şükela:  tümü | bugün
  • kendi eşini başkalarının yanında aşağılaması. bir erkek olarak benim bu kadar zoruma gidiyorsa, kim bilir o kadın için ne tiksinç bir şeydir.

    debe editi (adettendir; affınıza sığınarak):

    1. mit tırlarını durduran savcıların mahkemede yaptıkları savunma (alem delikanlı görsün): tık

    2. taraf'ın tutuklu gazeteciler mehmet baransu ve hidayet karaca'yla ilgili haberi: tık

    3. bi takım adamların, vatandaşı enayi yerine koyarcasına birilerinin hırsızlığını örtmek için zırt pırt öne sürdüğü bir konunun içyüzü (sürpriz): tık

    4. bu ise, verdiğim bakınızlardan dolayı "sana şuku verip de debe'ye çıkaran ellerime tüküreyim" diyen kalbi kırıkların gönlünü almak için: tık

    5. bu da, o kadar kafanızı ütülediğim için kendimi affettirmek babında: tık
  • genelde kadınlar tarafından açıklanan detaylardır.

    baskın olunca, kararsız olunca, az konuşunca, çok konuşunca... çok kibar olunca, kaba olunca, sahiplenince, kıskanmayınca... kovalayınca, kaçınca... güvensiz olunca, ego yapınca... "beni seviyor musun" diye sorunca, evlilik muhabbeti yapınca... tırnakları uzayınca, cimrilik yapınca, herşeyi ısmarlamaya kalkınca, sıkılgan olunca... eşli batakta 3 kozla 9 deyince, diş fırçalamayınca... etrafını uyarınca, bencil olunca, şebekleşince, superman logolu t-shirt giyince...

    yeter lan.

    vay arkadaş.

    lan biz sizi görmeye gelirken bilmiyorsunuz kalbimizin nasıl çarptığını, çok sakin bir adam olsak da heyecanlanıp elimizin ayağımıza dolanmasını, "hesabı ödesem sevinir mi yoksa kıro mu der" çelişkimizi, "nereye gitsek lan, bildiğim mekana mı götürsem, ona mı sorsam?", "elini mi tutsam?", "sonraki görüşmeyi şimdiden konuşsam mı?" diye kıvranışımızı. yüzyıllarca aynaya bakmamış adamlar olarak o gün ne giysem lan diye "google'da ilk buluşmaya giderken giyilecek şeyler"i aratışımızı, gayet ciddi bir insan olsak da kız belki sıkkındır, gülümsesin diye cem yılmaz'ın çakması tadında espri denemesi yapmamızı... o kadar kasıyoruz ki, emanet oluyor. ne yapsak yaranamıyoruz. üstelik size değer verdiğimizden hepsi.

    sonra da bıkbık itici yapan detaylar.

    sizi sikerim, kalbinizi kırarım. beğenmiyorsanız da bir daha buluşmayın, görüşmeyin.

    iki büyüğün ardından döndürürüz yine devranı.

    efendi olun.
  • kadınlar için itici buldukları detayların kendileri için doğal olduğunu sanmaları.
  • çok bi marifetmiş gibi otobanda yaptıkları en yüksek hızı kanıtlamak için göstergenin fotoğrafını çekmek, boş içki şişelerinin fotoğrafını çekip orda burda paylaşmak, çok içtiğini, sarhoş olduğunu falan cümle aleme duyurma merakı, 3 yaşında çocuk gibi hareketler amınıski, büyüyün lan.
  • esine hizmetci gibi davranan erkek modeli.mide bulandirmaktan öte bi sey
  • gereksiz özgüven,

    sınırsız ego,

    kontrolsüz öfke.
  • restorandaki garsona "sen" diye hitap etmesi.
    gidersin bi yere, oturursun, bu oranın sahibi gibi başlar, ona buna direktif vermeye.
    yemin ederim berbat bi şey.

    "sen ortaya bi çoban salata getir."
    "şu masayı bi sil sen önce."
    "tamam sen bana bi sade kahve getir."

    yapmayın bence.
  • "bizim hanım gene şunu şunu istedi, işin yoksa şunu şunu al şimdi, derdi hiç bitmez ki keh keh" gibi yarak kürek sıkıntılarını ortalık yerde espri olsun diye anlatmaları. çok komik amına koyayım.

    cahil ve donanımsız bireyin toplumda yer edinme şeklidir bu. iyi kötü bir eşe "sahip" olmuştur ve onun derdini çekiyormuş gibi konuşur. dert çekiyorsan ayrılsana yarak hasan. ayrılmazsın çünkü "evli" olmak, senin ve çevren için önemli bir seviye atlama unsuru. adam yerine konulma aracı senin için. sen böyle konuşmaktan da, patates kafalı bir kadının kaprislerini çekmekten de zevk alıyorsun. başka türlü bir anlaşma şekli bilmiyorsun. bir de "kadın milleti" diyerek genelliyorsun ve buna inanmak istiyorsun. çünkü sadece 1 kadına mecburdun ve o da kaprisli bir patatesti. demek ki hepsi aynı. anlayışlı bir kadın görmek seni rahatsız eder. "neden genelliyorsun, her kadın aynı değil" diyen biri seni müthiş derecede rahatsız eder. kaprissiz kadını "hafif kadın" olarak tanımlarsın. çünkü bunu yapmazsan gerçekleri tanıyıp hayatının pişmanlığını yaşayacağını biliyorsun. çevrendekilerden görüp aynı şekilde bombok bir evlilikle ömrünü geçiriyorsun. hatta çocuk yapıp onu da bu bataklığın içine doğuruyorsun. doğan çocuğun önce senin beynindeki bataklıktan kurtulması gerekiyor. açıkçası hepinizin amına koyayım.

    debedit: gelin dostlar müzik keşfedelim birçoğunuz biliyor zaten; plak koleksiyonumu paylaşıyorum, beklerim.
  • bacakları açık, bütün uzuvlarını yaya yaya oturması.
  • yemekten sonra peçetesini, küllüğünü falan tabağın içine atması, hatta su dolu bardağı kirli tabağın üstüne getirip dökerek ellerini falan yıkaması.
    o peçeteyi oradan alacak, o tabağı temizleyecek bi insan var, hayvanlığın lüzumu yok.

    sigarayı tabakta söndüren var amk.