şükela:  tümü | bugün
  • türk erkeğinin seks hayatının renksizliğiyle doğru orantılıdır. türk erkeği de avrupalı hemcinsleri gibi her gece başka bir hatunla sevişiyor olsa, dikkat eder iç giyimine. gel gör ki durum böyle olmadığından, kimseye aylarca gösteremeyeceği ck, d&g, ed hardy boxerlara para vermez, gerekirse donsuz gezer.
  • özellikle trunk konusunda gösterdikleri istikrardır.

    evet estetik olarak daha güzeldir ancak hijyen ve güvenlik olarak darlıklarıyla yarattıkları havasızlık ve sıcaklıkla kesinlikle "sağlıksızdırlar". bu yüzden uzmanlar tarafından ancak birkaç saat giyilmeleri ve düzenli kullanılmamaları tavsiye edilir. uzun ve düzenli kullanımları bakteri oluşumuna ve buna bağlı kokuya* neden olabilirken, hadi hijyen konusunda çok hassasız ve bunu önledik diyelim; sperm üretim hızının ve kalitesinin düşmesine, nadiren de kısırlığa sebep olur.

    (bkz: üzgün kaslı)
  • bu cahilliği yenmeleri için trunk diye anılan boxer brieflerden giymeleri gerekliymiş.

    yahu, giyeni amele gibi gösteren, insanın götüne kaçan, ilgili bölgeyi sımsıkı saran bir şeye nasıl "güzel" diyebiliyorlar bilmiyorum. halbuki boxer şortlar ile trunk'lardan çok daha estetik bir görüntüye, çok daha havadar ve rahat bir şekilde ulaşılabilir.
  • arkadaşım, bu yüzde bir milyon kadınların suçudur. yahu düşünün bir, bundan çok değil daha 10 sene önce erkekler çoğunlukta beyaz slip don, yani bildiğimiz pazardan alınma berrak marka atlet'le birlikte olan donlardan giyiyorlardı. sonra bir anda kadınlar çıktı dediler ki; "iyyy iğraeanç, nasıl giyiyorlar o beyaz donları öyleeeaa!!" sonrasında, bu beyaz donların artık sadece, dedelerimiz tarafından giyilmesine sebep oldular. böyle tweety'li, tazmanya canavarlı, ne bileyim garip yaratıcılık ürünü olan boxerları giymeye başladılar. niye? çünkü erkek seks istiyor, kadınlar da mütamadiyen orasında burasında kusur buluyor, yatağa girme konusunda bin dereden su getiriyordu. tamam dedik, giydik boxerlarımızı. hem havadar, hoş püfür püfür diye kendimizi de avuttuk.

    ulan peki şimdi ne oldu? ne ara değişti bu boxer modası? bre dengesiz kadınlar, zaten o boxer veya trunk dediğiniz, taytın bildiğimiz içine iç çamaşırı giyilmeden kullanılanı olan modeller sevişme sırasında çıkmıyor mu? yoksa sen liseli, sadece kot pantolonuna iç çamaşırını çıkarmadan sürten erkekleri mi tercih ediyorsun?

    dostum, sen zaten o erkekle sevişmeye donunu görmeden karar veriyorsun. dur önce bir donunu göster sonra sevişelim demiyorsun. öpüşerek, dokunrak, tırnaklayarak, üstündekileri çıkartıp önsevişmeni gerçekleştiriyorsun. donunu gördükten sonra da tiksindiysen o dondan, istediğin tarzda değilse çıkart. zaten çıkacak o don. yok ben üstte kıyafet olsun önce öyle önsevişirim diyorsan, adamın üstünde pantolon varken önseviş. 3 saniyeliğine göreceğin bir şey için, niye bütün bu "seksten vazgeçerim" ayakları?
  • (bkz: çift kaplan)
  • benim kadınlarla olan iletişimimin neden yatma aşamasına gelince sekteye uğradığını da açıklıyor sanırım. seher yıldızı marka, %73'ü pamuk slip donlardan giyiyorum zira. mavisi var, yeşili var, beyazı var... demiş bulunsam hasbelkader, "aa barzoya bak", "anouuvv apaçinin saydığı renkleri gördün mü" deyu örselersiniz. incinecekmiş, kırılacakmış demeden taşşak geçersiniz hunharca. düşmez aklınıza hiç alttan çıtçıtlı bodyleriniz, iğrenç çamaşırlarınız. sidikli konteslerin tavrına bak hele. siz ne kadar dikkat ediyonuz ki giydiğinize, çıkardığınıza karşınızdakini cahillikle suçluyonuz? afrayı tafrayı gören, duyan marks & spencer'dan çıkmıyor, agent provocateur'un kapısında yatıyor sanar ya hu. kendine elitisler sizi.

