şükela:  tümü | bugün
  • avrupa birligi ülkelerinin ab ye girmemizi geciktirmek için öne sürdügü bahanelerden en çok basimizi agritandir.

    öncelikle hiç bir devletin baska bir devleti eskiden savasta yasanmis bir olay için su an suçlamaya hakki yoktur.
    bir kere savasta karsilikli ölümler vardir ve bu savasta olan en dogal seydir.

    sunu açikça belirtmek lazim, evet, binlerce ermeni öldürülmüstür o zamanki savasta ama bu tek tarafli olmamistir. yani ayni sayida belki de daha çok türk ölmüstür .bu basit bir etki-tepkidir. ortada kesin bir planli programli katliam yoktur. hele ki soykirimla uzaktan yakindan alakasi yoktur. avrupali devletlerin 'soykirim' sözcügünü kullanma ve kabul etirmeye çalisma sebepleri tipik politika-iktidar oyunlari ve gizli emellerinin istahlanmasini saglamaya yöneliktir. bunlar blöften baska bir sey degildir. bir kere bu ülkelerin 'soykirim' dan bahsetmeye hakki olamaz çünkü herkesin ilk önce kendi kapisinin önünü temizlemesi lazim . bu temizlige özellikle bu iddiada basi çeken fransa ve almanya gibi ülkeler kendi tarih kitaplarindaki 'soykirim' ve 'sömürgecilik^gibi konularin sayfalarindaki tozlari temizleyerek baslamalilar.

