şükela:  tümü | bugün
  • bu şahıslar uzun müddet, büyük sabır göstermiş, acıya işkenceye, olağanüstü oluşlara dayanmış kişilerdir... en sonunda bi mucize ile kaybolurlar, ölürler... sonra halk bunlara "ermiş" diyerek, dilemeye, bunlardan medet ummaya başlar, mum yakarlar, bez bağlarlar, "kısır oğlum iyileşsin", "kızımın kukusuna babası zengin bir gencin penisi girsin ama fazla da acıtmasın", "sayısaldan bize para çıksın ama bereketli olsun hemen bitmesin" gibi dileklerde bulunur, yardım beklerler, ölünün kendine faydası yok ki be abi... (bkz: evliya), (bkz: eren).
  • ereksiyon'unu tamamlamış olan, full ereksiyon'u bi şekilde kotarmış olan...

    - mahmut, bakıyorum seninki ermiş ?
    - eee, maktule, hazırsan şunu bi süsleyelim seninle, dille bundan ne dillersen...
  • bir şehitin rütbesini sorgulayabilir:

    - neymiş bu şehit, hangi kademedeymiş ?
    - "ermiş" be abi, bildiğin er, çok war bunlardan, sorun değil !
  • bir major tarot kartı (bkz: hermit)
  • eski zamanda kurda kusa dost olmak, cile çekmek, bir basina kalmak elzemdi kendini bulmak için. simdi modern yasamin ortasinda, sehrin kalabaligi içinde onca yalnizlik, aci ve eziyetle herkes ermis, herkes dervis..
  • sezgi ve yanlızlığın simgesi olan 9 numaralı tarot kartı aynı zamanda tinsel aşk anlamına da gelir.
  • son üç hafta boyunca deprem olacak deprem olacak diyen ve izmir depremi sonrası "nasıl yani" dedirten kişi hakkında düşünülen.
  • bi de ermişin bahçesi vardır.
  • bir özdemir ince şiiri;

    düşlerim! diyordum,
    düşlerim hiç korkutmasın seni
    ama sen de kollamalısın yeryüzünü.

    sanki!
    her şeyi dile getirdim
    ama birbirini sildi bütün sözcükler.

    sanki!
    her şeyi gördüm, gizli görüntüleri bile
    ama üstlerini karanlıkla örttüler.

    sanki!
    her şeyi duydum, ses ötesini bile
    ama unuttum hepsinin suretlerini.

    sanki!
    bütün yolları yürüdüm. boşuna;
    gördüm ki bir yere varmıyor hiçbiri.

    sanki!
    iki ordu saldırdı birbirine,
    yalnızca, bir çığlık kaldı gövdemde.

    sanki!
    bir maşrapa su aldım, bir avuç toprak
    denizin ve toprağın gölgesinden;

    o zaman, esmiş bir rüzgar oldum
    o zaman, akmış bir sele döndüm
    o zaman, yağmış bir yağmur oldum.

    düşlerim! diyordum,
    düşlerim hiç korkutmasın seni;
    kimseyi öldürmüyor ölüm!