şükela:  tümü | bugün
249 entry daha
  • bülent arınç'ın '' paketleyeceğiz biz onu '' mealli açıklamasından sonra eline bir a4 kağıt alıp istifa etmezse mahallenin nesi olur bilemeyeceğim.

    yerinde olmak isteyen var mı onu da bilemeyeceğim.

    karizmasını kurtaracak tek eylem var; o da istifa dilekçesini fırlatıp çıkmak.

    durumu şu an vahim.

    birilerinin peşini toparlarken kendi önünü de düşüneceksin ertuğrul günay.
  • başbakan'ın mizacını kavrayamamış insan.
  • acıyorum artık bu adama. ortalama bir akp'liye duyduğum nefretten fazlasını duymuyordum bu adama ama artık vazgeçtim, acıyorum.

    akp kabinesinin "sol" simasıydı ve akp için hiçbir zaman vitrinlik olmaktan çıkamamış, kültür bakanlığı gibi etkisiz bir koltuğa oturtulmuştu. o bu koltuktaki heyecanıyla akp'ye "sol"dan takviye yapmaya çalışıyordu ve bir bakan olduğu halde "yetmez ama evet"çilerle aynı kaderi paylaştı. anayasa referandumu'ndan sonra, akp'nin "sol"a daha fazla ses tanıyacağını sananlardan, sürecin kanaat önderi olabileceklerini sananlardan pek bir farkı kalmadı: kullanıldı ve bir kenara itildi.

    akp'nin "farklı seslere" hiç ihtiyacı yok ve artık "ben devletim" diyen bir parti, için "vitrin"e de gerek yok. güç onlarda, güç onlardaysa mazluma yatmaya da ihtiyaçları yok. "sol"dan transferlere de... hele başbakan erdoğan artık tam bir padişah halet-i ruhiyesinde. en ufak eleştirilere bile tahammülü kalmadı. dün onu yağlayıp, pazarlayan göklere çıkaranlara en ufak mırın kırın ettiklerinde feci basıyor ayarı.

    örneğin taraf' da benzer bir akıbete sahip. bir günde işaret verildi ve tirajları dibe vurdu. tsk'ya ve yargıya karşı bayrak olup akp'lilerin ve bilimum cemaatçinin elinde dolaşan, bayraklaştırılan gazete bir günde sus pus oldu. şimdi ahmet altan arada "eleştirel" tavrıyla bir nevi geçmişini aklamaya çalışıyor. çırpınıyor, didiniyor ama olmuyor. en fazla taraf'ın bir misyon gazetesi olmadığını düşünenler arada akp faşizanlığına karşı duranlara sallıyor o yazıları.

    günay'ın hikayesi daha da trajik, başbakan erdoğan resmen ve doğrudan günay'ı hedef aldı ve tabiri caizse ezdi geçti. günay'ın artık değil o koltukta oturacak, insan içine çıkacak mecali kalmadı. şimdi suriye dönüşü fotoğraflarına bakıyorum, açıklamalarını okuyorum. efendim kendileri kamuoyu önünde tartışmayacakmış, başbakan ile şahsen görüşecekmiş... utanıyorum, küçükken de utanırdım kendini rezil edenleri televizyonda izleyemezdim. kim olurlarsa olsunlar onlar adına utanırdım. günay adına da utandım. başbakan'ın "ikna edilebilecek" bir "hata" yaptığını düşünüyor hala, belki öyle düşünmüyor veya inanmak istiyor.

    sosyal demokratlardan çıkıp, sosyal demokratlara karşı müfrezenin lideri olmuştu günay. şimdi yer ile yeksan oldu. koca "ucube" düşe düşe onun üstüne düştü. şu heykelin altında bir o kaldı.

    ve herşeyden önemlisi, o heykeli üstüne bizzat mücahiti olduğu başbakan'ı itti.
  • eskilerin bir lafı vardır: kıyakçılığın sonu ayakçılıktır, derler...

    ertuğrul günay, akp'nin ortaya saçtığı pisliğini temizleyeyim derken, pisliği yüzüne gözüne bulaştırmış, pisleyenlerin "ne var biz pis seviyorduk" tavrıyla ne pisleyenlere ne de izleyenlere yaranmıştır.

    aslolan bu aslında: yaranmak için omurganı sağa - sola eğdikçe, dengeni kaybeder düşersin.

    ertuğrul günay da ne akp'li olabilmiş, ne solcu (!) kalabilmiştir.
    düşmesi gayet normal.
  • allah kimseyi onun düştüğü duruma düşürmesin. acınası bir halde.

    akp'nin söylemlerini yumuşatma görevi üstleniyordu eskiden. ama artık adamlar niyetlerini gizlemiyorlar. tayyip sultan ucube lafını heykele dedim dedi, adamı haksız çıkardı. bununla ilgili güzel bir yorum için buraya bir göz atın:

    http://www.odatv.com/…kendini-gizlemiyor-1301111200
  • "kültür"ün turizm bağlamında ekonomik bir girdi olarak ele alındığı bir ülkenin olağan bakanı.
  • mehmet sevigen şöyle demiştir;' siyasette sağcılar ve solcular var yağcıların işi çok zor'. ayrıca dışlandığı apaçık ortada olan bakan.
732 entry daha