    ama iste ne yazik ki hakli oldugumuz bir davada bu denli haksizliga ugramamizin en büyük sebebi güçsüz olmamizdir. iktiadar, ekonomik vb. her alanda devletin su an içinde bulundugu güçsüz durumdandir. tarih boyunca bu baglamlarda güçlü olan devletler her zaman güçsüz olanlara yaptirimlarini kabul ettirmislerdir.
  • osmanlı devleti sınırları içinde;istedikleri gibi yaşayan ermeni toplumu bir eli yağda bir eli balda olma durumundan sıkılıp,hızla yayılan milliyetçilik akımı etkisiyle çeşitli ayaklanmalarda bulunur.müslüman türk köyleri basılıp yaş,cinsiyet ayrımı yapılmadan masum halk katledilir.duruma tepkisiz kalamayacak devlet ve tabiki halk tedbir alıp bu ayaklanmaları bastırma yoluna gider.osmanlı devleti savaş halinde olması ve aynı zamanda topraklarında çıkan isyanlar karşısında pekte ılımlı yaklaşamaz.konuşarak halledilecek bir sorun gibi görünmeyen bu durumun, sert tedbirlerle üstesinden gelinmeye çalışılır.ateşe ateşle karşılık ver durumun hakim olduğu ve içinde bulunulan tarihin şartları altında hoş olmayan sonuçlar ortaya çıkar.durum bizlere bu şekilde aktarılmıştı.atalarımız sebepsiz yere katledildi diyen ermeni insanına bu durumun nasıl anlatıldığını bilemeyeceğim.
  • wikipedia gibi çok fazla sayıda kişinin başvuru kaynağı olarak kabul ettiği bir proje içerisinde yer alan konu hakkındaki makale ne yazık ki fanatik ermenilerce abluka altına olup edilmiş olup, türk tarafınca kabul gören belgelere dayalı gerçeklerin yeteri kadar ifade edilmemiş olması düşündürücüdür.
  • 1915 yilinda ittihat ve terakki tehcir karari almistir. fransiz ihtilalinin dogurdugu sonuclardan dolayi balkanlarda yasanilan ve basari kazanan bagimsizlik harekatlari tecrübesi ile gelecege yönelik atilmak zorunda birakilmis bir adim olarak tarih sahnesinde yer aldi. bölgelerinde olagelen savaslarda rusya'nin kendilerine verdigi destek ile sürekli olarak osmanlinin karsisinda yer alan ermenilere karsi tehcir karari alinmistir. bu kararin deportasyon olup olmadigi tartisma konusu iken üzerinde anlasma saglanamamis olan ikinci konu; tehcirin kapsama alanina giren ermenilerin yasadigi bolgelerdir. türk tarih kurumu zorunlu göcün sadece savas alani ile sinirli kaldigini belirtse de anadolunun hemen hemen her tarafindan ermeniler zorunlu göce tabii tutulmuslardir. ayni zamanda iki bin tane ermeni aydininin 24 nisan 1915'te hangi savas kosullari sonucunda yargisiz infaz sonucu asildiginin da cevabi henüz verilebilmis degildir. istanbul ve izmir'deki ermenilerin yanisira, katolik ve protestan ermenilerinin de tehcirin disinda birakilmasi hemen hemen ayni sebeblerden olagelmis olmasi kuvvetle muhtemeldir. zira;bunlar görünürde oldugu icin olusacak olan tepkiler. etyen mahcupyan; ermeni olmasina ragmen her iki taraftaki asiri milliyetci refleksleri -diasporasnin tutumu ve tabu haline getiren milli refleksleri- yadsirken yapilan katliamin arkasindan bugünkü türkiyenin alni ak, gelecegi parlak bir sekilde cikmasi hayali ile yasayan bir türkiyelidir. bütün okumalarin sonunda "dogrudan öldürme degil, ama ölümlerini istemek gibi bir durum var" sonucunu cikartmistir. iste bu dogrudan ölmelerinin istenilmemesi de bugünkü karisikligin baslica sebebidir. zira; türkiye cumhuriyeti bir yana, osmanlinin dahi top yekün bir sekilde bu katliami sahiplenmesinin pek anlamli olmadigi görülecektir. "soykirim" fikrini tasiyan hastalikli zihniyetlerin olusan kosullar neticesinde devletin üst kademede olmalarindan faydalanarak gerceklestirdikleri eylemlerlerdir ya da katliamlardir. 1915-30 arasi zamaninin gazeteleri , insanlari ve devlet yetkilileri hicbir sekilde tehcir adi altinda ölüme gönderilmis besyüzbin ile birbucuk milyon arasinda gidip gelen ermeni nufusunun yasadigi trajediyi yadsimayacaktir; bir kismi da bu yüzden yargilanacaktir. osmanli resmi kaynaklara göre bir sekilde ölüme gönderilen ermenilerin rakami; 800'bindir. bu noktada o kadar cok rakam dolasiyorki konu üzerindeki arastirma yaparken matamatik ilmi ile yakin bir iliski kurmak zorunda kalip "eyterea be" ile isin icinden cikar halde bulabilirsiniz kendinizi. hesaplamalar; nufus sayimlari üzerine. lakin nufus sayimlarinin gercekligi ve saglikli kosullar altinda yapilmamasi bir yana cikan sonuctan cikartilacak olan sayima dahil olmayan kadinlardan tutun da vergi vermemek icin (müslüm gayri müslüm diye bir vergi cesiti vardir; o lise tarihlerinde gururla bahsettigimiz azinliklara gösterilen hosgörünün bedelidir ki dünyada ilk ve tek osmanli imp. tarafindan alinmistir) sayima girmeyen gayri müslimlerden, iki kere sayilan erkekler gibi uzatilabilir bir listedir. sonucunda verilen resmi rakamlar pek bir anlam ifade etmeyecektir. ayni zamanda her türlü resmi belge, evrak konusunda prof. selim deringil'in altini cizdigi "devletlerde bir resmi soylem bir de fiiliyat vardir. bugün de hala böyledir ve biz bunu cok iyi biliyoruz" soylemi oldukca önemlidir.

    resmiyet acisindan incelersek; herkesin üzerinde mutabik oldugu bir tehcir karari vardir. zorunlu göc ettirme. bunun deportasyon -modern ulus devletlere özgü diplomasi dilinde sinirdisi etme anlamina gelir- olup olmadigi tartisilir. bir kisim insanlar eger boyle bir halki topyekün disari birakma karari alinmis olsaydi kendi toprak parcasi yerine sinirlarin disina dogru bir göc ettirme durumunun yasanmasi gerekliligi üzerinde duruyorlar. soykirim oldugunu iddia edenler ise güvenli bölge olarak daha iyi yerlerden bahsededururlar. ben ise; bir sekilde etnik temizlik fikrini tasiyan basta enver pasa olmak üzre üst düzey kimliklerin aleni ve acik bir sekilde degil; olusan kosullari da arkasina alarak/bahane ederek halihazirda varolan niyetlerini pratize etmek icin ermenilerin üzerine gidip katlettikleri fikri icerisindeyim. iste bu yüzden görünürde olan ve alinmis kararlarin detaylarini iceren kimi tarihi belgeler yaniltici olabilir. ayni sekilde hicbir zaman yahudi soykirimi ile bir benzerlik kuramayiz. ne onun kadar aleni bir sekilde gerceklestirilmis, büyük rakamlar ile dile getirilmis ne de onun kadar devlet siyaseti nezdinde katliamlar gerceklestirilmsitir.

