şükela:  tümü | bugün
  • birbirleriyle alakasız olan bu iki konuyu karşılaştırma sebebim, bu gibi konulara bakış açımızın düşünce sistemimizi ele veriyor oluşudur.
    ekşi’de görüyorum ki insanların çoğu, bilmedikleri, okumadıkları konuda ahkam kesmeyi geçtim, başkalarını linç edebilecek kadar kendilerini yetkin görebiliyorlar.

    iki konuda da ne düşündüğünüz burada önemsiz.

    önemli olan konu şu ki; tarihsel ya da bilimsel bir konuda fikir beyan ediyorsanız, bir görüşü savunuyorsanız, gerçekten o alandaki tezleri çeşitli kaynaklardan araştırmış olmalısınız. ilber hoca gibi araştırmış olmaktan bahsetmiyorum, biraz okumaktan bahsediyorum.

    maalesef bugün canan kaftancıoğlu’na verilen tepkilerde görüyorum ki, ermeni soykırımı hakkında görüşünü belirttiği için kendisini linç edenlerin çoğu, ‘evrim vardır’ diyenleri reddeden zihniyetten çok farklı değil.

    tekrar ediyorum burada önemli olan bu konularda ne düşündüğünüz değil, fikirlerinizin altını nasıl doldurduğunuzdur. burada sığ ve subjektif fikirlerle yaklaşılamayacak 2 ayrı konudan bahsediyoruz nihayetinde.

    bazılarınız “evrim yoktur” diyenleri hiçbir bilimsel yazıyı okumadan, evrime önyargılı yaklaştıkları için sığ olmakla suçlarken, aynısını soykırım iddiaaları karşısındaki tutumunuzla yaptığınızın farkında mısınız?

    uzun lafın kısası, insanlar bilmedikleri bir konuda, nasıl oluyor da fanatikçe bir görüşü savunabiliyorlar anlamış değilim.
    bir de devlet resmi olarak ne derse aynı düşünceyi savunanlar var. sen devlet misin; devlet başkanı mısın ki; “ soykırımı kabul edersek tazminat ödettirecekler” gibi bir tezle düşünceni savunuyorsun? bunun “evrim teorisinin amacı dinimize saldırmak” diyen bir dindar yaklaşımından farkı ne?

    bu düşünce sistemi yüzyıllardır varoldu ve varolacak. ve ben bunları asla anlayamayacağım.

    mesela bu yazıyı okumadan bana giydirecek olanlara bakın. ne demek istediğimi anlayacaksınız.
    ahanda bir altta ilk örneğimiz hemen geldi: soykırım tanımı ve suçu 1950 lerde gelmişken “100 yıllık yalandır” gibi sığ bir fikir:)
  • ermeni soykırımı 100 yıllık bir yalandır. evrim teorisi adı üstünde teoridir, kesin yalan olmamakla birlikte kesin doğru değildir.
  • insanlar ilkeli değiller. taraftarı oldukları kesimin ön yargılarını dogmalarını ilke diye yutturuyorlar, daha kötüsü kendileri de buna inanıyor.

    böyle olunca her konuya kendi pencerelerinden bakıyorlar, belli bir standartları da olmuyor ve yine böyle olunca sık sık fikri duruşlarının çözülmüş bağcıklarına basıp düşüyor, ikiyüzlülükleriyle baş başa kalıyorlar. bu durumlarda dogmatik laflar, ezbere çıkışlar şiddet ve hakaret olmadı ad hominem'e sarılıyorlar. ülkemizdeki batılı hayat yaşamak isteyen, aldığı eğitim yetiştiği çevre açısından genelin biraz daha üstünde olan kesim bu vaziyette maalesef. evet uzağa, kırsala, "çomarlara" gitmeyin.

    mesela bu arkadaşların ezberine göre srebrenitsa katliamdır soykırımdır (bence de öyledir) ama ermeni soykırımı yalandır. dini konuda -veyahut başka konularda- insanlıktan bilimden yana olan dostumuz işin ucu kendine dokunacağı zaman inkar moduna çok rahat geçebiliyor, o her gün hakaret ettiği akp'linin, "çomarın", gericilerin refleksleri bunlar (acıları karşılaştırma yapmıyorum, hiç sevmem bu konulara böyle yaklaşmayı ama bu yazıdaki tipin davranışlarındaki ilkesizliği örneklendirmem gerekiyor, yitip gidenlerden özür dilerim).

    türkiye neden ileri gitmez? çünkü fırsatı olduğu halde prensip sahibi olamamış, kendini böyle ambalajladığı halde asla aydın ve uygar olmayan okumuş kesiminin yetersizliği ve cesaretsizliği yüzünden.
  • son derece gerzekçe bir kıyaslamadır. kusura bakmayın ama pozitif bilim ile pozitif olmayan bir bilim dalını yani tarihi kıyaslayamazsınız.

