düşünerek okuluna küfürler etmek. sonrasında da erkeklerle dolu bir iş yerinde çalışmaya başlayınca içinde bol bol amınakoyim kelimesi geçen sohbetlerin içinde kendinizi bulmak. bu nasıl oluyor bilmiyorum, değişik bir çekiciliği var muhabbetlerin, bazen pc başında iş için uğraşırken bir kendime geliyorum ki hop, am göt muhabbetinin dibine vurmuşuz.

    ben naif olacaktım lan iş arkadaşları, oldu mu şimdi bu.
  • kadın erkek ilişkilerinde hep seçen ve kendini kabul ettiren durumunda olmak, naz çekmek zorunda olmak, kaprislerle uğraşmak, trip yemek vs.

    bunların üstüne bir de hem tembel hem de başkasından birşey istemekten(peşinde koşmaktan) nefret eden bir insansanız "başlarım böyle ızdıraba"(anladınız siz) diyerek evlenmekten de kızlardan da iyice soğuyabiliyorsunuz.
  • zaten anneniz babanız sizi erkek olarak dünyaya getirme işini sizi yormadan yapıyor. erkek olmak o kadar zor değil. ama adam olmak, işte o çok zor. erkek adam olmak herkesin olabileceği bir şey değil. bazen şöyle çevreme doğru göz gezdiriyorum, sokakta, işte, tanıdıklarda... ne görüyorum, bir sürü çük, evet görüyorum. sonra bu çüklerin arkasına bakıyorum, hiç kimse yok. adam yok. insan yok. sokakta yürüyen pek çok çük var, erkek olmak kolayda erkek adam olmak zor demek ki.
  • bir sürü hödükle aynı cinsiyeti paylaşmak ve onların hödüklüklerinin cefasını çekmek.
  • taşaklarını sırtına yüklenmektir herhalde. biri bir omzunda, öteki diğer omzunda. ne kadar büyükse yükün, o kadar çıkar kamburun.

    belki ona göre de omzun, sırtın güçlü kuvvetlidir ama bir çift taşağın var diye ağlayamıyor, dilediğince gülemiyorsan, anadilinin belli sözcükleri sana haram kılınmışsa eğer, sevdiğini söylemek şöyle dursun hafiften en ufak bir duygu barındırdığını açık etmek bile sana eksik sıfatlar yakıştırılmasını beraberinde getiriyorsa, önünde sallanan et parçası dikeldiğinde şehadet parmağı misali onun gösterdiği tarafı tek istikamet, tek doğru kabul etmemek suçların en büyüklerindense, saygınlığın beyin kabuğunun ya da ruhunun inceliğiyle değil çükünün kalınlığıyla doğru orantılı kabul ediliyorsa, karşı cinsi sadece bacak arasından ibaret görmek altın standardın olmak zorundaysa, adına erkek denilip o bile güçle, kuvvetle nitelenmişken en ufak sendeleyişinde erkeklikten men edilmenin korkusu ekilmişse o "mangal" gibi yüreğinin her köşesine ben o taşakları keser atarım. atarım da bu sefer de "hadım olmanın zorluklarını" tecrübe etmek zorunda kalacağımı bildiğimden yapmıyorum.

    hep bir kalıba sokma çabası, aynı torna tezgahından çıkmış bireyler yaratma tutkusu. tornada şekil almayanı da birine norm ötekine de ahlak dedikleri iki taşı olan toplum değirmeninde öğütme girişimleri. aslında çok değil, bir elin parmaklarıyla sayılabilecek "insan olmanın zorunlulukları" anlaşılsa bu "zorlukların" hiçbirine mahal kalmayacak ama neyse ya, ben susuyorum artık. erkek adam az konuşur, öz konuşur çünkü.
  • penis sahibi olmak. olur olmadık yerde erekte olur, başka bir evde, yabancı birinin yatağında boşalır falan.
  • ted'de bu konuyla ilgili güzel bir konuşma vardı toni abim tarafından http://www.ted.com/…/tony_porter_a_call_to_men.html (türkçe altyazı mevcut)