    neresinden bakacak olursak olalim; hitlerin soykirimi gibi bir soykirim olmadigi asikardir. devletin tamamini degil zamanin jön türklerinin milliyetci kanadinin sonradan kurduklari ittihat ve terakkinin istegidir. bu yüzden aleni ve göz göre göre "biz bütün ermenilerin kökünü anadoludan kaziyacagiz" gibi bir ibareye hicbir yerde rastlayamazsiniz. ama devlet icerisinde bu kadar güclü konuma gelen insanlarin düsüncelerinde boyle bir eylemin yattigi "ermeni soykirimi filan olmamistir" diye iddia eden sükrü elektag bizzat kendisi belirtiyor; enver pasanin boyle bir istegi oldugunu amma velakin talat pasanin buna uymadigini bu yuzden soykirimin olmadigini.. yani türkiyenin genelkurmay baskan yardimcisinin boyle bir etnik temizlik niyeti fikri ile ortada gezinirken hazir kosullar da olusmusken planli bir sekilde soykirim olmadigini iddia etmek pek akla yatkin durmuyor.

    bugün baktigimizda hukuken türkiyenin herhangi bir sorunu yoktur. reddi mirasa filan da gerek yoktur. zira 1948 yilinda soykirimin ne oldugu ve hangi haller icerisinde soykirim olarak adlandirilacagi gibi cezalari da o yil icerisinde ve sonrasinda uygulamaya konulmustur. geriye dogru bir isleyis olamayacagindan ötürü ermeni soykiriminin kabulu veya reddi hukuksal zeminde türkiyenin tazminat ve toprak parcasi gibi sorunlarini dogurmayacaktir. iste bu yüzden mesele hukuki degil; siyasidir. türkiyenin soykirim veya tehcir karari sonrasi olen binlerce ermeni konusunu tabu haline getirip kendisini bu trajediden uzak tutarak sürekli sorun yasamasini da algilayabilmis degilim. bakiniz etyen mahcupyanin ilginc bir bakis acisi:

    "türk resmi tezi olayin mümkün oldugu kadar gec tartisilmasindan veya hic tartisilmamasindan yarar umdugu icin, elindeki bilgileri kamuoyundan gizlemekten yana oldu. bunun nedeni de ermeni meselesinin bizatihi kendisi degil bence. bunun esas nedeni ittihat ve terakki - cumhuriyet baglantisinin tartismaya acilma meselesidir.türkiye'de dogru dürüst bir tarih anlayisi olsaydi ve sirf ermeni meselesi yüzünden bir catisma söz konusu olsaydi, bence devlet cok büyük bir rahatlikla "ne olmussa olmus, ben tazminat filan vermem ama olmus olana da olmamis demenin mantigi yok" diyebilirdi. ancak. ermeni meselesi bu kadar gizli kalmis bir tarihin icinden geldigi icin tehtitkar bir durum arz ediyor. esas sorun bu. derin devlet geleneginin bir süreklilik cizgisi icinde somutlasip görünür hale gelmesinden cekiniliyor".

    ermeni diasporasinin bugün özellikle fransa kanadi bizim gurbetci muhafazakarlar kesim ile hemen hemen ayni mantigin izlerini süren insanlardir. pek cogu hayatlarinin hicbir döneminde ermenistanda bulunmamis, türkiye'yi bilmez bir sekilde soykirim oldugunu iddia eden kitaplar, filmler ile radikal bir konuma gelmis durumdadirlar. soyle ki; agos gazetesi genel yayin yönetmeni hrant dink'in ölenlerden ziyade kalanlar üzerine verdigi mücadele sirasinda türkiyede tehcir sonrasi kalan insanlar icin herhangi bir tez/arastirma olmus mudur sorusuna diasporadan bir bilim adaminin verdigi cevap soyledir; "500 bin kadari ermeni müslüman olmustur; biz onlari da ölen 1.5 milyon ermeninin icerisinde görüyoruz. baska türlü bizim tezimizi baltalar" gibi abuk subuk yanitlar vermistir. dolayisla carpitma her iki tarafta da sürekli olagelen bir durumdur. diaspora ve ermenistan ermenileri ayri iki grup olarak telakki edilmelidir.

