şükela:  tümü | bugün
697 entry daha
  • sadece erkeklerle değil, kadınlarla da ciddi ilişki kurmak çok zorlaştı.

    şimdi ben bir bankada çalışan işinde gücünde bir adamım. bundan 20-30 yıl önce benim gibi birinin seçenekleri komşunun eli yüzü düzgün kızı, üniversiteden okul arkadaşı ya da işyerinde tanışılan birinden ibaretken şimdi internet çağında yaşıyoruz, her şey parmağının ucunda ve bu her şeye karşı cins de dahil.

    doğrudur, şu durumda pekçok erkek önüne gelen kadına yazıyor ama aynı zamanda kadınların mesaj kutusu da kendilerine gelen mesajlarla dolup taşıyor. şimdi bu durumda kıvanç tatlıtuğ falan değilsen eğer, o mesaj kutusundaki 50 kişinin arasından sıyrılmak o kadar zor ki. kızın biraz ilgisini çekmek için haddinden fazla şebeklik yapman gerekiyor. ama sen şebeklik yaptıkça kızın ilgisi artarken saygısı da azalıyor. üstelik yarın senden bir tık fazla şebeklik yapan bir başkası kızın ilgisini çekebiliyor. e bu durumda kız açısından sıfır efor ile elde edilen bir sürü değersiz şebekten birisin ve bugün seninle canımlı cicimli konuşurken yarın mesajlarına cevap dahi vermemesi o kadar olası ki...

    bütün bunlar insanın sinirini bozuyor ve bir müddet sonra bünyeye bu kadar şebeklik fazla gelmeye başlıyor. bu noktada düzgün adamlar yarıştan kopuyor ama aslında zerre kadar ciddi olmayan birileri aşık taklidi yapıyor bir başkası pahalı hediyeler alıyor ve şebekliği bir üst seviyeye taşıyor.

    e bir de kadınların iyiyi değil, en iyiyi istemesi olayı var ve bu düzenin içinde o kızın diğer sekmelerde senden başka 5 kişiyle daha yazıştığını bile bile ona inanmak, güvenmek o kadar zor ki...

    e sonra güven problemi başlıyor, sen ona güvenmiyorsun, o sana güvenmiyor, aaa bir bakmışsın ya ilişki başlamadan bitmiş ya da aç bakayım sana ne yazmış, hatta yetmedi kıza şifreni ver, yetmedi kıza telefonunu ver, daha başlarken yüz göz oluyorsun gereksiz yere...

    ister kadın ol ister erkek internet çağında bu seçenek fazlalığı ve güven problemi ilgiyi, eforu bir kişiye yöneltmeni engelliyor ve bir bakmışsın yaş 30 oluvermiş.

    yine çağın getirdiği bazı şeyler var, mesela çok değil 20 yıl önce ben ortaokul-lise çağlarında iken bir kızın bırakın bikinili bir fotoğraf paylaşmasını dekolteli bir pozunu dahi göremezdiniz. şimdi bikinili profil fotoğrafları, götüm var pozları, plajda kitap okuyorum ayağına bacak göstermeler falan o kadar olağan ki.

    ve mesela eğer ajda pekkan falan değilseniz estetik ameliyatlar, burun yaptırmalar, meme büyütmeler falan olacak iş değilken şimdi instagramda öncesi sonrası fotoğrafları paylaşılıyor.

    sonra da bunları yapan kadınlar cinsel obje değiliz isyanında. e ablacım ben senin profilinde bacaktan, memeden, gece klübünde içtiğin tekiladan başka bir şey görmüyorum ki neyini ciddiye alayım? bakın konu bekaret falan değil, senin bedeninden başka bir şeyin yoksa ortaya dökecek, ben senin neyini ciddiye alayım, ne diye sana yazan 50 şebekten biri olayım?

    ve bakın daha flört aşamasındayız, evlilik tarihi yaklaştıkça insanın ensesinde boza pişiren gelin adaylarını, bitmek tükenmek bilmeyen istekleri, ağırlığınca altın isteyenleri falan hiç saymadım dikkat ederseniz. daha o aşamaya geçemedik.

