şükela:  tümü | bugün
  • herif, türkiye'nin imkanları en güçlü üniversitenin kürsüsünü işgal ediyor ama ülkeye ve dünyaya kattığı elle tutulur bir halt bulunamıyor internette. ekşi gibi zihniyetinin cirit attığı ortamda bile ideolojik ekürileri hakkında henüz paylaşım yapmamış. (aslında aratınca verdiği bir lisans fizik dersindeki düşük performansı hakkında bilgi var esasen) adına açılan ilk entrysi kur'an düşmanlığı ile oluşturulmuş. (ilk yazılan eleştiri entrisi de ben yazdıktan sonra silindi) işte bir fizikçinin bağnaz görünümünün yansıması bu olsa gerek.

    bilim üretmeyen, ideolojik bataklığını bilim diye satan bu insanlar yüzünden bu memleket 200 yıldır yükselişini bu kadar zorluklarla sağlamaya çalışıyor. bunlar ne zaman o kürsülerden defolup gider, işi gerçekten bilim olan insanlar oralara yerleşirse, türkiye o zaman gerçek anlamda kalkınır.

    alttaki sataşma entrysine edit: "elde edilen başarının çeyreği" gibi veri ve matematik ihtiva eden yorumları yapmaya kalkarken, karşılaştırma verisi olmadan cümle kurmak zaten bir yorumcunun sözlerinin ne denli ciddiye alınacağını, ne kadar yetersiz mantık ve matematik içerdiğini gözler önüne seriyor. e, bir de bunun üzerine adam "200 senedir bilim basarisindan bahsetmek yerine metrekare basina dusen cami sayisi ile okul ve hastane sayisini karsilastirmak" gibi cümle kuruyorsa ersan demiralpgillerden bir zihniyete sahip olduğunu, bu kafanın bilimin muhiti ile tam anlamıyla zıt kutuplarda meskun olacağını anlamamız zor olmuyor. zira bilim tarihini ersan demiralpgiller gibi ideolojik ve handikaplı yerlerden edinmemiş akıl sahibi bir kafa bilirdi ki, yeryüzündeki bilim insanlarının %95'inin islam coğrafyasında bulunduğu 9-13. yy.'lar arasında metrekareye düşen cami sayısı da müslüman sayısı da bilimadamı sayısı da, hastane sayısı da, üniversite, medrese, mektep sayısı da, müderris, prof, talebe sayısı da ortaçağ batısının gündüz ülkesi olarak bahsettiği islam coğrafyasında en üst düzeyde idi. bilimi 7-8 asır boyunca sırtlayan ve hint'ten, yunan'dan, çin'den düşen bilim meşalesini daha da yükselterek rönesansa teslim eden insanlar medrese ve cami arasında mekik dokuyan kalp ve akıl ehli zülcenaheyn (iki kanatlı) kişilerdi. bu insanlar gecelerini ibadet, gündüzlerini ilimle geçiren kişilerdi. muhammed aleyhisselatu vesselamdan ilk el aldıkları islam tedrisi ile yunan'dan, çin'den, hint'ten iktibas ettikleri bilimi mezcedip, üstün bir medeniyet inşa etmişlerdi.

    işte lakırtı etmeyi fikir beyan etmek zanneden alttaki arkadaş, senin ve ersan'ın idrak edemediğiniz sığ ideolojik hamakatınız bunu göremeyecek körlükte olduğu için böyle saçmalayabiliyorsunuz. zihniniz ideolojik zırvalarla sıvalı olduğu için (maneviyata kapalı olmanız yetmez gibi) bilime de kapalı ve kör hale geliyorsunuz. cami ehlinin tarihte ne denli bilim yaptığını, islam altın çağının alimleri bilim tarihinin altın sayfalarında yer alarak göstermiştir ama sizin kafanız (ukba-ahiret başarısını geçtim) dünyevi bir başarı bile elde edebilmekten mahrum ve malûldur. işbu sebeple, ersan'ın idrak edemediğini senin de edemiyor olman benim için pek de şaşırtıcı değildir.

    kafanızı belki dine karşı kin batağından çıkarmayı başarırsanız, dünyayı daha gerçek renkleri ve hakiki yüzleri ile görebilirsiniz.

    alttaki entri'ye cevap editi 2: ekşi sözlükte yorum yazarken akademik makale yazıyorcasına kastırma zarureti elbette yoktur ama bir bireyin tutarlı olabilmesi için, hayatındaki bazı temel prensiplerin; sosyal medya, akademi, kahvehane, maç tribünü, kafe, aile meclisi, ahbap meclisi, iş ortamı, okul, kantin, mahalle arası ya da ekmek arası demeksizin tüm hayatına yansıması elzemdir. buradaki yazıya kaynakça dipnotları girmek zorunda olmayabilirsiniz fakat ciddi bir iddiada bulunuyorsanız, bunun sorgulanması durumunda elbetteki iddianın kaynağını belirtmek zorundasınızdır. aksi halde o iddia trishka morishka, üfürükten bir iddia olarak ortada kalacaktır. tercih iddia sahibinindir.