    - bu ne ya böyle?
    + ne, ne?
    - haki yeşili çamaşır giymişsin.
    + oo sen de iklimime değil vitrinime takılıyosun bak ama. olmaz ki böyle. içeriğe odaklan, ambalajla uğraşma ya hu! hem sen de alttan çıtçıtlı badi giyiyon, sütyenin de kırılmış ayrıca. ben bişi diyo muyum?
    - ikisi aynı şeyler değil ama.
    + şehvet düşmanı bir şeytan icadını tabii ki benim haki yeşili, seher yıldızı marka, %73 pamuklu donumla bir tutamazsın.
    - ben gidiyorum ya!
    + alttan çıtçıtlı badinin götürdüğü yere git bebeğim.

    ...

    aynı adam tweetyli, tazmanya canavarlı, hin esprilerle süslenmiş baksırlar giyse sorun yok, ama slip don giyince ıykk çamaşır cahili. bi' git aynaya bak, donun yırtık. öyle gelmişsin. ha ama neydi, erkek için "nefes alsın yeter", önemsemezler teferruatları. delik olsun da burun deliği olsun, kulak deliği olsun, kara delik olsun. ehemmiyet taşımaz. değil mi? değil işte. önce o iğrenç renkli çamaşırlardan kurtul, sonra başla laf ebeliğine, düşesleşmeye.

    kadınının kendi çamaşırına verdiği önem paralelinde başlar genelde bu istikrar.
  • zannımca erkeklerin iç çamaşır seçimindeki yanlış yaklaşımları ele alan tanımlama. beni de bu anlamda cahil olarak tanımlayan bir içeriği de yok değil. ancak iç çamaşırı konusunda nasıl cahil ya da aydın olunur bilemedim.

    yanı sıra giydiğim don yüzünden yatak şansımı nasıl kaybettiğim konusunda da beni şüpheye düşürmüştür. benimle yatağa kadar gelmiş hatun ki, sanırım donumu ilk orada görüyordur, giydiğim donu görünce "ay ben slip, beyaz, lastikli don giyen adamla yatağa girmem" diyip kalkıp gidiyorsa, o hatunla yatağa girememiş olmak bir kazançtır. zira insanları donlarıyla değerlendirmek hangi akıl seviyesinin ürünüdür? adamın donu hariç her haltını beraber yatağa girecek kadar beğenip, donu slip diye yataktan kaçmak adama yapılmış en büyük iyiliktir.

    bu aralar sözlükte bir don, fanila, iç çamaşırı mevzusudur gidiyor ama hayırlısı olsun bakalım.
  • seher yıldızı boxer giyerek bozulması gereken istikrar. do-re-mi de güzel penye boxer'lar çıkarıyor ama her yerde bulunmuyor. dar boxer sürekli giymeyiniz, içinde likra olan boxer da çok sağlıksız. penye ve geniş boxer sağlıklıdır. mini etek gibi de görünebilir bazı durumlarda ama olsun.
  • bir kadın tarafından bu konuda bir ima veya direkt bir söylem duyana kadar sürecek istikrardır. seks hayatına darbe almak istemeyen her erkek bundan kendine bir anlam çıkartıp kendine çeki düzen verir. ki o zamana kadar vermediyse zaten bu da başka bir şeyin işaretidir de neyse bu konuya hiç girmeyelim.