şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ortama uygun giyinmek ve bunu olması gerektiği şekilde yapmak çoğu insanın önem vermediği, göz ardı ettiği ayrıntılardan biridir. fakat kurumsal şirketlerde çalışan beyaz yaka ve orta/üst düzey yöneticiler için klasik erkek giyimi*hayatlarının düzenli ve önemli bir parçasıdır. bunu doğru bir biçimde başarmaksa uzun vadede iş performansınızı, çalışma arkadaşlarınızın hakkınızdaki düşüncelerini, algılarını iyileştirebilir. ve tabiki terfi ya da mülakatlarda şansınızı artırabilir. psikoloji alanında son zamanlarda yapılmış araştırmalar konunun hassasiyetini açıkça ortaya koyar. özetle; "daha iyi giyinirseniz, daha iyi muamele görürsünüz".

    entrymde genç ve orta yaş erkeklerde gözlemlediğim temel giyim hatalarından bahsedeceğim kendi çapımda. şimdi yazacaklarımı okumamanız veya dikkate almamanız, kariyeriniz ve sosyal hayatınız açısından bir olumsuzluk yaratmaz. zira doğru giyinmek ancak orta ve uzun vadede bizler için faydalı olabilir, insanların gözünde daha iyi bir izlenim bırakmamızı sağlayabilir. tam da bu yüzden denemeye değer aslında. müşteri odaklı çalışan kurumsal firmaların, kurum içi eğitim bütçelerinin hatrı sayılır bir kısmını moda danışmanlarına yatırmasının en önemli nedeni; ikna kapasitesi ve algıyı doğrudan etkilemesidir.

    tamam, moda öznel bir alandır ve birçok kural zaman içinde değişebilir. fakat kimi giyinme tarzlarının, diğerlerinden daha fazla kabul görmesinin de bir sebebi var; "daha iyi görünüyorlar".

    1) takım elbisenin altına bağcıksız ve kaba ayakkabı giymek.

    ayakkabılar, kıyafetimizin en önemli parçası. gardırobumuzda yer alan hiçbir aksesuar, takımımızı iyi bir çift ayakkabı kadar etkileyemez. deichmann türevi mağazaların yaygınlığı ve ucuzluğu nedeniyle, çoğu erkek bu mağazalardan takımlarıyla giymek için kalitesiz, kaba, ucuz görünen ayakkabılar satın alıyor. üniversiteden yeni mezun olup, iş hayatına giriş yapmış erkeklerin, güzel bir çift ayakkabı için harcayabilecek çok fazla parası olmamasını anlayabiliyorum ama eğer bir şeye yatırım yapacaksanız, o da güzel ve kaliteli bir çift ayakkabı olmalı. beta veya divarese, başlangıç için gayet iyi markalar.

    iyi bir ayakkabıya sahip, ucuz bir takım elbise; her zaman ucuz bir ayakkabıya sahip iyi bir takım elbiseden çok daha etkileyici görünecektir. çünkü insanlar, deri kalitesini yün gibi malzemelere göre çok daha kolay fark eder. unutmadan, resmi ortamlarda takım elbiseyle birlikte loafer giyilmez.

    2) kravatınız gömleğinizden daha koyu bir renkte olmalıdır.

    formal veya business görüşmeler için temel bir kuraldır. bu iki konseptin dışında tamamen farklı kriterler geçerli. gömleğiniz ve kravatınızın rengi aynı tonda olmamalıdır, çizgileri olsa dahi. zira kravat takmamızın nedeni; ceketimizin ve gömleğinizin yarattığı renk bloğunu kırmak, görsel olarak dengeli bir renk paleti, bütünlüğü yaratmak, kıyafetimizi hareketlendirmektir.

    gömleğimizden açık tonda bir kravat seçimi bu görsel etkiyi ve dengeyi bozar. kravat boyunun kısa olması ise vücut şeklinizi kötü gösterir. mümkünse kemer hizasını geçmemelidir. en doğrusu kemerinizin üstüne değmesidir.

    3) takım elbise ile plaka tokalı kemer kullanmak.

    takım elbisenizle birlikte metal plaka tokalı kemer kullanıyorsanız, pejmürde ve profesyonel olmayan bir izlenim uyandırırsınız. iş dünyasında ciddiye alınmak istiyorsanız, plaka tokalı kemerleri unutun. başlangıç için siyah ve kahverengi bir kemer alın, imkanlarınız ölçüsünde renk skalanızı genişletin.