    soykirim olmamistir diyen kesimin üzerinde durdugu bir nokta ermeni komitalarin musluman kesime verdigi zarar; yaptigi katliamlardir. o dönem 21 ayri örgüt olusturmus olan ermeniler özellikle tehcir sonrasi intikam duygulari ile cesitli yerlerde binlerce müslümani katletmislerdir. bu dogrudur. ermeniler bunu inkar etmeseler de olayin ziya gokalp'in belirttigi gibi bir "mukatele" oldugunu -karsilikli katletmek- belirtmek icin kullanilirsa ancak itirazlari vardir. rakamlar yüksek olsa da katledilen ermeniler ile müslümanlar arasinda ciddi bir fark oldugu asikardir.

    soykirim olmamistir tezini savunan kesimin ölen 800 bin insanin "kazara" oldugu -ceteler tarafindan ve hastaliklardan- öldügünü belirtiyor. yani demeleri odur ki bir bucuk yilda kazara hastaliktan ve ufak capli cetelerden 800 bin (bütün o rakamlarin arasindan en makul olani) ermeni ölmüstür.? ayni fikrin bir baska yolcusu türk tarih kurumu baskani yusuf halacoglu hastaliklar ile ilgili verdigi rakam soyledir; 4 yilda hastaliklardan toplam o zamanin türkiyesinde ölenlerin sayisi -1914 yili itibari ile- 402 bindir. yine türkler katliam yapmamistir tezini savunanlarin belirttigi üzre; pek cok kaymakam, vali merkezi emre karsi cikarak insanlari tehlike karsisinda korumuslardir. bu dogrrudur ve "türkler soykirim yapmistir" tezinin anlamsizligina iliskin ciddi birer kanittir. zira türkler degil ittihat ve terakki esliginde bozguncular, ceteler ve biraz da devlet. lakin belirtilen tehlike nedir ? tarik dursun'un romanlarina, nazim hikmet 'in siirlerine konu olan tehlikelerin ana sebebi bir yerden bir yere göcmeleri midir ? tehcir midir ? diyelim ki hepsi bu zorunlu göc esnasinda hayatini kaybetti. peki bu kadar tehlikeli ve ölümlere yol acacak olan tehcir ayni zamanda bile bile ölüme göndermek degil midir ? bogazliyan kaymakami peki neden asilmistir ? asilirken "ben sadece emirlere uydum" cümlesindeki emirler nelerdir ve kim vermistir.

    arsen avegyan'a göre bu soykirimi -o zaman soykirim kelimesi henüz kesfedilmemisti. ileride rafael lemkim isim babasi olacaktir- ilk kabul eden ülke osmanlidir. ona göre; 1918 yilindaki tutanaklarda ermeni tehcirinin basit bir göc ettirme olmadigini ve soykirim oldugu yaziliyor. 1919 yilindaki divan-i örf mahkemesinde ayni seyi görmek mümkün. ki bu mahkeme soykirim karari veren ittihat ve terakki icin idam kararlari vermistir. elbette her türlü teze anti tez üretmek mümkün. mustafa kemal'in halihazirda kurtulmak istedigi ittihat ve terakki icin bir neden bulmasi, rakamlari abartmasi olabilir. hazir boyle bir düz mantiga dayanmis isek; türkiyenin resmi kuruluslarinin aciklamalarinda da yer alan etnik temizlik fikrini düsünsel bazda tasiyan genelkurmay baskan yardimcisi ve dogu cephesi komutani enver pasa icin de "savas kosullarini" bahane ederek etnik bir temizlige giristigide pek ala soylenebilir. soykirim; yahudi soykirimi gibi oldukca net ve anlasilir olmayabilir. 6 milyon gibi bir rakamdan söz edemeyebiliriz. lakin ; 1990'larda yugoslavyanin srebrenic kasabasinda 8 bin müslümanin öldürülmesinden sorumlu görülen bir generalin "soykirim" maddesi ile cezalandirilirmistir. yapilan katliam mustafa kemal atatürk tarafindan dahi onaylanmistir. soyle ki pa$a 1926 yilinda muhalif ittihatcilarin yargilanmasinin nedenlerini los angeles examiner gazetesine acikladigi ropartajinda soyle buyurmustur;