    geçenlerde karantinadan evvel lise arkadaşlarımla topluca bir yerde buluştuk, orda birkaç fotoğraf çekildi vs. o gün orda olmayan liseden bir kız bana mesaj atmış, naber nasılsın diye. e bu kız allah var güzel kız ama lisede bizim yüzümüze bakmazdı, şimdi ne alaka buluşalım görüşelim muhabbeti? profiline de baktım, bacaktan başka bir şey gözükmüyor, bana kadar düştün mü yaa diyesim geldi.

    neyse gençler çok da bok atmanın alemi yok, biz de değişik mecraları değişik zamanlarda kullanarak flört etmeye çalıştık. fakat olmuyor, olduramadık. ben artık mesaj kutusunu falan kapattım, beni bırakın siz devam edin.

    ben eski kafalı adamlar gibi işyerinde bir kız kestirdim gözüme, olursa ona yazacağım. olmazsa da kıfsmet değilmiş der, yoluma bakarım.

    mesaj gitti, gitmedi. gördü ama cevap vermedi. bir paragraf mesaja 10 saat geçtikten sonra 2 kelime cevap verdi falan gibi saçmalıklarınızla daha fazla uğraşamayacağım.

    zira midem kaldırmıyor.
  • bir kısım paragraf paragraf erkeklere döşemiş: "eskiden mert, tek kadını seven, doğru adam vardı." - bir kısım da paragraf paragraf kızlara döşemiş: "siz piç erkeklerle gönül eğlendirirken düşünecektiniz."

    takdir edersiniz ki böyle bir hadisenin sebepleri sadece mahalle kavgasında dile getirilebilecek üstteki cümlelerden birisi değil. zaten sebep hiçbir zaman kadın cinsi veya erkek cinsi olmadı. yine değil.

    ciddi ilişki diye nitelendirilen şey esasında biraz da; evlilik arifesidir. evliliğin temeline inmek lazım. son 20 yıldır evlilik müessesinin ne durumda olduğunu biliyor musunuz? türkiye’de günümüzde yapılan evliliklerinin %30’undan fazlasının boşanmayla sonuçlandığını? avrupa’da 20’lerde olan ortalama evlilik yaşının 40’lara dayandığını?

    evlilik bitiyor. insanlığın en büyük icatlarından biri olan, bugüne kadarki düzeni kurmamızı sağlayan, devletlerin en çok desteklediği bu fiilin sonuna geliyoruz. ben diyeyim 20 yılı var, siz deyin 50 yılı. ama daha fazlası yok. zibilyon tane sebebi var ama; en önemli sebeplerinden bir tanesi çıkış amacının anlamını yitirmesi. toplumda düzeni sağlamanın en kolay yoluydu evlilik. üstelik evlenen insanların suça, belaya karışma oranları inanılmaz düşüyordu. sağlık, ekonomi… her anlamda medeniyetleri geliştirdi. hiç yoksa nüfus çıkarttı. daha 50 yıl önceye kadar “çok nüfus = büyük askeri güç” denklemi olduğunu düşünürsek, ne demek istediğimi anlayacaksınız. ve şimdi; nüfus geldi tavana vurdu, toplumda düzeni sağlamanın yeni yollarını bulduk, suçla mücadelede çok ilerledik, ekonominin dinamikleri değişti.

