şükela:  tümü | bugün
  • sadece film izlerken
  • öyle bi ağlar ki kimse anlamaz. rajonun çizilmesin demişti çizilsin be bacım çizilsin :-) senin için çizilecek se eğer çizilsin.
  • ben hayatimda "erkekler aglamaz " kadar saçma sapan bi cümle duymadim. zaten dünyada sadece türkiyedeki erkeklerin bazilarin da vardır böyle "erkekler aglamaz" diye sacmasapan gerizelalica bi sey. türkiye disinda hicbi ulkede boyle "erkekler aglar mi" diye saçma sapan bi muhabbet yok. ınternette hiç öyle "do boys cry?" yada "weinen die jungen? " diye sacmasapan bi muhabbet bulamazsiniz. erkekler sevgilisinden dolayi aglar mı? gibisinden bi iki sitede bulursunuz ama"erkekler aglar mı? " gibisinden sacmasapan bi muhabbet gormezsiniz. bi de erkek adam x'i yapmaz diyen sacma sapan bi kitap yazmislar kitabin adi da "delikanlılığın kitabı (!) " kitaba bak, kendileri yaziyo kendileri okuyo. "erkekler ağlamaz ağlasa da her sebepten dolayi aglamazlar" diye saçmasapan bir sözü türkiye dışında hangi ülkede duyarsiniz? mesela ıngiliz erkekleri , amerikan, rus vs. diger ırk erkekleri erkek degil mi? bir erkek olarak diyorum ki, erkeklikle öküzlüğü karıştırmasinlar. kardeşim erkek niye ağlamasın ya? ağlamak insani bir şeydir. bazilari da demişki "erkek aglar ama hersey icin aglamaz" demiş. erkek cani hangi sebepten aglamak istiyosa istedigi sebepten ağlar. kardeşim gelin istediginiz kadar para vericem yeter ki böyle öküzce şeyler düşünmeyin !

    not: bu arada ,belki şunu duymak hoşlarına gider: bir buçuk sene önce sevdigim kıza aşk acımdan dolayi hüngür hüngür ağlamıştım , hatta gözlerim kanlanmıştı . oh bi güzel gelmişti de onun için aglamak. sevdigim kiz icin tabi aglarim.
  • erkekler ağlar mı ağlamaz mı bilemem ama şu şekilde soru formatında başlık açan yazarlar eskiden uçurulurdu...
  • ağlamakla kalmaz sümüklü böcek gibi olur. kendimden biliyorum.
  • bir yazarın baba olacağını öğrendiği andaki, yaşadığı duygularını kaleme aldığı yazısının adıdır.

    --- spoiler ---

    o gün sabah işe gitmek için hazırlanıyordum. ülkü çayını yudumluyordu.
    fakat bir şey dikkatimi çekti. birkaç gündür halsiz olduğunu söylüyordu ama o sabah çok yorgun görünüyordu.
    endişeyle;
    - nasılsın dedim.
    - çok halsizim diye yanıt verdi. bunu derken sesi bile yorgundu.
    insan gönül verdiği kadının fiziksel ve ruhsal yorgunluğunu görünce, ister istemez endişeleniyor.
    belli etmemeye çalışsam da doğal olarak endişelendim. fakat ne kadar doktora gidelim dediysem de ikna edemedim.
    en büyük bahanesi işinin yoğunluğuydu.
    önceki günlerde de ısrarla gidelim dememe rağmen, bir türlü kabul etmemişti.
    halsizliğinin bahardan kaynaklandığını ve geçeceğini söyleyerek beni savuşturmuştu.
    ***
    - bugün de geçmezse bir doktora gidelim dedim.
    bir an önce bu muhabbetin bitmesini istediğinden olsa gerek, bu kez "peki." dedi.
    ***
    huzursuz bir şekilde çıktım evden. yol boyunca halsizlik ve bitkinliğini bahara ve işlerinin yoğunluğuna bağladım.
    hastalık gibi kötü şeyler düşünmek istemedim.
    ta ki o ana kadar.
    gazetede haberlerin içine gömülmüşken, gelen bir mesajla tüm dikkatim dağıldı.
    ülkü eczaneden test aldığını, sonucun pozitif olduğunu ve tahlil yaptırmaya gittiğini yazmıştı
    ***
    aman allah'ım! duruma göre; şükürler olsun sebebini bilmediğimiz ve yorgunluk ile mevsime bağladığımız halsizlik, bebiş habercisiydi. yani o andan itibaren ne dakikalar, ne saniyeler geçti.
    duramıyorum ki gazetede. arıyorum açmıyor. mesaj çekiyorum yanıt gelmiyor.
    gözüm telefondan başka bir şey görmüyor.
    sadece telefona ve ekrandaki resmimize bakıyorum ve zaman akmıyor.
    ***
    12 yıl önce üniversitede iken tanışmıştık.
    okulun bitmesi, iş güç derken, araya da sevdiklerimizin ölümleri girince, bir zaman sonra ancak evlenebilmiştik.
    çok değil daha 1,5 yıl olmuştu evleneli.
    farklı kültür ve şehirlere rağmen hep sevmiştik birbirimizi.
    bir yandan bunları düşünürken, diğer yandan ha telefon çalacak, ha mesaj gelecek diyerek telefon elimde bekliyorum.
    bu süreçte zaman denen kavramı yeniden öğreniyorum.
    ***
    bir müddet sonra ülkü'nün araması göründü ekranda. anında açtım ama o an ne konuştuğumuzu tam hatırlamıyorum. lakin şu cümle beynime çivi gibi saplandı.
    - "kan verdim sonucu 1 saat sonra belli olacak".
    yani sonuç değişmedi. bir saat daha bekleyecektik.
    ***
    hani dokuz doğurmak diye bir deyim vardır ya.
    ben de ülkü'de tam olarak o moddayız.

