şükela:  tümü | bugün
  • dun gece bindigim bir taksinin hoparlorleri vasitasiyla tanistim kendisiyle.

    dayanamadim sordum taksiciye bu bas bariton sese sahip arkadas da kim diye ?

    erol budan imis.
    cok acaip bir sesi var cok.
  • kendisi hayranları tarafından 'sarı baba' diye bilinir.
  • müslüm gürses in undergrand modelidir bu abi hatta ve hatta bir kaç level üstüdür.ben bile severim o derece...
  • bazı insanların müslüm gürses tedrisatından geçtiği çok belli olur. bu adam da öyledir.
  • müslüm baba ekolünden geldiği doğrudur. bence en az onun kadar(hatta ondan daha iyi) şarkılara imza atmıştır. bu türün dinleyicilerinin keşfetmesi gereken bir adam.

    (bkz: sokaklardayım)
    (bkz: arkadaşça sevsen)
  • aslen tekirdağlıdır.
  • en yakın arkadaşlarımdan birinin eniştesi olan, turuncu saçlı bir arabeskçi türevi.
  • ilköğretim öğrencileri tarafından oldukça sevilen bir şarkıcı ya da benim görev yaptığım okullardaki öğrencilerin psikolojileri biraz bozuk; karar veremedim

    (bkz: koparamam kalbimi)
  • eğer şarkıcı olmasaydı balkanların en büyük kalp cerrahı olurdu.
  • karakteristik sesinde deviasyon problemi yaşayan burnunun biraz olsun rol oynadığını düşündüğüm büyük yorumcu.

    kendisiyle tanışmam karanlık, soğuk ve hüzünlü bir sonbahar akşamında bindiğim minibüste gerçekleşti. memleketin en kuzeyindeki askerlik şubesinden yeni aldığım sülüs belgesi zaten -10'larda dolaşmakta olan havayı bi 10 derece daha düşürmüş, minibüsle daha kuzeye, sibirya'ya doğru, annemin mezarını ziyarete gidiyordum. minibüsün durumu pek iç açıcı değildi. kaptan şoför ve muavinin yüzünden düşen bin parça, tek yolcu bendim. önümüzde seyreden minibüs soğuk hava sebebiyle iyice tenhalaşmış duraklardaki tek tük yolcuyu kapıyor, bulunduğum minibüse hiç yolcu kalmıyordu. kaptan baktı olacak gibi değil, vaziyet üstünden kalkılacak gibi değil, benden tahsil ettiği 50 kuruşluk hasılatla 30 kilometre gitmenin dayanılmaz azabıyla zuladan 2 çay bardağı ve bi kırkbejlik çıkardı, muavine uzattı, doldur kayınço dedi ve ardından karışık bir arabesk kaseti taktı. allahım bu nasıl bi ses... içimde yaşama sevincine dair kalmış son kırıntıları 1500 wattlık elektrik süpürgesi gibi çeken bu ses kimindi? artık havayı -30'larda hissediyordum, ellerimden ayaklarımdan kan çekilmeye, yüzüm morarmaya başlamıştı. ölmeden cehenneme gitmiş ve asansörde -7'ye basmıştım sanki. derinlere batıyorr batıyordum... allahım günahım neydi. ölmek istiyordum. yolda gördüğüm kasap vitrininde çengelle asılmış koyun leşlerinin yanında hayal ettim kendimi bir an. ilerde ssk hastanesinin loş ışıklı tabelesini gördüm. artık kangren olmuş uzuvlarımı belki kurtarırım ümidiyle "müsait bir yerde" dedim. minibüsten inerken celladımın ismini sordum:

    "erol budan" dedi şoför.

    https://www.youtube.com/watch?v=x98rsanzmnc

    edit: uçan video linki güncellendi.