    "bizim bugün yargilamakta oldugumuz insanlar, gecmiste de osmanli imparatorlugunun hristiyan ahalisine karsi korkunc zulumlerin ve katliamlarin mimarlari olan insanlardir"

    bunlarin disinda; "türkler soykirim yapti" oldukca yanlis bir ifadedir. katleden türkler oldugu gibi sahiplenen, ölümü göze alip yardim eden türk komsular, valiler de vardi. bu soykirim türklerden ziyade hastalikli fikirlere sahip üst düzey konuma gelmis ittihat ve terakkicilerin bir eylemidir. bu bir sekilde bu insanlarin olusan kosullari da arkasina alip soykirim yapmadigi anlamini cikarmasa da; türk halkina mal edilmeyecek derecede azinligin eylemidir.

    bu sorunun cözümleri aslen en önemli parcasidir. ter petrasyon döneminde baslayan ermenistan ile iliskilerin devaminin gelmemesi bugün en büyük kayiptir. bir sekilde ücüncü sahislara imkan vermeden ermenistan ile olan diplomatik iliskilere onem verip sinirlari acmaktir. iki ülke; her iki kesiminde ciddi kayiplara ugradigi trajik dönemi kendi aralarinda sonuclandirabilir. ermenistan gibi diasporanin uc bes kurusluk yardimlari ile gecimini saglayan fakir bir ülke ile olan iliskileri azerbeycan'in belirlemesi utanc vericidir. azerbeycan kuzey kibris türkiye cumhuriyetini tanimazken biz onun dusmanligi nedeniyle boyle büyük bir vahsetin cozumlenmesini bir kenara birakiyoruz. bu iki ülkenin arasindaki sorunlarin giderilmesi acisindan ve ayni zamanda diasporanin politik zeminde ekmek yedigi bu "soykirim tartismasi"nin önüne gecmek adina; sinirlarin acilmasi, birbirlerini taniyarak ve konusarak hem türkiye müslümanlari hem ermenilerin katlini bir sekilde ahlaken sonuca baglanilmasidir. olay aslinda siyasi boyuttan cok ahlaki ve vicdanidir. türkiye, gecmise nazaran yol katetmis, konusmamak, tabu haline getirmektense "tarihcilere birakalim" ile adim atmistir. arsiv'e birakmak cözüm olmasa da tabusunu bir nebze olsun yikmistir. arsiv yorumu bugünkü cikmazi devam ettirmekten baska bir yere de götürmeyecektir. selim deringil'in belirttigi gibi "yoruma ve manipulasyona aciktir arsivler". muhattabi ile direk iliski kurarak diasporanin o vatanindan uzakta olagan radikal tutumunun getirdigi anlamsizliklari disarida birakacak; saf bu konu ile ülkeye verilmeye calisilan zararlarda son bulabilecektir.
  • 70'lerin sonlarinda ermenilerin uzun vadede toprak ve para cikari saglamak icin bulduklari bir formuldur. nedense daha onceki 60 sene boyunca boyle bir kampanya yoktur. mesela 60'li 70'li senelerde turkiye'ye gelip konserler veren, gece eglencelerinde turklerle eglenip demecler veren charles aznavour ani bir manevra ile azili turk dusmani olmustur, plak imzalatmak isteyen bir turk hayranini bile kovmustur, bu adamin akli nerelerdeymis acaba?.. 1920'lerden beri turk sinemasi ve plak dunyasinda buyuk payi olan ermeni sirketleri (1960'a kadar tek bir turk muzik sirketi yoktu) nicin kendilerini "soykirima ugratan" bu milletin topraklari uzerinde turklerin kahramanliklarini gosteren tarihi filmler yaptilar, nicin ozellikle 1974 sonrasinda turk askerine ovguler duzen kibris plaklari cikarttilar? mecbur degillerdi? ama 15-20 senedir soykirim yapilmadi diyen turkiyeli ermeni var midir tartisilir... daha 60'li 70'li yillara kadar ozel gecelerine turk sanatcilari davet eden, turklerle dostluk eden turkiye disindaki bati ulkelerinde yasayan ermeniler neden simdi azili turk dusmani kesildiler? neden turk devlet adamlari, sanatcilari, eserleri her yerde bunlar tarafindan protesto edilir, turkleri destekleyenlere baski yapilir? onlarca sene uykudalar miydi? gelismemis, dogal kaynaklari verimsiz ermenistan'i ihya etme kampanyasi cercevesinde asama asama yol katetmek icin bulduklari bu oyuna siki sikiya sarilmislar. asla ve asla sunulan tarihi kayitlari goz onune almazlar, "buyukannem soyledi dedemi turkler kesmis" gibi laflarla iddialarini ispata calisirlar.
  • 6-7 eylül olayları ve varlık vergisi gibi tarihi olayları düşünürsek sözde olduğu tartışılır duruma gelecek durum.
  • istedigimiz kadar soykirim olmadi diyelim, turkiye'de ermeni konferansini protesto eden, katilimcilara yumurta atan garip tipler olsun nafile cunku ermeni lobisi dunyada cok guclu. mesela amerika'da ders kitaplarinda ermeni soykirimini anlatiliyor. karsit turk tezi de hic duyumadigi icin insanlar da ermeniler'e inaniyor. yani kendimiz calip kendimiz dinliyoruz, baska ulkelerde etkisi olmuyor.

