şükela:  tümü | bugün
  • tanjevic'in talihsiz hastalığı sonucu ligin son haftalarından beri fenerbahçe ülker'in 1 numaralı adamı. an itibariyle 1-1 devam eden final serisinde şampiyonluk kazanılırsa basketbolun cevat güler'i olur.
  • sempatik bir adam. "enkaz" devraldı ama takımı* şampiyonluğa 1 maç uzaklıkta. bakalım başarabilecek mi?
  • şampiyonluğu kazanırsa fenerbahçe camiasının basketboldaki turhan sofuoğlu'su, derbilerin efendisi olur. 17 sayı geriye düşen takımı geri getirebilmek kolay değil. ama 10 sayı gerideki takımı 2. yarıda rasim başak'la başlatıp 17 sayı geriye düşürmesini de unutmamak lazım.

    bu yaptığı son topta oyuna zeki gülay'ı alıp birebir oynatmak veya bitime 30 saniye kalmışken takımı ataşlesin diye zaza enden'i sokmak gibi bir şey. rasim'i de, zeki'yi de, zaza'yı da severiz o ayrı. ertuğrul hocayı da severiz iyi gazlıyor takımı. saygılar hocam...
  • maç sonunda, "ben sadece başarıdaki ufak bir parçayım, takımı sayın tanjevic kurdu, sistem onun sistemi, çok emeği var, oyuncular her denileni yaptılar, çok iyi mücadele ettiler" babında laflar ederek daha büyük saygı uyandırmıştır.
  • karizma desen karizmasi var, takim uzerinde belli bir etkisi olan, omer onan gibi tecrubeli oyuncularin bile sonsuz saygisini sunup, sampiyonlukta en buyuk kredilerden birini verdigi, tanjevic'ten aldigi enkazi, taraftarsiz takimi avrupanin en iyi takimlarindan biri karsisinda sampiyon yapan bir coach o. haksizlik yapildigini dusunuyorum.
  • tbf ile gerçekleştirdiği söyleşi için

    link uçar yazı kalır diyerek aynen kopyalıyorum elbette.

    16 yıllık antrenörlük kariyerinde son 3 ayda bogdan tanjevic’in rahatsızlığı nedeniyle başantrenörlük üstlendiği fenerbahçe ülker’de şampiyonluk sevincini yaşadı ertuğrul erdoğan. 42 yaşındaki teknik adam bugüne kadar hep yardımcı antrenörlük pozisyonu nedeniyle işin mutfak kısmında kalmıştı. son şampiyonlukla ön plana çıktı.

    erdoğan bugünkütürk telekom’un ptt olarak anıldığı dönemde 8 yıl hem a takım hem de alt yapılarda görev üstlendi. sonra galatasaray’a gelip 2 sene sarı kırmızılı kulüpte görev yaptı. türkiye basketbol federasyonu başkanı turgay demirel’in de katkılarıyla iowa state üniversitesi’nde yardımcı koç olarak 1 sene görev yaptı. askerlik, oyak renault’taki yarım sezonun ardından fenerbahçe’ye geldi ve 10 yıldır da sarı lacivertli kulüpte.

    ertuğrul erdoğan nasıl birisidir?
    insanın kendini anlatması zor. mütevazi yaşamayı seven, çalışmaktan zevk alan, sevdiği işi yaptığı için de bu ülkede şanslı insanlardan bir tanesi olarak görürüm kendimi. bana hem basketbol adına hem de yaşam adına katkıda bulunun kıymetli insanlarla çalıştığım, yaşadığım, arkadaşlık ettiğim için de kendimi şanslı görürüm.
    toleransı yüksek bir insanımdır. mümkün olduğunca insanlarla aynı paydaya kendimi çekip anlaşmaya gayret ederim.her ne kadar yardımcı antrenör rolünde olsam da antrenman içinde oyuncunun bir ciddiyet sizliğini veya konsantrasyon eksikliğini görüyorsam önce uyarıp devamında farklı bir uyarıya gidebiliyorum. biraz böyle bir yönüm var, böyle bir kredim de var. çalıştığım antrenörler bana bu krediyi verdiler. hem yaşım hem yardımcı antrenörlüğüm nedeniyle.işini çok ciddiye alan bir insanım. işin benim kadar ciddiye alınmadığı noktada toleransımı sıfıra indirebiliyorum.

