şükela:  tümü | bugün
  • tam tanımı koğuşta toplu halde namaz kılan erleri tabancayla tehdit ettiği için 20 yıl hapis cezası alan teğmen. olay kayseri’de gerçekleşiyor.
    sonuçta da teğmen “dini ibadetlerin toplu halde yapılmasını engellemekten” hakkında dava açılıp, silahlı tehditten suçlu bulunarak mahkum oluyor.
    asteğmen olarak görev yaptığım zaman süresinde böyle bir teşebbüste bulunan olmamıştı. eğitim ve nöbet saatleri dışında isteyen rütbeli&rütbesiz personel garnizon mescidini kullanırdı. anlaşılan o ki erler cemaat halinde koğuşta namaz kılmak istemiş, teğmen de diğer arkadaşlarının üzerlerinde baskı olacağı düşüncesiyle engel olmuş.
    haber linki
    edört: uygulamadan anlıyoruz ki alevi askerler biraraya gelip koğuşta semah, hristiyan azınlıklar da ayin yapabilir. yoksa ibadet özgürlüğü sadece belirli bir din, hatta mezhep için değildir herhalde?
    dayanamama editi: madem öyle, ben de çalıştığım işyerinde vakti geldiğinde namaza durayım. hatta olursa mesai arkadaşlarımla. banka, noter, karakol, stadyum...
    hatta ülker fabrikası, atv binası, sabah gazetesi artık her nerede çalışıyorsam. n’apıyosun sen kardeşim diyecek amirimi de şikayet eder, canına okurum!
  • askeriyedeki kemalizmin son kalıntısıdır. kökleri tamamen kazınmalıdır.
  • halbuki öne geçip imamınız ben olacağım deseydi tekbir çeke çeke omuzlara alınırdı.
  • sonuna kadar haklı olan teğmendir.ibadet yerleri belli iken gidip koğuşta kılarsan bu askeri ciddiyete sığmaz.resmen erler kumpas kurarak teğmeni cezalandırmışlar.

    vah benim türk silahlı kuvvetlerim vah.

    ------------------
    edit
    çok sinirlendim.teğmene verilen bu cezaya sus pus olan rütbeliler artık tamamiyle tayyibe biat etmişlerdir.şerefiniz varsa teğmeni kurtarırsınız.o ''er''lere de askerlik hayatlarını dar edersiniz.
  • söz konusu teğmenin birliğinde mescit olup olmadığını sorgulatan olaydır.
    salt şekilde askerlerine namaz kılıyorlar diye böyle bir davranış yapılmışsa yerinde cezadır. askerlerinde varsa ki büyük ihtimal vardır birlik içerisinde, mescit kullanmamaları ilginç tabii ki.
  • artık türk ordusu değildir , (bkz: islam ordusu) ,
  • gösteri yapan 3-5 yavşak yüzünden hapis cezası alan teğmen. gösteri değil mi diyeceksiniz. toplu kullanım alanında yapılan işler ancak gösteri amaçlıdır.

    yıllar önce çalıştığım yerde ofisimiz küçüktü lakin şirket yemekhanesi mescit olarak da kullanılabiliyordu. bir gün yine bu tip gösteriş budalalarından biri geldi siparişi beklerken namaz kılacağım dedi ben de ayak altında olmasın gelen geçen oluyor diye yemekhanede kılabilirsiniz dedim. bunun isteği ısrarla ofiste kılmak. ben de beyefendi burası ayak altında gelen giden oluyor orada kılarsanız hem rahat kılmış olursunuz hem de kimse gelip sizi rahatsız etmiş olmaz. trip attı seni patronlarına şikayet edeceğim dedi. ben de buyrun lütfen edin dedim. sonra gitmiş satışçı kızlara şikayet etmiş kız aradı "murat sen adamın namaz kılmasına mı engel çıkardın" diye "ben de hayır ofisin ortasında milletin ayaklarının altında değil rahat rahat yemekhanede kılabileceğini söylediğimi" söyledim.

