şükela:  tümü | bugün
  • benim sonlarından yakaladıgım dönemdir. sanırım 90'lar itibariyle sona erdi. bu tarak pantolonun arka cebinde taşınırdı ve kumaş mendilin ekürisiydi.

    işte o tarak
  • dedem hala taşımakta ve arada hala ayna görünce saçlarını taramaktadır.
  • erkeklerin saçları bozulunca fön için kuaföre girdiği dönemden bir önceki dönem.
  • özlediğimiz günlerdir.
    o günler erkeklerin hem kendilerine, hem de karşı tarafa verdikleri değerin bu günden fazla olduğu zamanlardı. aynı zamanda erkeklerin cep mendili taşıdığı dönemdi.
    bu her iki obje de esasında kadınlar içindir. o dönemlerde tarak; kadına hoş görünmek, mendil; kadının gözünün yaşını silmek üzere cepten çıkartılırdı.
    ruhlar da daha naifti sanırım, zira şu dönemde beyefendilik ve hanımefendilik yerlerini hödüklüğe ve paçozluğa bıraktı.
  • ayakkabı çekeceği taşıyan erkek > tarak taşıyan erkek
  • bence briyantin kullanımıyla koşut gitmiş bir alışkanlıktı.
    sanırım zirve yaptığı yıllar 1950-60'lardı.
  • babam hala kullaniyor. mendili de hemen yaninda arka ceptedir. bir de bunu rahmetli dedem yapardi. tepesi acilmis sacinin yanindan uzattigi bir tutam sacla tepedeki kelini kapatirdi. ruzgarda ucusmasin diye limon suyu ile sabitlerdi.
  • cocuklugumda tarak satarak para kazandigim bir donem vardi. ıkiye buker “kirilmaz tarak” seklinde satardim. belirli bir yerden sonra kiriliyordu.
  • (bkz: yarmayan yanlış okumalar)
    (bkz: erkeklerin cepte yarak taşıdığı dönem)

    birisi yarılmadan yazayım dedim.
  • good old days. şimdikilerin saçına sakalına giydiklerine bakıyorum, ya dağdan yeni inmiş goril gibiler ya da rakka'dan iki gün önce gelmiş ışidçi gibiler.