    sevdiklerimin sağliğini kaybetmesi ve başaramadi denmesinden çok korkarim
    korkularınız var mı, nelerin endişesini yaşarsınız?
    olmaz mı her insanın vardır. en büyük korkum sevdiklerimin sağlığını kaybetmesi bir kere bu kesin. eşimden ve çocuklarımdan ailemden uzakta olmaktan çok korkarım. başaramadı, denmesinden korkarım. başarısız olmaktan değil. herkes başarısız olabilir zaman zaman ama elinden geleni yaparsın ama sonunda insanların onu görmeyip de beceremedi, o kalibrede değil denmesinden korkarım. çocuklarımın benimle gurur duymasını çok isterim. olmazsa çok korkarım.

    batıl bir inanış veya uğurunuz var mı?
    batıl inancı olan biri değilimdir.

    maça hasıl hazırlanır, nasıl çıkarsınız, neler yaparsınız?
    iki ayrı durum söz konusu. son 3 aydır yaşadığım periyotta kısa baş antrenörlük ve geçmişte yaşadığım 16 yılını geride bıraktığım yardımcı antrenörlük. yardımcı antrenörlükte yine çok konsantre oluyorsunuz, ama baş antrenör gibi çok yoğun bir konsantrasyon periyotu geçirmiyorsunuz. genelde son dönemde biraz uykuma dikkat ediyorum. yardımcı antrenörken biraz daha videonun başında vakit geçiriyorsunuz, koça servis yapmanız gereken bilgiler var. bu biraz gece yarısını geçen bir durum oluyor bazen. baş antrenör olunca uykuya dikkat etmeniz sporcu gibi yaşamanız, beslenmeye dikkat etmeniz lazım. bir de konsantrasyonu yüksek tutmak için takımdan sonra hiç olmazsa odada bir 10 dakika yalnız kalmaya ve kafamdaki toplamaya özen gösteriyorum.

    takim bana kaldiğinda ilk iki gün çok korktum
    takımın başantrenörlüğünü üstlenmeniz gündeme gelince nasıl bir atmosfere girdiniz, neler değişti?
    önce ilk gün biraz korktum. çünkü kolay bir durum değil. niye kolay değil, beklenmedik bir anda, hem fenerbahçe, hem ülker gibi kuvvetli iki markanın bir arada bulunduğu bir takım var elinizde. hem bogdan tanjevic gibi 39 yılını bu işe vermiş çok kariyerli bir antrenörün koltuğuna kısa süreli de olsa oturuyorsunuz, ama hedefte bir değişiklik yok. çünkü ikinciliğin başarılı sayılmadığı bir kulüpte çalışıyorsunuz. taraftardan müthiş bir istek var şampiyonlukla ilgili, özellikle de bu sene. kulübün yapısından dolayı basında müthiş bir projeksiyon altındasınız. dolayısıyla bütün bunları alt alta koyduğunuzda hakikaten büyük bir baskı oluyordu. özellikle 1-2 gün bunun korkusunu yaşadım.

    oyuncular çok kariyerli, hepsinin egosu yüksek. üstesinden nasıl geleceksiniz, nasıl yöneteceksiniz. ama 3. günden itibaren hepsi geride kaldı, özellikle oyuncuların antrenmanda bana verdiği reaksiyon beni çok rahatlattı. bir takımda önemli bir yokluk olduğu zaman -baş antrenör veya oyuncu- takımın geride kalan unsunları titreyip daha bir kenetleniyor. sanıyorum o noktada ben dezavantajı, avantaja çevirdim kendi adıma.

