*

şükela:  tümü | bugün
  • erosu purasu gyakusatsu ya da ingilizce adları olan eros plus massacre veya eros + massacre filmi, yoshishige yoshida'nın en ilginç filmlerinden biri. 202 dakikalık süresi aslında uzun bir süre gibi gelse de, su gibi akıp geçiyor ve bu suyun bir kısmı akarken göğe yükseliyor buharlaşarak, zihninizdeki bir bulut olarak kalıyor; yağmur olup yağacağı zamanı bekliyor...

    iki ana öykü var farklı zaman dilimlerinden gelip kesişen. 1916'dan, 1920'lerden gelen bir öyküyle, 1960'ların öyküsü. "ne istedik de, ne elde ettik? " sorgulamasını izleyiciye bırakıyor. anarko-feminist söylemlerle dolu filmin içi, okuyabilenler için ve üstelik dışına da taşıyor yani filmin hacmi içsel hacminden daha fazla (!).

    meiji dönemi'nden* sonrası, 1. dünya savaşı öncesi ve sırası, sonrasındaysa, 2. dünya savaşı arasındaki dönemin, siyasal, endüstriyel, feminist, modernizasyon yanlısı ama çevreci duyarlığa da sahip, baskı altındaki anaerkil düzen kurbanlarının özgürleştirilmesi vb. kavramlar(ın)a sahip çıkan hatta bunları bizzat üreten bir hareketin okumaları.

    1911'de kurulan "seito" (bluestocking) diye bir kadın siyasal-feminist-magazin dergisinin kıvılcımından, 1960'ların sonlarına, 1970'lerin başına doğru açılan bir japon dünyası'nın aleme anlatılmaya çalışılma çabası! osmanlı'dan cumhuriyet'e uzanan zamanın türk-japon modernleşme ve feminist dalgalarının ne kadar örtüştüğünü de irdelemek gerek. bizdeki benzer bir dergi, bir oluşum olan "kadınlar dünyası" onlarınkinin yanında biraz geri gibi. tetikleyenler ve tetiklenenler derin derin didiklenmeli. bir önceki tümce kendime not oldu.

    siyah-beyaz oluşu, yönetmenin karısı* olan oyuncunun da filme dahil edilmesi, erotizmin dingin ve bazan sabırları zorlayan fetişistik kullanımı da dikkate değer. kınanılası ya da övülesi bir film olmaktan ziyade, bütüncül yapısını koruyabilen bir dışavurum, eskimiş bir japon yeni dalga ürünü; eskimişlik güzeldir. antikaları sevelim ve okşayalım!

    1960'ların sonlarındaki dönemdense, daha 1917'yi görmeden geçen kısımdaki kimi sosyalist söylemlerin filmde geçişi, japonya'nın pek bilinmeyen, japonlar tarafından da kanımca görülmek istenmeyen bir "şeylerine" doğru "ince ve alttan" gönderme*...

    çekilişinden yaklaşık yarım yüzyıl sonra da, siyah-beyaz olmaktansa grilerin sonsuzluğunda süzülmeyi tercih eden filmden kiraz çiçeklerinin uçucu rayihası burnumdan genzime akıverdi. bu gibi şeylere tahammülü olmayan izleyici uzak durmalı; benim kafadakiler içinse bir hazine *.*

    imdb: erosu purasu gyakusatsu (1969) / yoshishige yoshida