    bu tipler hep çıkar ve çıkacak.
  • toplu ibadete karsi olmakta hakli da, silahla tehdit etmek ne?! habere gore, savunmasi da cok acinasi.

    ulke toptan comarlasti korkarim.

    edit: ulke comarlasir da eksi sozluk durur mu, haberi okumaya usenen mallar, tegmen hakkinda edilebilecek her lafi gericilige baglamis bile. habere tiklayip okumaya usenenler icin, ifadenin bir kismini kopyalayayim

    "müştekilerin bir süre sonra mesaisini yaptığı odanın önüne geldiklerini kaydeden celalettin g, şunları dile getirdi:

    "askerler gelince 'siz inançlı insanlarsınız, grup olarak hareket etmemelisiniz ve inançlı insanlar ahiretten korkar, hesap verirken bu durumu da gözetmelisiniz. allah katında sorumlusunuz.' demek istedim. daha etkili olsun diye önceden şarjörünü çıkarmış olduğum nöbet silahını müştekilere doğru yönelterek, 'dan, dan, dan, varsayalım hepimizi vurdular, ahirette hesap veriyoruz. bu durumda ne olacak?' dedim. buradaki silah kullanmamdaki amacım 'nefes' filmindeki gibi askerlerin aklında daha iyi kalsın diye senaryolandırmaktı."

    bu sırada rahatsızlanan bir askere yardımcı olduğunu ve daha sonra bireysel olarak görüştüğü askere gruplaşmalara mahal vermemeleri gerektiğini söylediğini savunan celalettin g, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek beraatini istedi."

    su ifadedeki comarligi goremiyorsaniz, ayni kafadasiniz demektir.
    bilal'e anlatir gibi anlatmak gerekirse; toplu namaz kilanlarin yaptigi is yanlis (harbiden de boyle bir uygulamaya izin verilir ve yayginlasirsa, askerlerin uzerinde dini baski olur), tegmenin silah cekmesi de cok cok cok yanlis. rahatsizsa durumu rapor etsin. siddet harici cozum arasin.
  • ''toplu ibadete karşı olmakda haklı demiş arkadaş'' siz bu kafalara ne çekerek ulaşıyorsunuz özgürlükler işinize gelince mi gerekli oluyor?
  • silah altına alınıp yemin eden ve herkes gibi aylarca askerlik yapan ermeni, yahudi, rum, dürzi çocuklar gece botlukta kendi dini vecibelerini gerçekleştirse, ekmek kırsa, şabat duası etse falan ülke ayağa kalkardı. o zaman da teğmene bunu niye engellemedin diye idari soruşturma açarlar süre süre hududa kadar gönderirlerdi. büyük ihtimal de devre düşürürler veya mevzu çok politize olursa meslekten atarlardı.

    sormanız gereken soru şu, eğer türk ordusu islamın emrinde falan bir kurumsa gayrımüslim azınlığı neden "peygamber ocağına" alıp duruyorsunuz?

    türkiye cumhuriyeti laik bir devlettir. devletin dini yoktur. tüm dinlere eşit uzaklıkta, vatandaşları hangi dine inanıyorsa inanç özgürlüklerini kendi tarafsızlığına gölge düşürmeden korumakla yükümlüdür.