    tanjevic’in rahatsızlığını öğrenince neler hissettiniz?
    sayın bogdan tanjevic her şeyden önce benim için asistanlığını yaptığım bir antrenör değil sadece. ben buna benzer özel ilişkiyi, dostluğu sayın aydın örs ile de yaşamıştım. aydın abi benim için hayatta bir abi. abi kavramı bizim için çok önemlidir. ben kolay kolay herkese abi demem. o bir saygınlık ifadesidir benim için. aydın abiden sonra ben tanjevic ile de sadece çalışma adına değil, çok özel bir ilişki yaşadım, dostluk anlamında. o yüzden sevdiği bir dostuna böyle bir şey olduğu zaman üzülüyor insan. hakikaten hassas bir durum insanın sağlığı. arkasından en büyük endişe de, böyle büyük kariyerli bir antrenörün asistanı olduğunuzda onun boşluğunu bir nebze olsun nasıl kapatacaksınız o çok büyük bir baskı aslında.

    eşiniz ve çocuklarınız maçlarınıza gelir mi?
    eşimin son geldiği maç ,100. yıl şampiyonluğunun son maçıydı. efes pilsen’di yine rakip ve 4. maça gelmişti büyük oğlumla beraber. 4-0 bitmişti o seri. 5 yıldan beri gelmiyordu. bu sezon son maçımıza geldi, ben geleceğini bilmiyordum. maça hissettim diyerek geldi. evde de bizim maçlarımızı seyredemez, kaldı ki başantrenör olduktan sonra heyecan ve stresten hiç seyredemedi. bizim evde pek spor kanalları seyredilmez.

    evinizde nasılsınız, işinizin stresi eve yansıyor mu?.
    maçı kazansak da kaybetsek de eşim ve çocuklarımla vakit geçirmeye çalışıyorum. 2 yaşındaki çocuğum stres topu gibi; her şeyi unutturuyor çünkü bütün enerjinizi alıyor. evde sakin bir kişiliğim vardır. çocuklarla vakit geçirmeyi çok severim. zaten boş vakitlerimin büyük bölümünü çok özel bir şey yoksa, ailem ve sevdiklerimle geçirmeyi tercih ederim.

    play-off final serisi’nde de aynı şekilde mi oldu?
    çok aileyle bir arada olamadık, hep oteldeydik. sadece 2 maçlık serilerde 3 gün ara verildi, bir tek o aralarda kamptan çıktık. ama tabii insan sevdiklerinin desteğini her zaman yanında hissediyor.

    solomon krediyi iyi kullanamadi
    sezon boyunca zaman zaman takımda küskünlükler olduğu gündeme getirildi, ayrılıklar var denildi. neler yaşandı?
    herkes bana çok fazla mütevazi olma diyor, ben aslında mütevazi değil gerçekci insanım. dürüstçe olanı söylüyorum. küskünlük diyorlar, neye göre küskünlük. bugün antrenör oynatmadı diye, antrenörüne reaksiyon vermeyen, küsmeyen oyuncu yoktur efes pilsen de de fenerbahçe ülker’de, barcelona da.. oyuncuların hepsi kendilerini düşünerek oynamak isterler. takımı da düşünürler ama önce kendilerini düşünürler, bu insanın doğasında var. kimseyi suçlama adına söylemiyorum bunu. antrenör de 12 oyuncuyu nasıl etkili kullanacak, onun yanında idarecileri, basını, asistanları nasıl idare edecek onu düşünür. bunu yaparken de kimsenin duygularına göre hareket etmez. bizde bir küskünlük değil, ama her takımda yaşanan, beklediği süreyi alamayınca gösterilen reaksiyonlar vardı. iş fenerbahçe ülker’e gelince insanların mercek altına aldığı takım oluyorsunuz, bazen olmamış şeyler de yansıyabiliyor. solomon hem bizlerde hem taraftar da hem yönetimde çok fazla kredisi olan, ama bana göre bu krediyi çok iyi kullanamayan oyuncuydu. takımın bütünlüğü anlamında kaybolmuş bir bütünlük yoktu. 2.5 yıldır tanjveviç’in asistanlığını yapıyorum ve onun burada ortaya koyduğu bir sistem var. basın da bana sordu başarının mimarı sizsiniz. bu ucuz kahramanlık gelir. bu başarıyı oluşturan faktörler 1 veya 2 kişi değildir. medya belki birilerini ön plana çıkarıyor, ama burada herkesin emeği var. son dönemde ben takımın yönetmen kısmı olarak ön planda olup karar aşamasında ön planda oldum ama ben bunları vurgulamak için söyledim, herkes biraz farklı algıladı galiba. takımda bir bütünlük vardı. ben demek yanlış olur, biz oyuncular ve ekip olarak birlikte yaptık.