    o sebeple bir iddiada bulunuyorsak o konuda çeyrek yada %25 için kaynak veriyi (hadi onu geçtim) aşağı yukarı belli bir karşılaştırma verisini ihtiva etmesi zaruridir. benim akademik makale sayım belki entry başlığındaki kişinin %87 ila %5300 arası fazlasıdır. belki de sanayide ilkokul sonrası çalışmaya başlayan bir birey olarak mukayese edilecek değil %25, her hangi bir makalem ya da çalışmam yoktur. belki ben aziz sancar'ımdır, bu ayağı yere basmayan cümleyi nobel ödüllü bir akademisyene söylüyorsundur; belki de dediğim gibi atatürk oto sanayii'nin 1 numerolu egsoz modifikasyoncusu hakan ustaya, halbuki hiç akademik makalesi olmadığı halde ersan demiralp'in makalelerinin %25i kadar akademik çalışma yaptığı iddiasında bulunuyorsundur. mübalağa ediyorsundur.

    işte bu sebeple yorumların ve yaklaşımların baştan sakat. ben senin dediğin gibi "sen beni kategorize etmek istiyorsun." da demiyorum. elimizdeki veriler nisbetinde bunu da yapabiliriz karşılıklı. ama sen beni elinde hiç bir veri olmayan konuda kategorize etmeye çalışıyorsun. bildiğin tüm veriler yazdıklarımdan ibaret olduğu halde bilemediğin konuda bir konumlandırma yapıyorsun. üstelik haksız kategorize etme konusunda benim senin cümlelerinden veri elde edebildiğim halde sen kendi hassasiyetinle tamamiyle çelişiyorsun.

    teknoloji dediğin paragrafa gelecek olursam, ben cami sayısı ile bilimsel kalite arasında kurduğun hatalı kolerasyon için islam'ın 1000 sene önceki parlak çağlarından veri sunuyorum. islamı aklamak gibi bir vazifem olmadığı gibi islamı veya güneşi sıvayarak hakikati görünmez kılan kafaya karşı da yaklaşımım ve bakışım nettir. islam dini doğduğu tarihsel dönem itibariyle yeryüzündeki etkileri ile üstün ve pozitif vasfını kendisi gözlere gösteriyor zaten.

    benim orada yaptığım asıl şeyi ise (diğer pek çok şeyi göremediğin gibi) görememişsin. kusuruma bakma ama bu kronik bir bakış problemi haline gelmiş görünüyor. dediğim şey şu: "cami sayısı, 2017, türkiye > bilimsel makale / yahut ar-ge yatırımı" gibi bir karşılaştırmadan sonuç çıkarıyorsan bu denklemin tarihteki farklı varyasyonlarından da veri alıp sonucu buna göre çıkarmalısın. ve bunun sonucunda elinde sana bir bilgi sunacak her hangi bir veri olmayacağını anlayabileceksin. ama dediğim gibi sen: birini bildiğin - diğeri hakkında ise de hiç bir bilgi sahibi olmadığın iki birey arasında akademik seviye %'liği çıkarabildiğin için cami sayısı ile bilimsel seviye arasında da sonuç çıkarabiliyorsun. kimbilir bence sen benim günlük osurma sayımla akademik seviyem arasında da bir bağıntı ortaya sunabilirsin. üstelik bunu akademisyenlerin osurma sıklığı, diğer insanların osurma sıklığı gibi hiç bir veriye sahip olmadan başarabilirsin. çünkü son cevabında çok doğru tesbit ettiğin gibi: "fanatik bir sekilde tuttugun tarafi savunursan, kendini baska dusunceleri algilamaktan alikoymus olursun." prensibi gereği angaje olduğun bir hedefe öyle güdümlü haldesin ki, (yazım üslubundan samimi olarak gördüğüm kadarıyla gayet iyi niyetli bir birey gibi görünüyor olsan bile) o doğru zannettiğin hüküm cümlesini savunacak kadar gözü kara davranıyorsun.

    ama her şeye rağmen o yukarıda alıntıladığım cümlende mutabığız ve %100 seninle hemfikirim. kanaatimce kişilik olarak da pervasız ve saygısız bir kişi değilsin. o cümlen üzerine kendin hakkında bir modifikasyon yapabilirsen eleştirdiğim diğer konularda da mutabık kalacağımız düzelmeler gösterebilirsin.

    belki sonrasında ersan hoca'yı da bu hatalı bakış açısından uzalaşmaya ikna eder duble fayda sağlarsın.
  • kendisi basarili bir akademisyendir. cal tech de burslu egitim gorerek turkiyeye donup ulkesine hizmet ederek bogazici universitesinde ders vermis birisi icin yukarida yazilan yazi cok ama cok acimasiz olmus. kendisinin elde ettigi basarinin ceyregine denk gelemeyen bir insanin kendisine "herif" diye hitap etmesi zaten yukaridaki yazarin entellektuel kapasitesini de yansitiyor. 200 senedir bilim basarisindan bahsetmek yerine metrekare basina dusen cami sayisi ile okul ve hastane sayisini karsilastirmak size kalkinmayi engelleyen asil sebebi verecektir. bu ulkede fizik gibi onemsenmeyen bir dalda yurt disinda yasamak yerine kendi ulkesinin genclerine egitim vermek fedakarliginda bulunan bir insani suclamak kadar acimasiz ve dusuncesiz bir davranis olamaz, gidin propagandanizi baska yerde yapin.