    hayırlısı olsun deyip ne dualar ediyoruz.
    telefonu kapattık ama yazışıyoruz.
    - beşik bakmak lâzım, yazdım sonuna bir de gülen smiley ifadesi koyarak.
    - erken. dur bir test çıksın sonra onlar dedi.
    iftarı bekler gibi dakika sayıyorum.
    bir de insan zamanın değerini bilmiyor, zaman su gibi geçiyor derler.
    hiç alakası yok. say say geçmiyor.
    40 dakika kaldı, 39 dakika kaldı.
    ***
    fiziksel olarak gazeteyim ama haber yapamıyor, başlık atamıyorum.
    aklım dağılsın, zaman geçsin diye tek bakındığım bebek kıyafetleri oluyor.
    bu arada ülkü ile yazışmayı da sürdürüyoruz.
    o da kendi heyecanını ve durumunu yansıtıyor bana.
    dua ede ede, hayal kurup dur daha erken diye diye, bitmek bilmeyen zamanı doldurduk.
    vakit geldi çattı. aradı doktoru. yoğunluk varmış sonuç yarım saat sonra çıkacakmış.
    haydaaa!...
    aksilik çıktı, üzüldük tabiî.
    yapacak bir şey yok. beklemeye devam.
    yarım saat süren ama bize yarım asır gibi gelen zamanın sonunda ülkü tekrar aradı:
    - sonuç pozitifmiş. "bebiş geliyor." dedi.
    ***
    o andan itibaren nasıl anlatayım ki size. elim ayağıma dolaştı. boğazım düğümlendi.
    konuşamıyorum. çaktırmayayım diyorum ama gözlerimden iki damla yaş akıyor.
    içimde bir sevinç sormayın.
    ***
    ataerkil bir toplumda yaşadığımızdan, bizler erkekler ağlamaz diyerek büyütüldük.
    toplumun genelinde de bu yargı vardır.
    erkek adam ağlamaz derler ya.
    oysa yalan kardeşim yalan. inanmayın.
    erkek adam niye ağlamasın, robot mu bu?
    hissiz mi, kalpsiz mi, duyguları, hayalleri, umutları, özlemleri olamaz mı?
    ***
    ağlamak; sinirden, özlemden, duygulanmaktan pek tabiî olabilir. gayet insanî bir durum bu ve çok şükür benim ki sevinçtendi.
    kumsalla kavuşan dalgalar, baharda açan çiçekler gibiydim. ya da şöyle anlatayım. ıssız çorak bir çölde su kuyusu bulan birinin sevincini hayal edin. ha işte öyleydim.
    uzatmayayım… ne yazsam kelimeler kifayetsiz kalacak. hani derler ya bir insana saatlerce baklavayı anlatacağına ağzına bir dilim baklava ver tatsın.
    aynen öyle bir durum. yani neler hissettiğimi, neler yaşadığımı tam olarak bu müjdeli haberi alanlar anlar.
    allah tüm anne baba adaylarına bu duyguyu ve heyecanı yaşatsın.
    --- spoiler ---
    http://www.haberokur.com.tr/…ler-aglar-mi--n175978/
  • hiç ağlamadım. ağlamam gereken, herkes ağlıyordu çünkü , bir sürü olay oldu fakat ağlamadım. ağlamak istemediğimden değil, hatta gözlerimden domur domur yaş aksa belkide daha kolay atlatırdım o zamanları.
  • insan olan ağlar. kadın erkek ayrımı yapmamak lazım.
  • nefes bile alıyoruz inanır mısın!
  • hayır.

    sadece kafamda bardak kırıyorum.