    sezon boyunca yaşadığınız en büyük sıkıntı neydi?
    aslında bizim son 2 yıldır yaşadığımız en büyük sıkıntı, sakatlıklar hastalıklar bir de oyuncu kayıpları diye görüyorum. bir kadronun başarıya ulaşması için sezon başından sonuna kadar sağlıkla oyuncu kaybetmeden, rollerin değişmeden sistemin kaybedilen oyuncuya göre ufak değişikliklere uğramadan gelindiği sezonlar diye düşünüyorum. siz oyuncu kaybetmeye başlayınca sistem içinde bir arayışa girişiyorsunuz. takımın kimyası, o oyuncuların rolleri değişiyor. o yüzden fenerbahçe ülker inişli çıkışlı grafik çizdi bu sezon. tutturamazsanız başka arayışlara giriyorsunuz çünkü. çok kritik bir dönemi solomon’un ayrılışı ve yeni bir oyun kurucu arayışıyla geçirdik. orada görev alan arkadaşlar belki ellerinden gelenin en iyisini yaptılar ama sonuçta takımın en önemli pozisyonu oyun kurucu pozisyonu sahadaki koç diyebiliriz. bütün bunları göz önüne aldığınız zaman bizim en zorluk çektiğimiz şey sağlık problemleriydi bu sene.

    dördüncü maçi unutamayacağim
    unutamadığınız maç?
    örneğin aydın abi ile 100. yıl yaşadığımız finalin birinci maçı. onu hiç unutamam. çünkü müthiş bir performansla oynayıp 30 sayı farka gitmişti maç. benim hiç beklemediğim bir şeydi. takımın o zaman analizlerini ben yapıyordum. bu analizi yaparken efes pilsen’in böyle fark yiyeceğini söyleseler gülerdim. o maç hafızamda müthiş yer etmiştir.
    tanjevic’in olduğu partizan deplasmanındaki euroleagufe maçıydı bir tanesi, ilk 8’e kaldığımız karşılaşma. o atmosferde oradan galip gelmek zordu. müthiş bir basketbol oynamıştık. kendi çalıştırdığım dönemde de final serisinin 17 sayı geriden gelip kazandığımız 4. maç. o maçı unutamayacağım herhalde.

    geçen yılki final serisiyle bu sezonki arasındaki benzerlik ve farklılar neler?
    geçen sene 3. maçta son 8 dakika 15 sayı öndeyken maçı verdik ve psikolojik üstünlüğü efes pilsen’e. belki maçı kazansak 4-0 bitecek bir seriydi. bu sene de tam tersi bir durum gerçekleşti. bence bu bir benzerlikti. farklılığa gelince… biz geçen seneye göre bu sene daha dirençli daha sert ve daha birlikteliği yüksek bir takım olgusu içinde oynadık.geçen seneki en büyük fark psikolojik farklılıktı.

    final serisinde üst düzey basketbol oynandi
    final serisi'ndeki basketbol kalitesi hakkında neler söyleyeceksiniz?
    bazı yorumcular basketbol kalitesi düşük, savunma sertliği yüksekti diyor. ben dün lakers-boston maçına baktım. kaşlar patlıyor, çok sert fauller yapılıyor savunmalar yapılıyor, final artık geri dönüşü olmayan bir durum. o sertlik basketbolun içinde var. günümüz basketbolu fiziğe dayalı bir basketbol sadece tekniğe dayalı değil. ben bu seneki basketbol kalitesinin düşük olduğuna katılmıyorum, izleyenlerin keyif aldığı bir seri olarak düşünüyorum. heyecanı içinde barındıran maçlar oldu. kalitesiz maç oynansa bu skorları elde etmek mümkün olmaz. üst düzey bir basketbol oynandı.

