şükela:  tümü | bugün
  • mektepli gazeteci, yazar. 80 sonrasının 8 yılını cezaevlerinde geçirdi. son tahliyesi sonrasında cumhuriyet ve radikal gazetelerinde çalıştı.

    (bkz: 78 kuşağı)
    (bkz: asılmayıp beslenenler)
  • ab karşıtı yurtsever gazeteciler inisiyatifi olan gazeteci, yazar.
  • radikal gazetesinde türkiye muhalefetini arıyor adlı yazı dizisini yürüten şahıs
  • devrimci sol kadrolarından olan ertuğrul mavioğlu 1986 yılında söz konusu siyaseti toparlayabilmek için aylık yeni çözüm dergisini çıkarmıştır.
  • ilk kitabı asılmayıp beslenenler ile 12 eylülden sonra cezaevlerinde yaşanan zulmü gözler önüne sermiş yazar. "12 eylül hesaplaşması" dizisinin ikinci kitabı apoletli adalette de cuntanın adaleti yığınları sindirme aracına dönüştürme serüvenini dönemin yargıçlarının, savcılarının, sanıklarının ve avukatlarının tanıklığına dayanarak anlatmaktadır.
  • "12 eylül hesaplaşması" dizisinin üçüncü kitabı olan bizim çocuklar yapamadı ithaki tarafından basılıp raflardaki yerini almıştır.

    tanıtım yazısından:

    "krzysztof kieşlowski, gerçek göz yaşlarından, yani gerçeğin kendisinden korktuğu için belgesel çekmeyi bırakıp sinemaya döndüğünü söylemişti. biraz ilaç, biraz makyaj işte size göz yaşları ve ağlayan bir yüz… oysa gerçek göz yaşları korkutucudur, cevaplanması gereken sorularla, dolayısıyla ahlaki bir sorunla karşı karşıya getirir insanı, tarafsız kalamazsınız gerçeğin karşısında, sizi konum almaya zorlar.

    bizim çocuklar yapamadı böylesi bir konumalışın ürünü. ve ülkemizin 12 eylül 1980’de maruz kaldığı askeri darbenin karanlık yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. ama sadece darbecilerin değil daha çok darbeye maruz kalanların gerçekliğini… sıradan insanlardan, işçilere, işsizlere, köylülere, memurlara, öğretmenlere, öğrencilere, çocuklara ve eşlere varana dek… köylerde, kentlerde, okullarda, üniversitelerde, dağlarda, sokaklarda, nezarethanelerde, cezaevlerinde devrim inancıyla işkencelere, ölümlere meydan okuyan, direnen ya da yenilen devrimcilere ve yapayalnız gençlere varıncaya dek tüm toplumun gerçeğini yakalamaya çalışıyor ertuğrul mavioğlu. yitip gidenin sadece soyut bir tarihsel kesit olmadığını, gerçeğin, yani deneyimin tarihsel bilgiden daha fazla bir şey olduğunu hep hatırlatarak yapıyor bunu…

    bir yandan fatsa’ya, tunceli’ye, diyarbakır’a, artvin’e, ankara’ya, istanbul’a, bursa’ya, almanya’ya uzanıyor nazarınız kitap boyunca, bir yandan da izmir tariş’e itü’ye, odtü’ye, boğaziçi üniversitesi’ne ve çağlayan mahallesi’ne… ama zihninizde hep aynı tarih, 12 eylül 1980, ve aynı sorular: “bu yaşadığımız vahşetin anlamı nedir, niçin bizi buldu ve bundan bir çıkış yolu var mı?”

    ertuğrul mavioğlu, 12 eylül cuntasıyla hesaplaşmasını bizim çocuklar yapamadı isimli bu üçüncü kitabıyla sürdürüyor. alacağını tahsil etmek istiyor bu kanlı cuntadan. ama bu hesaplaşma toplumsal olmadıkça sahici de olamayacak şüphesiz, işte bu nedenle yitip giden o tarihi yeniden canlandırmak, alacağı olanların tümüne can vererek seslerini duyurmak istiyor.

    kulak verin bu “bitmemiş senfoniye”, kimbilir kendi sesiniz de kulağınıza çalınır belki! "

    http://www.ithaki.com.tr/…task=view&id=410&itemid=1
  • (bkz: konumalış)
  • yürüyüş dergisinden:

    "geleceğini satılığa çıkaranların ilk işi"

    ...

    yazarın "bizim çocukları" kimdir? devrimciler olamaz!.. zira kitabında en çok onların düşüncelerini tahrif etmekte, asılsız bir tarih anlatımına girişerek en çok onlara saldırmakta, onlara zarar vermektedir. ki kuşkusuz insan "bizim" dediğine yapmaz bunları. "örgütlü kurallı mücadeleyi savunanlar", "16, 20 yaşlarında sorumluluklar alan çocuklar", "kod adı kullananlar", "bellerinde silahla gezenler",... bunlar mavioğlu'nun "bizim çocukları" değiller.

    onun "bizim çocukları" olsa olsa; örgütsüzlüğe methiye düzen, 12 eylül'de kendi canlarını kurtarmak için halkı ve devrimi terk edip mültecileşen, düzene kapağı atan mücadele kaçkınları ve döneklerdir. zaten kitabında da onları konuşturmuş, direnen ve savaşanları, direniş ve savaşı bugün de sürdürenlere yer ve söz hakkı vermemiştir.

    bir yandan da diyor ki "hayatımın en güzel günleri"... herşey kötü, herşey yanlış, herşey olumsuzdur, karalar, küçümser, küfreder, sonra dönüp der ki, "o günlerimden pişman değilim!"... bu sözler de dönekliğin tül perdesidir. ama her tül perde gibi arkası gözükür. arkada görünen kaçkınlar, döneklerdir. arkada görünen, kendini düzene kanıtlamaya çalışan ve bunun için geçmişine ihanet edip devrime düşmanlık yapanlardır.

    http://www.yuruyus.com/…ish/news.php?h_newsid=4888&
  • ahmet şık ile birlikte 2 ciltlik ithakiden çıkan kırk katır kırk satır adlı kitabı yazan gazeteci, yazar.
  • cezaevi katlıamını eski adalet bakanına aniden sorup bakanın resmen afallamasını gözler önüne seren gazeteci. bu olay an itibariyle ntv ceryan etmektedir. insanlar hangi kimyasal madde ile yakıldığını söylebilir misiniz ? diyince hikmet sami türk dağıldı. insanlar kendini yaktı şeklinde bir cevap yumurtlamıştır.