    (bu entry'i zamanin otesine yollayanlara cevaben: yazdiklarimi tam okumadiginiza yuzde yuz eminim, iki dakkika daha vakit ayirip entyleri dogru durust okuyun.)
  • en basit hukuk ilkesi yok sayılarak yıllardır türkiye cumhuriyeti'nin başına tebelleş edilmiş sorun.

    hangi hukuk ilkesinden bahsettiğimi biraz sonraya bırakarak neden bu konuda görüş belirtmek istediğimi söyleyeyim önce. tarihçi değilim. hukukçu değilim. ama, düşüncelerimi bırakın söylemeyi adeta haykırma ihtiyacı hissettim. yıllardır birileri; babalarımızı, dedelerimizi veya dedelerimizin babalarını katil olmakla, bir milleti bilerek ve isteyerek yok edecek şartları hazırlamakla ve bunu uygulamakla suçladılar. bu işin sonunda da hem iddia makamı hem de kararı veren yargıç olup suçlamayı mahkumiyete çevirmeyi başarma aşamasına da geldiler. bırakın bu konunun bugün dünya siyaset arenasının siyasi taraflarının kar zarar hesaplarında ortaya konulan bir argüman olmasını, bu işten ettiğimiz ve edeceğimiz zararı öncelikle insani bir sorundur. nasıl bazı ermeniler sadece ölen atalarının haklarını aramak için bunu ortaya sürdüklerini ileri sürüyorlarsa, birilerinin de ölen atalarının her dakika katil olarak suçlanması ve yargısız mahkum edilmesi konusunda düşüncesini bildirmesi onların hukuki haklarını araması gereği var. bu her şeyden önce bugün bu dünyada olmadıkları için hakkını arayamayan ve sürekli bu iddianın gölgesinde kalan dedelerimiz için yapılmalıdır. böyle söze girmekle daha baştan yanlış anlaşılayım istemem. söylemek istediklerim ne sadece 90 yıl önce olanların toplu olarak reddi ne de kös kös kabulüdür. sadece ilk başta söylediğim en basit hukuk ilkesinin hatırlatılmasıdır.