    yıldız oyuncu mu, görev adamı mı?
    her oyuncu kendini yıldız olarak görür. taraftarlar oyuncuları belli bir yere koyar ve yıldız diye görür.ben olaya takım diye bakıyorum hep. yoksa tek tek baktığınızda hem efes pilsen hem fenerbahçe ülker’de yıldız diyebileceğiniz çok oyuncular var. ben birini yıldız diye öne çıkarmayı doğru bulmam. takım olgusu önemli. yıldız dediğiniz oyuncuları yada general dediğiniz oyuncuları siz asker yapabiliyorsanız takım için, eğer yıldızlar kendini takım için için belli noktalarda egolarını feda edip de genç bir oyuncu gibi mücadele edebiliyorsa -ki bence bizim takım bunun örneğini verdi final serisinde- bana göre yıldız o. yıldız olduğunu kendisinin belirtmeye çalışmadığı, ama sahada yıldız gibi parlayan oyuncu. bizim takımda bu tip oyuncular var tabii ki, ama takım olgusu o yıldızları daha da yukarıya çeken unsur diye düşünüyorum. bunu yapabilen takım arkadaşıyla parlayan oyuncu bana göre daha değerli.

    birlikte hareket ederek başardik
    şampiyonluk neyin eseri?
    sanıyorum birlikteliğin eseri. geminin kaptanının sağlık sorunlarıyla karaya çıktığı bir durumda, denizin ortasında, ekibin bir araya gelmesi birlikteliği sağlaması ve gemiyi sağlıklı bir şekilde limana yanaştırması, insanların birlikte hareket etmeden yapabileceği bir şey değil. her yöne, farklı yönlere giden farklı fikirlerin havada uçuşturduğu gemide büyük ihtimalle isyan çıkardı zaten. bu başta oyuncuların, yönetimin teknik idari kadronun kondisyon ekibinin sağlık ekibinin malzeme ekibinin bir arada beraber hareket edebilmesinin ürünü. bir hedefe kilitlendik ve en önemlisi de zaman zaman sıkıntıya düştüğümüz anlarda bile hiç aklımıza bu maçı kaybedeceğiz, şampiyonluğu kaybedeceğiz diye gelmedi. bu da klişe olacak ama birliktelikle beraber inancın da ortada bulunması önemliydi.

    tanjeviç basketbolsuz yapamayan bir insan
    tanjevic’i nasıl tanımlarsınız?
    son 3 yılımı beraber geçirdim. bir 7 yılda nihat iziç ile çalıştım. iziç tanjeviç’in asistan koçu, ama geçmişte oyunculuğunu yapmış uzun yıllar antrenörlüğü altında görev yapmış bir oyuncu. ondan da çok tanjeviç duymuştum, dinlemiştim. tanjeviç iyi bir dost, çok mütevazi ve hassas bir insan ama saha içinde çok sert, işine çok bağlı ve işine çok saygı ile yaklaşan bir insan basketbolsuz yapamayan bir insan. burada hastalığında bile gelip antrenmanı seyreden maçlarda arkamızda bulunan bir insan. ama benim için bu şampiyonluğun ötesinde hayatımda kazandım önemli dostlardan bir tanesi.

    madalya töreninde tanjevic’in sizi öne geçirme teklifi ve sizin ona aynı şekilde yanıtınız. neler söyleyeceksiniz?
    doğal bir olay. insanlar bunu yazıp çizdiler. bu yaşadığımız bana garip gelmiyor. tanjeviç büyük bir antrenörlük gösterdi ve ağabeylik gösterdi. beni ön sıraya koymak istedi, ama işin doğrusu, kariyeri, yaşı benim önümde olmayı gerektirirdi. ben sadece son 3 aydır bu takıma liderlik yaptım, ama işin hakkaniyeti bu değildir. 3 senedir tanjeviç’in kurduğu sitem uygulanıyor. yaşım itibariyle de pozisyonum itibariyle de ben başka takıma da başantrenör olsam, tanjeviç gibi isimler her zaman bizden öndedir. ekip olmak çok önemli. sadece içimden geldiği gibi davrandım.