    4) yanlış renkte ve uzunlukta çorap tercihi.

    düşündüğünüzün aksine doğru renkte çorap giymek sandığınızdan çok daha önemli. eğer alt yapıda oynayan amatör futbolcu değilseniz beyaz çoraptan uzak durun. bacak bacak üstüne attığınızda, çorabın boyu derinizi kapatacak uzunlukta olmalıdır. bir diğer önemli konu, çorabın ayakkabıya mı yoksa pantolona göre mi seçilmesi gerektiği sorunsalı.. çorap seçilirken pantolon ile uyumu gözetilir. iki nedeni vardır: birincisi ayakkabı ön plana çıkarılmış olur, ikincisi ise ayakkabılarınızı çıkardığınız zaman oluşacak görüntü kirliliğinin, uyumsuzluğun önüne geçmektir. uzunluk

    5) gömleğe ve yüz hatlarına uygun olmayan biçimde kravat bağlamak.

    küçük yakalar için “four in hand” ve geniş yaka gömlekler için ise “half veya full windsor” bağlama şekli tercih edilmelidir. kravatınızın boyunu, takım elbisenizin yaka genişliğiyle dengelemeyi unutmayın. aşırı büyük veya aşırı küçük bir düğüm, boynunuzun anormal görünmesine yol açtığı gibi takım elbisenizin genel görünümünü ve kontrastını bozar.

    6) parlak polyester kravat kullanımı.

    polyester, ipek veya yün gibi katlanabilen, form tutabilen bir materyal değildir. bağlaması 10 kat daha zordur. yün ve ipek kravatlar hem kolay bağlanır, şekil alır hem de, kaliteli ve şık görünür, evet, biraz daha pahalıdırlar ama network ve vakko indirimlerini takip ederek uygun fiyatlara, çok şık kravatlar yakalayabilirsiniz.

    7) esquire, men’s health, gq gibi dergilerde yazılan her şeye önem atfetmek.

    bu dergilerin hepsinin ortak bir amacı var: dergilerine reklam veren şirketlerin kıyafetlerini pazarlamak. gq gibi bir derginin, belirli bir markayı veya ürünü pazarlama anlamındaki etkisi, eski radikal kitap ekinin, kitap satışlarına yaptığı etkiye benzer. erkek magazinleri, ayaklarınızı havuza daldırmak için iyi bir başlangıç noktasıdır fakat havuza dalmak için asla değil. temel konular için doğru, mantıklı tavsiyelerde bulunuyorlar tamam, ama okurlarına empoze etmeye çalıştıkları moda anlayışı da bazen saçma sapan olabiliyor.

    8) gereksiz aksesuar kullanımı.

    takım elbise ile birlikte kullanılabilecek yegane aksesuar şık bir kol saatidir. belki bir de gümüş alyans. bunların haricinde deri, zincir, boncuklu bileklikler kullanıp komik duruma düşmeyin.

    benzeri başka birçok madde eklemek mümkün fakat ben sadece en sık görünenleri, en fazla göze çarpanları yazmak istedim. dikkat etmemiz gereken birinci kuralın temiz ve bakımlı olmamız gerektiğini de aklımızdan çıkarmayalım.

    ayrıca (bkz: türk erkeğine giyim kuşam tavsiyeleri)
  • beyaz gömlek altına beyaz kolsuz atlet giymek, alakasız kombinasyonlarda çok dar giymek, sürekli sakallı dolaşıp sakalin verdiği rahat havayı kıroluk mertebesine yükseltmek, aşırı parlak makosen tarzı ayakkabılar giymek, ne giyiyorsan giy ter kokmak, marka bağımlısı olmak vb. uzar gider.
  • klasik giyinmek.

    penye diye bişey icad edilmiş, yıl olmuş 2018 ne ütüsü ne klasik giyimi ya? kendine eziyet etmekten keyif almak, böyle bir mazoşistlik yok.

    bırakın herkes rahat rahat yaşasın amk. takım elbiseden tiksiniyorum.
  • kisa boy, saglam en ile kisa pacali pantalon giymek bir ornegidir
  • kısa paça pantolonlar bu hataların artmasına sebep oldu. eğer takım elbise giyiyorsan; bacak bacak üstüne attığında pantolon nereye kadar çıkıyorsa, çoraplar o seviyeden daha yukarıda olmalı diye duymuştum bir yerlerden. hafızamda o şekilde kalmış. yaaaani, klasik giyimde bilekleri göstermek, babet çorabı giymek en büyük yanlışlardan birisi.
  • giyilen takım üste tam oturmalıdır. ceket kolları ve pantolon paçaları uygun şekilde ayarlanmalıdır. aksi taktirde kıyafet salaş ve büyük gözükür bu da etkiyi terse çevirir.
    takım elbise kişiye fit olmalıdır.
    güzel bir ayakkabıyı ortaya çıkartmanın yolu pantolon paçalarının doğru ayarlanmasıdır. keza takılan saati, gömleğin manşetlerini ve de kullanılıyorsa kol düğmelerini ortaya çılartmanın yolu uygun ayarlanmış ceket kol boyudur. ayrıca ceketin önü iliklenecekse tek düğme iliklenecek şekilde daraltılabilir.
  • ye kürküm ye devri, ben ne elbiseler gördüm içinde adam yok, ne adamlar gördüm adamlar.
  • bence en önemlisi ütüsüz gömlek veya pantolon giymektir.
    onun dışında kravat takılıyorsa yaka düğmesinin kapanmayıp liseli gibi gezilmesidir.
  • kısa paça, aşırı dar kesim veya tam tersi çok bol tercih etmek.
  • kısa kollu gömlek der ve susarım. hele kravatla tamamlayan olursa küser konuşmam bak bi' daha.
    yapmayın etmeyin karizmanıza acıyın beyler =/