    askeri birliklerde ise dini vecibelerin yerine getirilmesi işi teoride bu işlere ayrılmış yerlerde personelin kendi görevini aksatmayacak ve diğer personelin görevini yapmasını engellemeyecek şekilde serbesttir. günümüzdeki pratikte ise sadece sünni müslümanlara diğerlerinin üzerinde bir tür tahakküm kurmasını sağlayacak şekle evrilmiştir. sünni müslüman olmayan er ve erbaşların (genelde kıtasına göre şahsi gözlemime göre %20-25 ve nadiren üstüne tekabül eder) bir araya gelip dini vecibe yerine getirme işine girişmeleri pratikte imkansıza yakındır. kendi dini özel günlerinde tatil bile yapamazlar. çünkü baskın olan din bunu kurumlar üstü bir şekilde engeller. din insanları birleştirdiği kadar aynı zamanda en çok ayıran, uğruna haçlı seferlerinin, cihadların falan yaşandığı sistemdir. bir askeri birlik ise bunun tam polar zıddı, ayrılık falan kaldıramayacak bir yapıdır. o birlik herhangi bir şekilde fikir ayrılıklarından dini farklılıklardan muzdaripse ve bunların doğuracağı potansiyel çatışmalara gebeyse o askeri birlikten fayda değil sadece sıkıntı doğar. sayıca fazla olan grup diğerini döver, üstünde tahakküm kurar, elinden geldiğince misyonerliğe soyunur, "gerçek dine" davet eder. alt kurumlar sayesinde (mesela kantinciler yazıcılar) ayrımcılığa tabi tutar. buna subaylar dahil olursa, erlerle göstere göstere namaz kılarlar ilahi geceleri düzenlerlerse, kuran "ziyafetleri" tertip ederler, üniformayla rabia işaretleri yaparlarsa o birlikte dini fanatizm/zeal çığ gibi büyür. bunun önünü alamazsınız. işte orada işin sonunda bir gün tekbirlerle gavur kafası kesilir. gerçek savaş ortamında da düşmanla karşılaşınca askerlik teorisi ve disiplini yerine fıkıha tefsire kelama daha çok kafa yorduğunuz için sizin birliğinizden açıkçası bir bok olmaz. verdiğiniz kayıpları askerlikle açıklayamasınız. allah öyle istedi dersiniz. ezip geçerler. (bkz: iran ırak savaşı)

    askerlik teorisi, eğitim ve silah teknolojisi olmadan imanla da savaş kazanılır diyenler önden bir ahmed arabi paşa ve tel kebir savaşı okumaya başlayabilirler. kendisi böyle alnı secdeden kalkmayan bir osmanlı paşasıydı. çamurlara bata çıka savaş meydanından kaçışı başmabeynci lütfü bey anılarında çoktur. çanakkale 'de ise imanın nispeten güçlü ekipman-güçlü decentralized komuta-evinde savaşıyor olma-arazi şartlarına tamamlayıcı bir etkisi vardır. çanakkale imanla kazanıldı diyenler genellikle savaşı okumamış, seddülbahir neresi desen haritada gösteremeyenlerdir. o savaşa da büyük girişeceğim, kendime not olarak bu burada kalsın. ama askerin dini veya imanı ya da daha geniş anlamda morali maneviyatı denklemdeki sadece bir adet bilinmezdir. bunu gibi daha 6-7 tane var.

    olaya dönersek teğmenin tabii silahla falan haytalık yapması ayrı bir hikaye ama burada gözümüze sokulan şey islam neferlerinin islamı yaşayamamaları falan gibi olmayan bir sıkıntı. neden olmayan diyorum? çünkü:

    1- onlar anayasaya göre türk askeri. islam neferi değil.
    2- dini vecibeleri kazasıyla mazasıyla ifa edecekleri yerler mevcut. botluk ise böyle bir yer değil.
    3- diğer dinlere mensup türk askerleri botlukta şov yapa yapa kendi dini vecibelerini yapamıyorsa kimsenin öyle bir hakkı yok. peygamber ocağı hilafetle birlikte kalktı gitti. evinde izinde sabuna basıp ayağı kayan askere de şehit diyip şehitliğe gömüyorsak, bu tür bir şehitliğin de islamla bir ilgisi yoksa o zaman bu kurumu islama yamamaktan artık bir vazgeçmek gerek.

    veya bu işin bir adını koyun tsk artık islam ordusudur diyin siz de rahatlayın biz de anlayalım kim gerçekten neyin peşinde.