    gönlümdeki kontrat yirtilmayacak
    fenerbahçe ülker’de yeni sezonla ilgili planlar neler?
    yönetimin tasarrufu söz konusu. büyük hedefler koyuyorlar önümüzdeki yılla ilgili. sorumluluktan kaçmış bir insan değilim. baş antrenör olayım diye çok hırsla yatıp kalkan bir insan da değilim. geçmişte bana bu tip teklifler de geldi. ben fenerbahçe ülker’de bulunduğum pozisyondan memnun olduğumu söyledim. baş antrenörlük her antrenörün hayalidir, ama doğru takımda, doğru yerde doğru organizasyonda olmak bence çok önemli. benim fenerbahçe ülker ile sözleşmem yok. her sene bir sözleşme yaparız ama bu federasyonun istediği sözleşmedir. biz sözleşmeyi gönlümüzde yaptık. derlerse ki teşekkür ederiz, bir çantam var, alır çıkar giderim. ama buraya olan bağlılığım bitmez. fenerbahçe’de bayan takımında da yardımcı antrenörlük yaptım. o zaman da şampiyonluk elde ettim.benim fenerbahçe’de 4. şampiyonluğum bu. alt yapı sorumluluğnu yaptım, erkeklerde kızlarda yıldız takımlarını çalıştırdım. 10 yıldır her kategorisinde görev yaptım. buradan gitsem de kalsam da benim gönlümdeki kontrat yırtılmayacak.

    dünya şampiyonasi’nda ses getirecek bir ekibe sahibiz
    ev sahipliği yapacağımız 2010 dünya basketbol şampiyonası türkiye’yi ve basketbolumuzu nasıl etkiler?
    bizim için, basketbolumuz için çok önemli. yurt dışındaki saygınlığımız açısından çok önemli. nasıl bir avrupa şampiyonası düzenledik burada, o rüzgarla kulüp takımları da etkilendi, bu aslında grift bir şekilde birbirine bağlı. kulüp takımlarının başarısı, milli takımların başarısı. aşağı yukarı oyuncular aynı oyuncular ve bir de tabii dünya basketbol cami asında, onların gözünde kendinizi bir yere koyacaksınız. orada alınacak başarı, derece demiyorum, çünkü her şey derece değil. başarı diyorum çünkü ses getirecek bir ekibe sahip olduğuna inanıyorum ben türk ekibinin. zaman zaman kısa dönem de olsa görev de alıyorum milli taımda. orada da müthiş bir aile havası, müthiş bir birliktelik var. taa turgay demirel’den başlayan bir birliktelik bu.
    dünya şampiyonası türk basketbolunun geleceği açısından önemli bir kilometre taşı. hem organizasyonu düzenleme adına, hem de ileriye dönük yeni isimleri de göreceğiz bu milli takımın içinde. ben çok önemsiyorum şampiyonayı. ümit ediyorum bir bütünlük sağlarız. medya burada çok önemli. onun pozitif tavrı oyuncular üzerinde çok etkili oluyor. medyanın da yapacağı katkı en az teknik ekip idareciler ve oyuncular kadar önemli.
  • annesini kaybetmiş bir evlat şimdi. yaşamaktan en çok korktuğum şeyi yaşamış, allah sabırlar versin.

    başın sağolsun coach.
  • yaklaşık 10 gün evvel annesinin rahatsızlandığı söylenmişti. bugün annesinin vefat haberini aldık.
    allah annesine rahmet eylesin.
    başın sağolsun ertuğrul erdoğan.
  • turgay demirel'in oktay mahmuti, erman kunter gibi üst düzey isimlerle kişisel problemleri nedeniyle anlaşamadığı için orhun ene'nin olası bir istifası sonrası milli takım'ın başında görmek istediğim coach.

    geriye kalanlardan hem karakteri, hem de bilgisiyle bu görevi layıkıyla yapabilecek ilk isimlerden biri. umarım bu sefer fenerbahçe ülker'den izin çıkar. avrupa şampiyonası'nda orhun ene'nin yardımcılığını yapmasına fb ülker izin vermemişti.