şükela:  tümü | bugün
  • ermeni soykırımı gibi bir yalanın arkasına sığınanları şoke edecek gerçek.

    tarih boyunca tek başarısı, birilerinden toprak isteyerek ayrı bir devlet kurma hayali olan azınlıkların her fırsatta övündüğü sözde soykırım aslında bir tehcirden yani göçten ibarettir. osmanlı devleti'nin sınırları içinde millet-i sadıka olarak kabul edilmesine rağmen her defasında osmanlı'ya düşman devletleri destekleyen, doğu'da isyan çıkartıp türk halkına zulmeden, elviye-i selase'de (kars, ardahan, batum) her daim gözü olan vefasız bir toplumun mecburen daha güvenli yerlere, güneyde suriye sınırına göç ettirilmesidir.

    bu ermeni isyanları arasında en büyüğü ve aralarında tehcir kararı da bulunmak üzere sonuçları açısından en önemlisi, van’daki isyandır.

    van ve çevresinde memur ve jandarmalar öldürülmüş, karakollar ve türklerin evleri saldırıya uğramış, resmî binalar yakılarak isyan bütün van bölgesine yayılmıştır. osmanlı hükümetinin seferberlik ilânından itibaren dokuz ay boyunca iyi niyetle ve küçük tedbirlerle işi çözmeye çalışması fayda etmemiş, ermeniler konusunda köklü tedbirler alma lüzumu gün geçtikçe önem kazanmıştır.

    buna karşılık ermeniler ne yapmıştır? kurtuluş savaşı döneminde milli mücadeleye zararlı bir cemiyet olan hınçak ve taşnak'ı kurmuşlardır. ileri yıllarda da "ermenistan'ın kurtuluşu için ermeni gizli ordusu" kisvesi altında "asala" adı verilen terör örgütünü kuracaklardır.

    peki hocalı katliamı nedir? azerbaycan cumhuriyeti'nin dağlık karabağ bölgesindeki hocalı kasabasında yaşanan ve azeri sivillerin ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. bu vahşetten örnekler vermek gerekirse:

    1) gözlerini kan bürümüş ermeni çeteler, aralarında ’kız mı, oğlan mı’ iddiasına girdikten sonra hamile kadının karnını kasaturayla deştiler.

    “elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki ermeni yazı tura atıyordu. bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce anadolu toprağında kars’ta, ağrı’da, van’da erzurum’da da ataları oynamıştı. onlardan duymuşlardı. karnı burnunda çaresiz bir azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı... ermenilerin uzun boylu olanı elindeki ak-47 model rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı: -akçik, manç?.. (kız mı, oğlan mı?) -akçik... (kız)

    bu cevap üzerine ’oğlan’ diyerek bahse giren ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi. -tun şahetsar, ınger... (sen kazandın, yoldaş) -yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?) -mayrigı bedge gişdatsine. (annesi besleyecek elbette) bunun üzerine daha kısa boylu olan ermeni milis, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı: -mayrig yerahayin zizdur. (çocuğa meme ver)

    2) aynı dakikalarda hocalı’nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. iki kesik azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise ermeni çeteci sevinçle bağırdı: -asixn ma/, çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. gıdıresek... (bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. kopartın...) aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere düşmüştü... ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

    bu yaşanan vahşet ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarından öğrenildi. ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. türkiye’de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise trt aracılığı ile duyurulmuştu. bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de new york times belgeledi. ermenilerin işgal ettikleri hocalı’da dehşet verici olaylar yaşandı. canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. genç kızların önce saçlarını, sonra da kafa derilerini yüzdüler. babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. kesik kafaları sepetlere doldurdular.

    bugün azerbaycan’ın 48 iline yayılmış hocalı kaçkınlarından (göçmenler) bazıları, bakü yakınlarında bulunan ve azerbaycan cumhuriyeti’nin kurucusu mehmet emin resulzade ile mehdi hüseyinzade’nin memleketi novhanı kasabası’nda yaşıyor. bu yerleşkede, yaklaşık 30 hocalı kaçkını aile var. halit caferov, 43 yaşında... hocalı soykırımı olduğunda, havaalanında görevli polislerden biriydi. bacağından vuruldu. 25 şubat akşamı, havaalanında nöbetçi polis olan caferov, saldırının ilk anlarını şu sözlerle anlatıyor:

