şükela:  tümü | bugün
  • 1922 kanada doğumlu sosyolog ve yazar. aynı zamanda amerika sosyoloji derneğinin 73. başkanıdır.

    sosyolojide belirli bir nesnel durumun bireylerde değişik öznel yorumlara yol açtığına ve bu durumun sosyal hayatta yaygın bir biçimde görüldüğüne dikkati çeken ve temelde bireye vurgu yapan sembolik etkileşimcilik ekolünün en önemli isimlerinden birisidir. goffman'ın sosyolojiye yaptığı en büyük katkı "dramaturjik bakış açısıyla sembolik etkileşim" konusunda yaptığı çalışmadır.

    goffman'a göre kişiler öz benlikleri yanında sürekli toplumsal etkileşim içinde olan örneğin, baba, öğretmen, eş, öğrenci gibi pek çok kimliğe sahiptirler ve toplumsal ilişkileri içinde bu kimliklerin gerektirdiği rollere uygun hareket ederler. tek başına kaldıklarında ise kendi öz kimliklerine dönerler. bir başka ifadeyle toplumsal etkileşim içinde oldukları her yer insanlar için birer sahnedir.

    yine goffman'a göre bu dramaturjik kimlikler başka insanların duygu ve davranışlarını etkilediği gibi kendisi de başka insanlardan etkilenmektedir.
  • qualitative calismalardan nicin uzak durulmasi gerektiginin en nadide ornegi, osurup osurup ipe dizmekten baska yedigi bir nane de yoktur bu adamin.
  • en azından geçerken şöyle bir dokunmak suretiyle olsa da uyanıkken görülen rüyalardan * bahsettiği için tebrik edilmeli.

    buraya gelenler zaten azbuçuk ingilizce biliyordur olmadı google çeviri iş görür cümleler sade.

    "these flights are characteristically short and not very well organized, although, of course, an individual may spend a great deal of time thus engaged. (surely the total number of manhours a population spends per day in privately pursued fantasy constitutes one of the least examined and most underestimated commitments of its resources [insan gülümsemeden edemiyor, hala bir yandan number of hours demenin ötesine belki gidemiyor ki bilakis tecrübenin anlam düzeninden bahseden bir kitapta üretim verimliliğin diline geçiyor ya olsun].) note, daydreaming presumably occurs in the mind, there being little outward behavioral accompaniment, overt signs of talking to oneself being the principal exception."

    ya da

    "rüya, bütün çektigimiz.
    rüya kahrım, rüya zindan.
    nasıl da yılları buldu,
    bir mısra boyu maceram"
  • dunyayi bir tiyatro sahnesi, insanlari ise birden cok rolu oynayan oyuncular olarak goren sosyolog. ona gore sabit karakterler yoktur coklu roller vardir.
  • stigma'dan sonra en önemli eserlerinden biri olan asylum da heretik yayıncılık tarafından basılacak olan sosyolog.
  • "presentation of self in everyday life" kitabı pek bir sıkıcı olan. yada ben konuya aşina olduğum için bana gitmedi ve sürekli aynı şeyleri okuyormuş gibi hissettim.
  • (bkz: framing)
  • sighard neckel benlik sunumları özelinde söz konusu türden yapay davranışların, yani nesnel duruma göre değişiklik gösteren rollerin kaçınılmaz olarak error vereceğini ileri sürer.

    bu rollerin özellikle her şeyin iç içe geçip birbirine bağlı hale geldiği ve "törensel" nitelikler taşıdığı noktada ortaya çıktığını belirtir: "törensel davranışa katılanlar "kendilerinin buna dahil olmadığı yanılsaması"nı her ne pahasına olursa olsun muhfaza etmeye ne kadar güçlü biçimde zorlanırlarsa, olaylarla aralarına koydukları estetik mesafeyi kaybetme, performansı berbat etme, ufak çaplı bir kişilerararası felaketten muzdarip olma korkuları da o kadar artabilir. kural olarak korku insanın utanca maruz kalma şansını sadece arttırabilir ki soğukluğun azaltması beklenen şey" tam da buna (çekingen olmama durumuna) işaret eder (akt. helmut lethen, soğuk temas, s.166).

    gerçek kesit: yıllar önce taşranın göbeğinde nazım hikmet'i anmak için kısa 'işçi tiyatrosu' gibi bir şey düzenlemiştik. herkes provaları tamamlamış oyunu sahnelemek üzere bekliyordu. bir işçi oyunun sahneleneceği gün herkes gibi giyinmeyi reddetti ve kendine düşen fragmanın sahnelenmesi sırasında kendi fragmanının dışına çıkıp yine nazım üzerine ama bu kez kendi fikirlerini söylemeye başladı. stresten ya da korkudan değil, herkesin senaryoya uygun şekilde davranmasına duyduğu tepkiden böyle yaptığını söyledi.