    soykırım tanımından bahsetmişsiniz. çok güzel bu.
    çünkü o dönem yaşananlar soykırım tanımına girmez. ayrıca soykırım çok ama çok büyük bir suçtur ki bu yüzden almanlar hala bunun utancı altında ezilir. yaşanan olaylar osmanlının son dönemdeki acizliğini gösterir ama kimse sistematik olarak planlı bir şekilde belli bir grup insanı kasten öldürdüğünü iddia etmesin osmanlının. osmanlı kendi askerlerini donarak ölmeye göndermiş bir devletti. aynı adam savaş bittiği halde askerlerine savaşın bittiği haberini ulaştıramadı ve sırf bu yüzden askerleri savaşmaya devam etti. (bkz: kafkaslar)
    güney cephesine hiç girmiyorum bile. siz bu devlete soykırım yaptı diyorsunuz şimdi.. istese de eline gözüne bulaştırır gene yapamazdı zira yeterince adamların kaynağı dahi yoktu cephede nasıl soykırım yapacak teşkilatlanması olsun.

    siz önce kanıt istiyorsunuz ama kanıt sunması gereken önce iddiayı ortaya atanlardır. türk devletinin "arşivleri beraber açalım ermeni ve türk tarihçiler incelesin" diye bir teklifi vardı. sonra bunu uluslararası bir heyete bile çıkarmışlardı hafızam beni yanıltmıyorsa. ama ermenistan tarafı buna hiç yanaşmadı.

    yanlış anlaşılmasın ben insanlar ölmedi/öldürülmedi demiyorum. osmanlı kayıtlarında kaç yüz bin insan tehcir edildi yazıyor. o dönem rus savaşı sırasında ve sonrası kaç yüz bin müslim ölmüş de yazıyor.. kimse kimseyi salak yerine koymasın. ben de ermenilerle türklerin arasının düzelmesini isterim en azından devlet düzeyinde ama sen bana kalkıp da "nazi" dersen olmadığım halde; ben de senle masaya oturmam.

    nefret söylemleriyle bir yere varamaz kimse ne türkler ne ermeniler. ajitasyona da gerek yok şimdi. açın bakın bakalım balkan savaşlarından dünya savaşına kadar kaç osmanlı askeri ve sivili ölmüş ya da sürülmüş yaşadığı topraklardan.
    daha kendi milletinizin çektiği acıları bilmiyorsunuz kalkıp ermenilere mi empati yapmaya çalışacaksınız? cehalet böyle bir şey olsa gerek.

    not: direk bu başlığı açan yazara yazmadım. kusura bakmasın şahsına yazmışım gibi oldu. büyük ihtimal baya yazım yanlışı yaptım, gördükçe düzeltirim.

    (bkz: #67704198)

    ekleme: murat bardakçının güzel bir eseri vardı sanırım. zamanında okumuştum. biraz araştırırsanız bulursunuz bu mesele hakkında.
    tavsiye ederim.
  • güzel bir tespit olmuş. birbirleri arasında gerek pratik gerek konu bakımından en ufak bir alaka olmamasına rağmen her ikisini de ağzından tükürükler saça saça, küfür kıyamet savunan insanların düşünce biçimi aynı.

    savunan demedim dikkat ederseniz, cahilce ve ortaya bir fikir koymadan sadece aksini düşünenlere hakaret ederek savunanlardan bahsediyorum.
  • bir çok tarihçi bilim insanı evrim teorisini savunur sorkırım argümanını reddeder. yani bilim açısından bir çelişki yoktur. bu arada şu da şurada dursun.

    #73492772
  • ermeni soykırımının temelinde, tehcir eylemi vardır. bu sırada ölen veya yerinden edilen ermeni sayısı konusunda, farklı görüşler vardır. ama, osmanlının uyguladığı tehcir soykırım olarak kabul edilecekse, ingilizlerin hollanda asıllı güney afrikalı çiftçilere ve abd'nin japon asıllı vatandaşlarına uyguladığı tehcirlere de aynı tanı konulması gerekir.

    evrim bir teoridir ve henüz kanıtlanmadığı gibi, çürütülmedi. evrimin ne olduğunu bilmeden ve kanıtlar olmadan, var veya yok denilemez.
  • buradaki "insanların savunduğu şeylerden bihaber olması" fecaatini anlıyor ve buna katılıyorum ama sadece türkiye için değil, dünyadaki tüm insanlar üzerinden bakarsak dahi bu tarz durumların değişmeyeceğini göreceksiniz. üstelik bunun bilim insanı olmakla veya bilimsel düşünmekle filan da alakası yok. çünkü ideolojiler, birer hastalık gibi insanları ele geçirir. bilinmelidir ki, dünyada yaşayan insanların tamamına yakını avamdır ve avam da martin heidegger'in tanımladığı üzere, "içinde doğduğu toplumun kültürüyle yetinen, bunun dışına çıkamayan basit, sıradan insandır".

    burada insanların temelsizce, tarih yorumlaması yaptığı ve bundaki derin aptallığı anlamamız isteniyor. buna sonuna kadar katılıyorum. ama sizler de şunu anlayın; maalesef dünya üzerinde bu böyle. meşhur matematikçi augustin louis cauchy koyu katolikti ve inancından ötürü dışladığı, nefretle baktığı insanlar vardı; antoni gaudi koyu bir katalan milliyetçisi ve ayrılıkçıydı; louis-ferdinand celine nazi sempatizanıydı. örnekler çoğaltılabilir.

    peki nereye geldik? bilimsel gerçeklerle ilerlemek ile bilimin öncülerinde veya takipçilerinde bunların paralelinde bir sağduyuyu ideolojilerde, subjektif yoruma dayanan meselelerdeki yorumlarında bulmak imkansızdır. çünkü hayal ettiğimiz gibi übermensch bireyler üretecek toplumlar yok.