    yukariya tekrar cevap:

    oncelikle, eksi sozluk'te entry girerken peer reviewed journal publishing'i yapiyormus gibi apa kurallarina uyarak "matematiksel" olarak veriler vermem gerektigini unutmusum. bu sebepten dolayi uzgun oldugumu belirtmek isterim. uzun suredir de yurt disinda yasadigim icin turkcemdeki eksikliklerden dolayi da ozur dilerim.simdi, olaya aciklik getirmek gerekirse, "ceyrek" kelimesini kullanirken yukaridaki yazarin yazilan her seyi "literary" bir sekilde anlayacak linear bir hayat yasayabilicek oldugunu hesaba katmamisim ne yazik ki. sana sesleniyorum, ceyrekten kastim, akademik basarisi olmayan ve bilimsel arastirma gecmisi olmayan senin gibi insanlarin bu platformda gelip bir bilim akiminin bulucusu gibi kendisinden acik bir sekilde ustun olan (bilim konusunda) insanlari acimasizca elestirmeleri.

    onumuzdeki adima gelirsek, galiba "teknoloji" isimli bir kavramin farkinda degilsin, islam dunyasinin basarili oldugu 1000 yil oncesini bana ornek gostererek kendini komik duruma dusuruyorsun. evet tarihinle gurur duyuyor olabilirsin, ama 1000 sene once gerceklismis olaylari dunmus gibi anlatmak, kendini kandirmaktir. benim sig bir ideolojim yok, ayni zamanda insanlar hakkinda hicbir bilgi sahibi olmadan, onlari maneviyat sahibi olmamakla suclamak senin dinine aykiri. ben islam dunyasinda gerceklestirilmis basarilari da saygiyla karsilayan ve musluman insanlarin bulgulari konusunda pozitif bir sekilde etkilenen bir bireyim.

    9-13 yy. arasinda elde edilmis basarinin milyonlarca kati (gercekten milyon demek istemiyorum, umarim anlayabilirsin) 2017 yilina kadar baska medeniyetler tarafindan coktan elde edildi. internet, bilgisayar gibi kendini burada ifade etmeni saglayan kavramlar kesfedildi. bu medeniyetler acaba bashettigim teknolojik gelismelere ulasmak icin neler yapiyor, nasil egitim reformlari uyguluyor bunlari arastirip bakman lazim. 1000 sene once bugunun bilim metadolojisinde kabul edilen post-postmodernsim gibi dusunus bicimleri yoktu.

    o gunun muslumanlari bugunun muslumanlari degil. zamaninda islam dini empati ve hosgoru uzerinden yurutulurdu. insanlar birbirini algilamaya calisirlardi. alcakgonulluluk diye bir kavram vardi. insanlarin birbirine dusmanlik gostermedigi topraklarda bilimsel gelisme gormekten daha normal ne olabilir?

    ben dine inanmaya karsi biri degilim, fakat her koseye cami dikmek, bir medeniyeti ileri goturme potansiyeli tasiyan bir sey degildir. insanlar dini vazifelerini gerceklestirmek icin, sence, gercekten bu kadar camiye ihtiyac duyuyorlar mi? sence turkiye'de insaattan baska yatirim geliri olmamasi bir tesaduf mu? ulkece teknolojik uretim kapasitemizin yerlerde olmasinin sence ulkedeki bilim seviyesi ile bir alakasi olabilir mi?

    benim senin gibi insanlar konusunda anlamadigim tek sey, sahip oldugunuz din veya herhangi bir manevi dusunceyi icinizde yasayarak huzur bulmaktansa cevrenizdeki insanlara saldirmaniz. sizin gibi olmayanlara ekstrem derecelerde karsisiniz. bir suru musluman arkadasim var, dinini huzur icerisinde yasayip cevresindekilere "negatif" veya "agresif" dusunceler yaymayan. ama sen, iste sen bunun tam olarak zit pozisyonunda yer aliyorsun.

    sen beni kategorize etmek istiyorsun. kapasitenin yetersizligi yuzunden beni gruplastirmak istiyosun, deniz kenarinda oturup cayimi yudumlarken, bir anda senin tarafindan insanlik karsiti bir ideolojinin en buyuk savunucularindan biri ilan edildim. benim senin ile hicbir problemim yok.

    ideolojik tartisma veya fikrini belirtmek, fenerbahce galatasaray macina benzemez, fanatik bir sekilde tuttugun tarafi savunursan, kendini baska dusunceleri algilamaktan alikoymus olursun.