    özellikle 90 ve sonrasında doğan nesil, gelecekteki dünya düzenimizi belirleyecek kesim. ve şekillendirmeye başladılar bile. bir sürü araştırma yapılıp çiziliyor. gelecek “kiracı” bir nesil. mülkleşmeyi anlamsız gören, birikim yapan belki ama arsaya, tarlaya gömmek gibi bir fetişizmi olmayan, düzenli bir memur hayatı yerine hareketli bir expat hayatını hayal eden, 10 yıl sonrasına yatırım yapmak yerine bugünden daha yoğun haz almak isteyen farklı bir nesil. bu neslin neden böyle olduğu hakkında sayfalarca yazı yazılabilir. ama konumuz o değil.

    evliliğin bitmesi doğal olarak ciddi ilişkileri de bir hayli azaltıyor. yeni dünya düzeninde “havalı” olan şey eve geldiğinizde bir tas çorbanızın hazır olması değil. bayramlardaki o sevimli aile ziyaretleri değil. 15 yıl bir yerde çalışıp, “sadık” bir çalışan olmak değil. emekliliğin hayaliyle müthiş düzenli bir hayatı idame ettirmek hiç değil. artık insanlar; bomonti’de loft bir evde, bit pazarından aldıkları ucuz ama şekil mobilyalarla kreatif direktör gibi (?) şekil şukul meslekler icra edip, bol bol flörtler yaşayıp, otunu tüttürmenin hayalini yaşıyor. insanların bu hayale erişip erişememesi önemli değil. zaten hayallerindeki aile hayatının da %20’sine erişemiyorlardı. mevzu, ideallerin değişmesi mevzusu. yeşilçam filmlerinde en doğru adam; tek kadını seven - en doğru kadın da hayatını adayacağı tek erkeği bekleyen kadındı. insanlığın toplum için yarattığı propagandalar sanata tahminimizden daha çok yansır. şimdi bohem seviyoruz. ıssız adamı, farklı kadını. bugünkü çoğu insan 30 yıl önceki türkiye’de “marjinal” diye nitelendirilirdi. şimdi normaller. yeni normalde “hayatımın aşkı” klişesi yok. “her ilişki yeni bir tecrübe” sloganları var.

    bence ilişkiler adına çok kaotik bir dönem bizi bekliyor. bireyselliğin bu kadar öne çıktığı, teknolojinin bu kadar hayatımıza girdiği şu dönem; yepyeni bir düzene giriyoruz.
  • aşık olmaktan, bağlanmaktan, terk edilmekten, evlenmekten, aldatılmaktan vs. korkuyoruz. inanın sorun bu korkmak. malum artık kadınlara güvenmek çok zor, bizi değil de parayı sever diye korkuyoruz
  • güzel haber :) gülümseyerek okuyorum bu tür entryleri. ilişkilerin modası geçsin artık yahu. mgtow forever.
  • tabe olum manyak mısın dediğim hadisedir
  • çok doğru. ciddi ilişki kurmak kocaman bir aptallıktır. herhangi bir ilişki kurmak da aptallıktır. ne yaparsan yap yaranamazsın. o yüzden çabalamak da kocaman bir hiçtir. böyle düşününce nurlanıyorsun.

    çok doğru, yineliyorum. zorlanıyorsan, zorlamayacaksın.
  • kadınların ezici bir çoğunluğunun ciddi ilişkiden anladıkları şeyi söyleyeyim size. "her gün konuşalım, her gün mesajlaşalım. ne yaptığımızı sürekli birbirimize anlatalım. ve başka kadınlarla görüşme."

    buradan kadınları aydınlatmak istiyorum. tüm erkekler içten içe bu tip bir ilişkiden nefret ediyor. ana kuzusu, ilgiye ve sevgiye susamış erkekler haricinde hiçbir erkek bu tip bir ilişki istemiyor. sırf siz istiyorsunuz diye bir süre katlanıyor. fakat dayanılmaz bir noktaya geldiğinde mecburen ilişkiyi bitirecek hamleleri yapıyor. sonra siz de "erkeklerle ciddi ilişki kurulamıyor." diyorsunuz. çünkü siz ciddi ilişki adı altında ilgi açlığınızı doyuracak birisini arıyorsunuz.

    bunu şöyle anlatayım. erkekler arası arkadaşlık ilişkileri neden kadınlarınkine oranla daha samimi ve daha uzun sürelidir biliyor musunuz? sıkı durun açıklıyorum.

