şükela:  tümü | bugün
  • "'erkeklik' en çok erkeği ezer" tezini, tayfun atay'ın ilk baskısı 2012'de iletişim yayınları tarafından yapılan "çin işi japon işi" nam eserinin açılış bölümünün başlığında görüyoruz.

    atay, "cinsiyet ve cinsellik üzerine antropolojik değiniler" altbaşlıklı kitabının bu bölümünde günümüz erkeğinin ataerkil toplum düzeni tarafından kendisine dayatılan "erkeklik" yükü altında ezilişine değiniyor.

    "erkek egemen düzen" kavramı, yüzeysel bakıldığında, günümüz erkeğini yücelten bir bağlama sahipmiş gibi ele alınıyor. halbuki dünün erkekleri tarafından oluşturulan bu kimlikler ve atanan roller, günümüz erkeğini günümüz kadını karşısında güçlü bir konumda tutuyor olsa dahi, onu kesinlikle daha özgür kılmıyor. ve toplumsal cinsiyet teorisi üzerine biraz olsun kafa yoran ve kurulu düzenin yanlış kurulmuş bir düzen olduğunun farkına varan her erkek, albert camus'nün "le mythe de sisyphe" nam eserinde tanıttığına benzer bir "yabancı"lık ve "saçma"lık hali içinde buluyor kendisini.

    kimileri yuvarlamakla yükümlü oldukları taşın saçmalığının farkına vardığında bu yükü sürüklemeye «elimiz mahkum» deyip devam ederken, kimileri kaldırıp fırlatıyor taşı, kaldırıp fırlatıyor "erkeklik" nam yükü ve bu saçma yükten kurtulma anının kısacık özgürleştiriciliğinin hemen akabinde, bu sefer yine aynı erkek egemen toplumun hakim eril söyleminin yüklediği "ibne", "gavat", "meriç" gibi yaftaları taşımak durumunda kalıyor.

    sadece bu örnek bile, erkek egemen toplum düzeninin yüklediği cinsiyet kimliği rollerinin ağırlığının, yalnızca kadınlar için değil, asla seçmedikleri ve asla seçmek istemeyecekleri bir rol ile görevlendirilmiş halde sahneye çıkartılan erkekler için de son derece ezici olduğunu tanıtlamaya yetiyor. taşıdıkları bu yükün "saçma"lığını fark edemeyenler ve bu uyur-gezerlik hali içinde toplumlarına "yabancı"laşmayanlar, "namus" kelimesinin harfleri ardına sığınıp eşlerini, sevgililerini, kız kardeşlerini katletmekten geri durmuyor, hatta bunu "erkeklik"lerinin doğal bir parçası, "erkeklik"leri tarafından kendilerine verilmiş doğal bir görev addediyorlar.

    cinsel varoluşlarının kendilerine yüklediği "erkeklik" yükünün saçmalığının farkına varmış olan erkekler ise, sadece bu yükün ağırlığı altında ezilmekle kalmıyor, aynı zamanda sisifos-vari hemcinslerinin gayriinsani tüm eylemlerinin utancını da yüreklerinde ve çehrelerinde en ağır haliyle taşımaya çalışıyorlar.

    ve bu da heteroseksüel bir erkeğe kadın hareketine açık destek vermesi ve kaos gl'nin «eşcinsellerin kurtuluşu heteroseksüelleri de özgürleştirecek!» sloganından ilhamla «kadınların kurtuluşu erkekleri de özgürleştirecek!» demesi için gereken nedeni sağlamış oluyor.
  • düşunsenize, içinizden ağlamak gelmiş; dünyanın/bedenin en olağan tepkisi, dışavurumu.

    bir ağlasanız kolaylaşacak herşey mesela; yapamıyorsunuz!

    iş bu entry erkek danısanlarımdan bana kalan hikayelerle zenginleştirilecektir.