    nedir bu ilke? bu ilke aksi ispat edilene kadar kişilerin suçsuz olduğu ilkesidir.(bkz: masumiyet karinesi) kişiler suçlu olmadığını ispat etmek zorunda değildir. böyle vahim iddiası olan ermenilerin ve o iddiaları destekleyenlerin orada burada konuşmak yerine yetkili ulusalararası merci neresi ise oraya başvurup orada haklarını aramaları gerektiğini biraz muhakeme yeteneği olan herkes bilir. peki bu konudaki zanlıları yargılayacak ve sonuçta hakkında karar verecek yetkili uluslararası merci kim? tarihçiler mi? başka ülke parlamentoları mı? konferanslarda konuşan yetkin olduğunu iddia eden ağızlar mı? kim??? dünya hukuk düzenini terk etti de bizim haberimiz mi yok? neden kimse bu soruya "hukukçular" diye cevap vermiyor. yoksa 90 yıl önce yaşananları siyasi polemik konusu yapmak, ermeni diasporasının besleneceği taze kan olarak gündemde tutmak, abd seçimlerinde propaganda malzemesi olarak kullanmak, bazı ülkelerin nazi soykırımındaki parmağının yanına yeni parmaklar eklemek, almanya’nın doksan yıl önce bu işler olurken osmanlı’nın en yakın müttefiki olduğunu, osmanlı ordusunun başında bir alman genel kurmay başkanının* bulunduğunu ve yine almanya'nın o yıllardaki drang nach osten politikalarını unutturmak ve en önemlisi bu isnada ab sürecinde türkiye’nin tepesine çok güzel bir demokles kılıcı vazifesi yüklemek gibi pek çok amaç konunun çözüme ulaşmasından çok daha mı faydalıdır? bu suçlamaları yapanlar biraz olsun samimi iseler yapacakları tek şey var. en kısa süre içinde lahey uluslar arası adalet divanına gitmek. ellerindeki çeşitli arşiv belgelerini sunup davalarını açmak -sanırım bu işlere bakan bu kurum. yanılıyorsam da uluslar arası hukukçular başvuracakları makamı çok iyi biliyorlardır.- türkiye cumhuriyeti de belgeleri ile gereken savunmasını yapar. bu savaş suçu mudur, karşılıklı boğazlaşma mıdır, soykırım mıdır ortaya çıkar. hatta soykırım sözleşmesinin olmadığı günlerden bahsettiğimize göre daha ilk günlerde konu soykırım kapsamında ele alınır mı alınmaz mı tespit edilir. böylelikle her allahın günü dedelerimiz hakkında yapılan iddialara cevap vermek zorunda kalmak yerine hukukun verdiği kararın sonuçlarına katlanırız. ermeniler de çok istedikleri atalarının dedelerinin hakkını aramış olurlar. tabii bir akıllı ben değilim! ermeniler de bu sorundan nemalanan çeşitli ülkeler de bunu çok iyi biliyorlardır ama maksat üzüm yemek değil ki: ilanihayet bağcıyı dövmek!

    biz de bu iddialardan “sözde” sıfatı ile kurtulacağımızı sanmak, işi tarihçilere havale etmek ( ki böyle düşünenlerin en azından tarih ve tarihçi ne demek haberi yok) vb. yerine ya oyunun kuralına göre oynanması için bastırmalıyız. ya da en azından bazı ülkeler kadar komik olup bazı ülkeler hakkında parlamentomuzdan siyasi kararlar çıkartmalıyız.
  • çok değer verdiğim, tarihçimiz, hocamız ilber ortaylı 'nın "tarih bilinci" olmayan insanlara [başta hayatı boyunca hep belgesiz konuşmuş olan murat belge 'ye] bilimsel tartışma hususunda en basit tabirle geri çekilmelerini önerdiği bir konudur.

    "..genocide, kısaca soykırım demek. soykırımın özgün tarifi var; milletlerarası hukuk konusu. gene de, yapılan; tespitin ne kadar işlerliği olduğu tartışılıyor. bu karmaşık hukuki müesseseyi anlamak için, hukuçu olmak da yetmiyor. geniş, mukayeseli bir tarih bilgisine ve beşeri coğrafya hamulesine ihtiyaç var. bizim ülkemizin okur yazarları, soykırım fiilini, herhangi bir katliamla karıştırıyor; tarih bilinci olmayan hele kültür tarihini mukayeseli olarak mütalâa etme eğiliminden geçmeyen aydınlar, bu gibi kavramları isabetle kullanamazlar. 1915 'te, orta anadolu'da demiryolu hattı, toroslar'da pozantı'da son buluyordu. tehcire tabi ermeniler, suriye'ye doğru, yayan olarak devam ediyorlardı. geniş kitle, ermenilerin katledilmediğini, sadece onların türk ve müslümanları katlettiğini söylüyor. bu kaydı öne sürenlerin ermeni olaylarını sözel tarih yoluyla öğrendikleri anlaşılıyor. bildikleri doğrudur; ama tam değildir. buna karşılık kendilerini beynelmilel mehafilin üyesi zanneden bazı iş bitiriciler; "pekala kesmişiz, şu soykırımı kabul edelim, bu sayede avrupa'ya da alınırız," diyorlar. az sayıdaki bu hatipler, şu sıralarda yurtdışı platformlarda en çok iltifat görenler. ama iltifat görmekle tasvip görmek aynı şey değil." [haftalık 128/2005 s:31]