    çünkü sabah akşam konuşmuyoruz amk

    evet bu kadar basit. bazen bazı arkadaşlarımla bir ay iletişim kurmadığım oluyor. sonra bir araya geldiğimizde o süreçte neler yaptığımızı, bazı konulara bakış açımızın nasıl değiştiğini konuşuyoruz. ya da birlikte bir aktivite yapıyoruz. bu da fazlasıyla keyifli oluyor.

    nasıl biz arkadaşlarımızla aramızda böyle bir rutini normal buluyorsak; aynı şekilde siz de erkek arkadaşınızla sabah akşam konuşmak zorunda hissetmeyin. zaten bir insanın her gün konuşacak bir şeyleri olamaz. eğer siz buna rağmen bir görevmisçesine her gün sevgilinizle iletişim halinde olursanız, bir süre sonra onun da sizin de sıkılmanız kaçınılmazdır.

    şahsen ben şöyle bir ilişki istiyorum. eğer gerçekten o sıralar paylaşacak bir şeyimiz yoksa ya da yalnız takılmak istiyorsak; 3 gün, 5 gün, gerekirse bir hafta konuşmayalım kız arkadaşımla. gerçekten iki taraf da konuşmak ve görüşmek istediğinde iletişim kuralım. hakikaten çok mu şey istemiş oluyorum bunu söyleyince? ayrıca sanılanın aksine bu durum ilişkinin ciddiyetinden hiçbir şey eksiltmez. erkekler sizin zannettiğiniz gibi tüm boş zamanlarını başka kadınlar arayarak geçirmiyor. şunu anlayın artık. sadece bir süre kimseyle konuşmadan (ya da sizinle konuşmadan) vakit geçirmek istiyor. şunu sindirebildiğiniz zaman çok daha kaliteli ilişkileriniz olacak.
  • erkeklerle ciddi ilişki kurmanın gerçekten zorlaşacağı döneme daha nereden baksanız bir 5-10 sene var, merak etmeyin sevgili nisa taifesi. yurdum insanı "devlet şu salonları artık açsa da bir an önce düğün yapsak" diye starting box'ta zil sesi bekleyen atlar gibi ayağını yere sürterek bekliyor, kadın kadına evlenmiyor bu kadar insan değil mi? ayrıca erkek dediğiniz dünyanın en basit canlısı amk. bak sana yemin ediyorum, poponuzu kaldırıp tavlamak için biraz emek harcasanız kafaladığınız erkeklerden harem kurarsınız, harem. mübalağa ettiğimi sanıyorsanız bunu istediğiniz bir erkeğe sorun, birebir aynı şeyi söyler size. ama "yok ben oturduğum yerde beklerim, ciddi ilişki isteyen adamlar tek sıra halinde karşıma dizilsin, aralarından istediğimi seçeyim" dersen o iş yatabilir tabii. ciddi ilişki isteyen biri, "güzel bi kızın nazını neden çekmiyorsunuz :(((" diye şikayet eden bir egoistle uğraşmaz mesela. o ortamda ancak çakal tayfa kalır.

    e baktın ki adam ciddi düşünmüyor, sen de git evinin önünde geceleri serenat yap, ismini koluna dövme yaptır, isminin baş harfleriyle şiir falan yaz, uğraş ikna et adamı yani. biraz da sen koştur bakalım lol.
  • ülkede yaşayan kadın erkek her genç psikolojik sorunlarla donatılmış durumda. haliyle kimse kimseden memnun değil. durum böyle olunca da cinsiyeti boklamak en kolay yol oluyor sanırım.
  • ciddi ilişki kurulur tabii üstelik bunun cinsiyetle alakası yok. sonuçta kurulamayan ya da çok çabuk biten ilişkiler yaşıyoruz. evlilikler bile çok çabuk bitiyor.

    elbette ekonomik, siyasi, sosyal açıdan da değerlendirmesi yapılabilir. fakat ben en büyük sorunun insan 'kalitesine' bağlıyorum.

    en nihayetinde karşılıklı ilişki, yeniden üretimle de alakalıdır. özellikle tüketim toplumunda...
141 entry daha