    “akşam saat 22.00’yi geçiyordu. bir anda top sesleri duyulmaya başladı. şehrin bombalandığını gördük. bir yandan top ateşi bir yandan da keskin nişancıların ateşi altında kaldık. reisimiz ve pek çok arkadaşımız şehit düştü. birkaç dakika içinde dumandan şehir görünmez oldu. kadınlarımız, çocuklarımız hocalı’daydı. ben ve kurtulan birkaç polis şehre gittik. bizim büyük silahlarımız, tanklarımız yoktu. elimizdeki tabancalarla savaşmak zorundaydık.” şehirdeki manzaranın kıyamet gününü andırdığını söyleyen caferov, evlerinden çıkan azerilerin, diz boyu karların üzerinde kentin tek çıkış yolu olan esergan yönüne doğru koşmaya başladığını görür. bazıları da çocuklarını sırtlayıp yakındaki ormana doğru gider. ellerinde silah olan birkaç kişi, kaçmaya çalışan kadınların, yaşlıların ve çocukların yardımına koşar. halit caferov, o karmaşada ailesini bulmaya çalışır. “kar kızıla boyanmıştı, yerlerde komşularımızın, yıllardır birlikte yaşadığımız insanların cesetleri yatıyordu. aralarında kendi ailemden birilerinin cesedi var mı diye bakınıyordum. evimize girdim. alttaki bodruma sığındıklarını fark ettim. onları hemen evden çıkardım. kardeşimle birlikte, diğer komşularımızı da toparlayarak esergan yönüne kaçan gruba katıldık. aramızda, ermeni milisler tarafından ayak parmakları kesilen yaşlılar vardı. onlar ilk ölenler oldu.”

    ermeniler tarafından sürüldükleri tek çıkış yolu olan koridorda, savunmasız kadın ve çocukları korumaya çalışan birkaç eli silahlı kişiden ikisiydi halit ve xeygani kardeşler... saldırının ilk şokunu atlattıktan sonra, girdikleri sonu belirsiz yolda yaşadıklarını anlatırken, üzerinden 15 yıl geçmiş olmasına rağmen yarattığı acıların dinmesi mümkün görünmeyen soykırımın tüm ürkütücü gerçeğini dile getiriyorlar: “girdiğimiz yolun etrafında, ermenilerin pansiyonları vardı. onların aralarından geçmemiz gerekiyordu. elimizdeki silahlarla masumları koruyarak, yeri geldiğinde yüz yüze çatışarak ilerledik. ağdam istikametine gidiyorduk. 10 gün 10 gece karlı yollarda yürüdük. yolda, hastalarımız ve yaşlılarımız açlıktan öldü. bazılarının cesetlerini gömdük, kimi de şehit düştüğü yerde kalakaldı.”

    yolları üzerindeki bir çaydan ayakkabısız geçenlerin kangren olduğunu anlatan halit ve xyani kardeşler, şöyle devam ediyor: “hocalı’dan o gece kaçanların yarısından fazlasının her iki bacağı da yoktur bugün. kesildi hepsi. bir kanal vardı yolumuzun üzerinde. orada da pusu kurmuşlar. yaklaşık 400 kişiyi de orada kaybettik. bugün hocalı’da bir aile yok ki, içinden bir nefer şehit düşmüş olmasın. hocalı’da o gece benim gözlerimle gördüğüm 10 ailenin tamamen yok olduğuydu. bir ferdi bile kalmadı bu ailelerin. birçoğu da ermeni çetelerince esir alındı.” esir düşenler sadece hocalı’dan kaçabilenlerin arasında değildi. ilk saldırıda da şehirden pek çok kişi, ermeni çeteler tarafından alınıp götürüldü. bazıları ertesi gün kaçabildi. o gece esir götürülenlerden yaklaşık 140 kişiden bir daha hiç haber alınamadı.

    ve bunun gibi daha birçok zalimlik örneği mevcut. ermeni göçü sırasında van'daki katliamlarının intikamını almak isteyerek tren vagonlarına saldıranlar da olmuştur elbette bizlerden de. fakat ermenilerin yaptıkları karşısında türklerin yaptıkları sadece meşru müdafaadır.

    --- yararlanılan kaynaklar ---
    https://tr.wikipedia.org/wiki/hocalı_katliamı
    https://www.haberler.com/…taniklari-7005580-haberi/
    http://www.yenicaggazetesi.com.tr/…eti-2-13780h.htm
    --- yararlanılan kaynaklar ---
  • allah allah biri olunca ötekini iptal mi oluyor lan, ascasfsf bu nasıl tarih anlayışı?
  • kapı gibi gerçek.

    edit: ancak hocalı katliamı değil hocalı soykırımı vardır.
  • buna literatürde siktiriboktan tarih anlayışı deniyor.